Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/3858 E. 2012/8017 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/3858
Karar No
2012/8017
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :559-622 Davacı, yersiz ödenen aylıkların tahsili için yürütülen takibe itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davacı avukatı ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacı Kurum avukatının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- 5434 sayılı Kanun kapsamında 01.10.1986 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davalıya 01.02.1996 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında ikinci yaşlılık aylığı bağlanarak 19.02.2008 tarihine kadar ödenmeye devam edilmekte iken davalının SSK’dan aldığı aylığı, davalıya bağlanan her iki aylıkta da tahsise esas sigortalılıktan sayılan 1259 günlük sigortalılığın iptali ve buna bağlı olarak kalan süre yönünden SSK’dan aylığa hak kazanamadığından davalının SSK’dan aldığı yaşlılık aylığı başlangıçtan itibaren aylığı iptal edilerek 01.02.1996-19.02.2008 tarihleri arasında yersiz ödenen 34.568,37 TL. aylığın faizi ile birlikte tahsili için yapılan icra takibine davalının süresinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı defi dikkate alınarak, öncesinin zamanaşımına uğradığından bahisle 14.05.2003-19.02.2008 tarihleri arasında ödenen aylıklar toplamı olan 25.402,36 TL ile takip tarihine kadar işlemiş faizi olan 6.303,96 TL yönünden itirazın iptaline, fazlaya ilişkin ve alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden bahisle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96. maddesindeki, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” düzenlemesi üzerinde durma gereği de bulunmaktadır. Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır. Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesiyle getirilen düzenleme, sebepsiz zenginleşmede iade konusuna ilişkin özel bir düzenleme olup; zamanaşımı hükmü olarak nitelenmesine olanak bulunmamaktadır. Maddenin genel hükümlere atfı, 5510 sayılı Yasanın 97. ve diğer maddelerinde zamanaşımı konusunda özel bir düzenlemenin yer almamış olduğu durumlarda zamanaşımı konusunun, genel hükümlerden hareketle çözümünü gerektirmektedir. İade borcunun kapsamı davalının aylığın bağlanmasında iyi niyetli olup olmadığına göre değişmektedir. Davalı, kötü niyetli ise iktisap ettiği aylıkları ister elinden çıkarsın isterse çıkarmasın faizi ile birlikte iade etmesi gerekir. Davalı iyi niyetli ise, ödenen aylıklar Borçlar Kanununun 63. maddesine göre geri alınamaz. Davalının, Kurumu yanıltarak kendisine her ikisinden de tam aylık ödenmesini sağlamış olduğunun kabulü durumunda, iyi niyetli olmadığı, davalının kendisinden beklenebilecek bilgi akışını sağladığının kabulü halinde ise kötü niyetli olmadığı sonucuna varılacak ve değerlendirme yapılacaktır. Davalının yersiz ölüm aylıklarından kaynaklanan iade borcunun kapsamı, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmü uyarınca belirlenmesi gereği üzerinde durulmaksızın, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. Kabule göre de; talep edilen alacağın likit olduğu gözetilmeksizin icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olması isabetsizdir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/3858, K. 2012/8017, T. 07.05.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-3858-e-2012-8017-k-83b41f827723