Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2011/19817 E. 2012/17235 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/19817
Karar No
2012/17235
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/579-2011/535 Dava, hizmet süresinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1. maddesi hükmünde, “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı, 02.09.1971 tarihli ve 1479 sayılı, 17.10.1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga 17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı, 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20'nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” düzenlemesinin yer alması ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi ile 5510 sayılı Yasanın 86. maddesi olduğu kabul edilmelidir. Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin, yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Davacı, davalı işveren nezdinde 01.12.2006 – 31.05.2008 tarihleri arasındaki ve 01.11.2008 – 31.05.2009 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, talep döneminde komşu işyeri çalışanları olup olmadığı araştırılmadan, dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak, davanın kabulüne karar verilmiş ise de; çalışma olgusu konusundaki yapılan araştırma, hüküm kurmaya yeterli değildir. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında; davacının, dava konusu dönemdeki çalışmasının gerçekliği, işin, işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; davacının çalışmasının bulunduğu işyerinin, davalı şirket dışında ayrı bir vergi dairesine kaydının bulunup bulunmadığı, vergi kaydının bulunması halinde dava dönemi içerisinde kaydın olup olmadığı araştırılmalı, İzmir Ticaret Sicil Memurluğunda davalı şirkete ilişkin şube, satış mağazası, satış noktası gibi satış yerlerine ait kaydın bulunup bulunmadığı ile Bursa Ticaret Sicil Memurluğundan davalı şirketin dava konusu dönem içerisinde İzmir ilinde şube, satış mağazası, satış noktası gibi satış yerlerine ait kayıt veya kararın olup olmadığı sorulmalı, davalı şirkete ait İzmir ilinde dava döneminde telefon, internet gibi aboneliklerin bulunup bulunmadığı ile dava döneminde işyerinin su ve elektrik aboneliklerinin kimin üzerine kayıtlı olduğu tespit edilmeli, işyerinin davalı işveren tarafından devir alınıp alınmadığı araştırılmalı, talep dönemine ilişkin işyeri kayıtları getirtilerek ve davacı isticvap edilerek kurs verilen öğrenciler tespit edilip, davacının çalışmasına ilişkin bilgi ve görgülerine başvurulmalı, dava konusu dönemde aynı yörede benzeri işleri yapan kişiler ile komşu bina sakinleri resen zabıta marifetiyle saptanarak, çalışmaların varlığı, süresi ve kesintili olup olmadığı yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, toplanan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir. Anılan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan... Gıda Mad. İth. Ve İhr. Paz. San ve Ltd. Şti.'ne iadesine, 02.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2011/19817, K. 2012/17235, T. 02.10.2012, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-hukuk-dairesi-2011-19817-e-2012-17235-k-5692287985d9