Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2023/13516 E. 2024/25479 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/13516
- Karar No
- 2024/25479
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, 62/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin 02.01.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 2022/29570 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63260 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63260 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14. maddesinin birinci fıkrasında "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır.” ve ikinci fıkrasının da "Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, somut olayda İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 02.12.2013 tarihli ve 2013/8454 DS sayılı uyarı yazısının 16.01.2014 tarihinde sanığın aynı konutta mûkim babası olan imzasına tebliğ edildiği, dosya içerisinde bulunan Askerlik Şubesi Başkanlığınca düzenlenen 24.04.2014 tarihli belgeye göre sanığın tebliğ tarihinde askerlik görevini yaptığının anlaşılması karşısında, tebligat tarihinde asker olduğu anlaşılan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen usûle uyulmadan yapılan tebligatın geçersiz olduğu,
Sanığın yükümlünün erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi gerektiği, yükümlünün fiilinin ısrar olarak değerlendirilebilmesi için en az 2 kez ihtar yapılmış olması ve yükümlünün usulüne uygun 2 haklı ihtara rağmen davete icabet etmemesi veya başka herhangi bir şekilde haberdar olmasına rağmen ısrarla denetime uymaması gerektiği, somut olayda 1. uyarı yazısının belirtildiği üzere usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu haliyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan davada "kovuşturma şartı" olan "ısrar koşulu"nun gerçekleşmediği, bu nedenle kamu davasının durmasına dair karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. "
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
A. Şüpheli hakkında, 13.06.2007 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ümraniye Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2008 tarihli ve 2007/14925 Soruşturma, 2008/9342 Esas, 2008/2731 sayılı iddianamesi ile Ümraniye 2. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Dosyanın devredildiği İstanbul Anadolu 13. Sulh Ceza Mahkemesinin 29.03.2013 tarihli ve 2008/1429 Esas, 2013/514 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/2.maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın, mercii İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.06.2013 tarihli ve 2013/238 Değişik iş sayılı "itirazın reddi" kararı ile 07.06.2013 tarihinde kesinleştiği, tedbirin infazı için 22.07.2013 tarihinde İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 05.09.2013 tarihli ve 2013/8454 DS sayılı çağrı yazısının 13.09.2013 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi üzerine sanığın Müdürlüğe başvurduğu, 26.09.2013 tarihinde İnfazda Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, 28.10.2013 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle uyarılmasına karar verildiği, 02.12.2013 tarihli uyarı yazısının önce bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, sanığın askerde olduğundan bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine bu kez MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.01.2014 tarihinde sanığın askerde olduğu da belirtilmek suretiyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, sanığın askerde olduğunun anlaşılması üzerine Müdürlükçe, Askerlik Şubesinden terhis tarihinin sorulduğu, Askerlik Şubesi Başkanlığının 24.04.2014 tarihli cevabi yazısında, sanığın "05.11.2013 tarihinde askere sevk edildiği, 31.01.2014 tarihli askerliğe elverişli değildir raporuyla 31.01.2014 tarihinde terhis edildiği" hususunun belirtildiği, bunun üzerine, 21.05.2014 tarihli uyarılı çağrı yazısının 09.06.2014 tarihinde aynı konutta kardeşi imzasına tebliğ edildiği, sanığın Müdürlüğe başvurduğu,17.06.2014 tarihinde İnfazda Uyulması Gereken Kurallar Formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, sanığın hastaneye başvurmaması ve 17.07.2014 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 22.07.2014 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verilerek 20.08.2014 tarihinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği,
D. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine dosyanın ele alınarak, İstanbul Anadolu 53. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 17.12.2014 tarihli ve 2014/756 Esas, 2014/461 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun ile değişik 191/1. maddesi, 62/1 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 14/1. maddesinde; "Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır." ve ikinci fıkrasında "Yukarıdaki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır." düzenlemelerinin yer aldığı, somut olayda; İstanbul Anadolu Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 02.12.2013 tarihli uyarı yazısının önce bilinen adresine tebliğe çıkarıldığı, sanığın askerde olduğundan bahisle bilatebliğ iade edilmesi üzerine bu kez MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 16.01.2014 tarihinde sanığın askerde olduğu da belirtilmek suretiyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, dosya arasında bulunan Fatih Askerlik Şubesi Başkanlığının 24.04.2014 tarihli belgeye göre sanığın tebliğ tarihinde askerlik görevini yaptığının anlaşılması karşısında, tebligat tarihinde asker olduğu anlaşılan sanığa 7201 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen usûle uyulmadan yapılan tebligatın geçersiz olduğu, ancak;
Müdürlükçe, Askerlik Şubesinden terhis tarihinin sorularak tebliğ tarihinde sanığın askerde olduğunun anlaşılması üzerine, 21.05.2014 tarihli uyarılı çağrı yazısının 09.06.2014 tarihinde aynı konutta kardeşi imzasına usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın Müdürlüğe başvurduğu, 17.06.2014 tarihinde yeniden hastaneye sevkedildiği, sanığın hastaneye başvurmaması ve 17.07.2014 tarihli vaka sorumlusu görüşmesine katılmaması nedeniyle İnfaz İşlemleri Değerlendirme Komisyonunun 22.07.2014 tarihli kararı ile dosyanın kapatılmasına karar verildiği, suç tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanun'la değişik 191/5. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilme koşullarının bu yönüyle oluştuğu, kararın Kanun'a uygun olduğu anlaşıldığından, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmemiş, istemin reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.12.2024 tarihinde karar verildi.