Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/23281 E. 2025/7350 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2023/23281
Karar No
2025/7350
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 28.02.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 30.10.2023 tarihli ve 2023/11392 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/119417 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/119417 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sanığın daha önceki 11.04.2016 tarihli eylemi sebebiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2016 tarihli ve 2016/14699 soruşturma, 2016/355 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesini müteakip, şüphelinin denetime uymamakta ısrar ettiğinden bahisle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2017 tarihli ve 2016/14699 soruşturma 2017/7777 esas, 2017/6102 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/613 esas, 2018/7 sayılı kararı ile mahkumiyetine karar verildiği, 5237 sayılı Kanun’un 191/5. maddesinde yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli kararına konu suç tarihinin 07.04.2017 olduğu, sanığın daha önceki 11.04.2016 tarihli eylemi sebebiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2016 tarihli ve 2016/14699 soruşturma, 2016/355 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sonrasında işlendiği anlaşılan 07.04.2017 tarihli eylemine konu suçun, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle aynı maddenin 4. fıkrası kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu cihetle, eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir" Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/84 Esas ve 2018/875 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Şüpheli hakkında, 07.04.2017 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 08.01.2018 tarihli ve 2017/9843 Soruşturma, 2018/386 Esas, 2018/305 sayılı iddianamesi ile Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesine, 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 08.11.2018 tarihli ve 2018/84 Esas, 2018/875 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. B. Dayanak Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/613 Esas ve 2018/7 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında, 11.04.2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2016 tarihli ve 2016/14699 Soruşturma, 2016/355 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun’un 191/3. maddesi gereğince bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, 2. Yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2017 tarihli ve 2016/14699 Soruşturma, 2017/7777 Esas, 2017/6102 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 3. Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/613 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve 2018/171 Esas, 2019/114 Karar sayılı "düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı ile kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlal sebebi sayılmakta, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4-a maddesinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı nitelikteki eylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Somut olayda; Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2016 tarihli ve 2016/14699 Soruşturma, 2016/355 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sonrasında işlendiği anlaşılan 07.04.2017 tarihli uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma eyleminin, yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle Kayseri Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz dosyasının 12.01.2017 tarihinde kapatılmasından sonra işlendiği, yani kovuşturma şartı olan "ısrar" şartı gerçekleştikten sonra ancak henüz 02.08.2017 tarihli iddianame düzenlenmeden önce işlenmiş olan 07.04.2017 tarihli eylem zincirleme suç oluşturacaktır. Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmesi, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 11.01.2018 tarihli ve 2017/613 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararı ile sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin 14.02.2019 tarihli ve 2018/171 Esas, 2019/114 Karar sayılı "düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı ile kesinleştiği dikkate alınarak, Mahkemesince, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uyarınca hüküm kurulup, evvelce kesinleşen Kayseri 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/613 Esas, 2018/7 Karar sayılı kararında belirlenen cezanın mahsup edilmesi ve aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi, değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.11.2018 tarihli ve 2018/84 Esas, 2018/875 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2023/23281, K. 2025/7350, T. 30.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2023-23281-e-2025-7350-k-c65adfc27e95