Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/2992 E. 2012/14573 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/2992
Karar No
2012/14573
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/17-2010/787

Davacı, Emekli Sandığı ve SSK kapsamındaki hizmetlerin birleştirilmesi talebinin reddine dair Kurum işleminin iptali ile anılan hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle intibakının yapılmasını ve emekli aylığının birinci dereceden bağlanmasını, sigortalı olarak çalışılan sürelerin intibakta değerlendirilmemesi halinde ise ödenen sigorta primine göre kısmi emekli aylığı hesaplanıp esas emekli aylığına bağlanmasına ve eşitlik ilkesine aykırı olan 5698 sayılı yasanın iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını istemiştir. Mahkeme; yazılı gerekçelerle davanın reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Mahkemelerin görevi ve yargı yolu "yasa" ile belirlenmiş olup, kamu düzenine ilişkin olduğundan yargılamanın her safhasında mahkemece resen nazara alınır.(HMK 1. Madde) Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacıya, sadece Emekli Sandığı hizmetlerine istinaden 15.03.2003 tarihi itibariyle 5434 sayılı yasaya göre emekli aylığı bağlandığı, 01.06.2004 tarihi itibariyle 506 sayılı yasa kapsamında zorunlu SSK’lı olarak çalışmaya başlaması nedeniyle de Emekli Sandığından bağlanan aylığın 5277 sayılı Bütçe Kanununun 25/f maddesi gereğince kesildiği, 01.01.2005-03.08.2009 arası dönemde 1640 gün zorunlu SSK kapsamında prim ödemesi bulunan davacıya, 03.08.2009 tarihinde anılan işyerinden ayrılması üzerine ise SSK primleri dikkate alınmaksızın, Emekli Sandığı’ndan bağlanan önceki emekli aylığının aynen ve yeniden bağlandığı, söz konusu SSK’lı sürelerin Emekli Sandığı hizmetleriyle birleştirilip birinci derecen emekli aylığı bağlanmasına veya ödenen SSK primlerine göre kısmi emekli aylığı hesaplanıp mevcut emekli aylığına eklenmesine yönelik 25.08.2009 tarihli davacı talebinin, Kurumca, 2829 sayılı yasanın (b) bendinin son bendinde yer alan “Ancak, Kurumlardan birinden aylık bağlanmış (malullük ile vazife malullüğü aylığı bağlananlardan kontrol muayeneleri sonunda aylığı kesilmiş bulunanlar hariç) veya aylık alma haklarını kaybetmiş olanların, söz konusu devrelere ait hizmet süreleri yapılacak birleştirmede dikkate alınmaz.” hükmü gerekçe gösterilerek reddedildiği, mahkemece de; 2929 sayılı yasanın 5. maddesinin son paragrafındaki düzenleme uyarınca SSK ve Emekli Sandığı hizmetlerinin birleştirilemeyeceği, SSK primlerine dayalı kısmi aylık istemi yönünden ise 506 sayılı yasanın Geçici 81/C maddesinde öngörülen 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim sayısına ilişkin tahsis şartlarının gerçekleşmediği belirtilerek davanın reddine hükmedilmiştir. İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulamasından doğan uyuşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür. Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; dava konusu uyuşmazlık 5434 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğundan, uyuşmazlığın çözümünde ne 506 sayılı Kanun ne de 5510 sayılı Kanun’un uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli değildir. Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, davanın, görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya olup, bozma nedenidir. O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/2992, K. 2012/14573, T. 11.09.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-2992-e-2012-14573-k-1e9eb9c858a5