Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/22154 E. 2025/5778 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/22154
- Karar No
- 2025/5778
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/423 E., 2021/649 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin 18.06.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.10.2023 tarihli ve 2023/17929 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/109831 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/109831 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Sanığın işlemiş olduğu aynı neviden bir başka suçundan dolayı Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 sayılı mahkûmiyet kararının, Ankara Bölge Adliye Mahkmesi 3. Ceza Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2017/327 Esas, 2017/622 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmiş bulunması karşısında, kanun yararına bozma incelemesine konu edilmesine kanunî imkân bulunmamakla birlikte, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi kapsamındaki itiraz hususunun merciince değerlendirilmesi gerektiği düşünülerek yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, somut olayda, iş bu incelemeye konu Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/423 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 2110.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.01.2014 olduğu, Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.122016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 25.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.12.2013 olduğu, her iki suçun da 10.12.2013 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiğinin anlaşıldığı, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında iki ayrı mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve 2020/423 Esas, 2021/649 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 21.10.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2014 tarihli ve 2014/7258 Soruşturma, 2014/3089 Esas, 2014/1452 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Ankara (Kapatılan) 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.06.2014 tarihli ve 2014/162 Esas, 2014/505 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.06.2014 tarihinde kesinleştiği, 3. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, 29.03.2016 tarihinde tensip zaptı düzenlenerek yapılan yargılama sonucunda Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2017 tarihli ve 2016/505 Esas, 2017/24 Karar sayılı kararı ile, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 10 ay hapis cezasının 5271 sayılı CMK 231/5. maddesi hükümlerine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına, denetim süresince herhangi bir yükümlülüğe tabi tutulmasına yer olmadığına karar verildiği, kararın 22.02.2017 tarihinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği, 4. İhbar üzerine, Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 29.03.2021 tarihli ve 2020/423 Esas, 2021/649 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen hüküm açıklanarak, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, B. Dosya arasında bulunan Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; 1. Şüpheli hakkında, 25.09.2013 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2013 tarihli ve 2013/150955 Soruşturma, 2013/43476 Esas, 2013/20305 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Ankara (Kapatılan) 22. Sulh Ceza Mahkemesinin 13.05.2014 tarihli ve 2014/46 Esas, 2014/443 Karar sayılı kararı ile, 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi gereğince tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararın 18.06.2014 tarihinde kesinleştiği, 3. Yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı kararı ile, suç tarihine göre lehine olan 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/1. maddesi, aynı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, 4. Mahkûmiyet kararının istinaf edilmesi üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkmesi 3. Ceza Dairesinin 11.05.2017 tarihli ve 2017/327 Esas, 2017/622 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, Anlaşılmıştır. C. Dosyalar kapsamına göre; Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve 2020/423 Esas, 2021/649 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 21.10.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.01.2014 olduğu, Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı dosyasındaki suç tarihinin 25.09.2013, iddianame düzenleme tarihinin 10.12.2013 olduğu, her iki suçun da ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve eylemler arasında hukuki kesinti olmadığı, her iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından, dosyaların birleştirilmesi ve 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri kapsamında değerlendirme yapılması gerektiği ancak Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı kararının 11.05.2017 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği için dosyaların birleştirilmesinin mümkün bulunmadığı, Zincirleme suça dâhil olan bir suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiş ise, zincirleme suça konu ikinci suçla ilgili olarak mahkemece; kesinleşen hükme konu eylem de gözönüne alınarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle hüküm kurulması, kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan indirilmesi, böylece yargılaması devam eden suça ilişkin cezanın belirlenmesi gerektiği dikkate alındığında, Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen zincirleme suç hükümleri uyarınca hüküm kurulup, evvelce kesinleşen Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı kararında belirlenen cezanın mahsup edilmesi ve aradaki fark kadar ek cezaya hükmolunması suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. D. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi; "Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay Ceza Dairesi doğrudan hükmeder." şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2021 tarihli ve 2020/423 Esas, 2021/649 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirdiği belirlendiğinden; Hüküm fıkrasının 2. bendinin son cümlesinden sonra gelmek üzere, "Sanığın incelemeye konu 21.10.2013 tarihli eylemini ve Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı karar sayılı kararına konu 25.09.2013 tarihli eylemini suç tarihlerine göre zincirleme şeklinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca, takdiren ¼ oranında artırım yapılarak, sanığın 12 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, sonuç cezadan evvelce kesinleşen Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/305 Esas, 2016/530 Karar sayılı kararı ile hükmedilen 10 ay hapis cezasının mahsubu ile 2 AY 15 GÜN FARK CEZANIN İNFAZINA" şeklindeki ibare eklenmek suretiyle DEĞİŞTİRİLMESİNE, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2025 tarihinde karar verildi.