Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2022/14920 E. 2023/11593 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2022/14920
Karar No
2023/11593
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/522 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 25.05.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 28.09.2022 tarihli ve 2022/8499 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127824 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.11.2022 tarihli ve KYB-2022/127824 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Sanığın evvelce 06.04.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak eylemi sebebiyle yapılan soruşturma evresi neticesinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.06.2015 tarihli ve 2015/70795 soruşturma, 2015/3080 sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süreyle ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/501 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararı ile ısrar şartının oluşmadığından bahisle kamu davasının durmasına karar verildiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, durma kararı sonrasında işlendiği anlaşılan iş bu incelemeye konu mahkumiyet kararına ilişkin olan 12.10.2017 tarihli eylemin, denetim süresi içerisinde işlenmesi nedeniyle aynı maddenin dördüncü fıkrası kapsamında erteleme kararının ihlali niteliğinde olduğu cihetle, eylemin müstakil bir suç oluşturmayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 12.10.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2017 tarihli ve 2017/175951 Soruşturma, 2017/35366 Esas, 2017/25059 sayılı iddianamesi ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, 53 üncü maddesi ve 58 inci maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda, İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.02.2018 tarihli ve 2017/522 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 25.05.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. B. İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/501 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararının incelenmesinde: Şüphelinin 06.04.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2015 tarihli ve 2015/70795 soruşturma, 2015/3080 sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle erteleme kararının kaldırılarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 03.11.2015 tarihli ve 2015/70795 Soruşturma, 2015/39086 Esas, 2015/32713 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/501 Esas, 2016/191 Karar sayılı kararı ile, ısrar şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın durmasına karar verildiği, durma kararının itiraz edilmeksizin 19.04.2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. C. Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin kararının incelenmesinde: 1. Sanık hakkında, 11.10.2012 tarihli aynı nitelikteki suçu nedeniyle Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2013 tarihli ve 2013/2168 Esas sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, 2. Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2014/2745 Esas, 2015/1044 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 15.09.2015 tarihinde kesinleştiği, 3. İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 27.02.2018 tarihli kararı ile ihbarda bulunulması üzerine; Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.09.2019 tarihli ve 2018/309 Esas, 2019/483 Karar sayılı kararı ile, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu,

4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 07.10.2020 tarihli ve 2019/3785 Esas, 2020/1891 Karar sayılı kararı ile, basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verildiği, 5. Bozmadan sonra, Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/500 Esas, 2021/129 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 20.12.2021 tarihli ve 2021/1803 Esas, 2021/3005 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Anlaşılmıştır. D. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6545 sayılı Kanun) 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a (5320 sayılı Kanun) eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrasında yer alan; "Bu Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." amir hükmü ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz." şeklindeki ve dokuzuncu fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır" şeklindeki düzenlemeler birlikte dikkate alındığında, Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2014/2745 Esas, 2015/1044 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5320 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre verildiği, sanığın 12.10.2017 tarihli eylemini Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesince zorunlu olarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde gerçekleştirmesi nedeniyle, 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapma yasağı bulunduğu ve bu suçun sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlâli sayılabileceği, kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan 12.10.2017 tarihli eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca "düşme" kararı verilip Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi, kısmen değişik gerekçe ile yerinde görülmüştür.

Mahkemesince "düşme" kararı verilip ihbarda bulunulması gerekmekte ise de; Gaziosmanpaşa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2021 tarihli ve 2020/500 Esas, 2021/129 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 20.12.2021 tarihli ve 2021/1803 Esas, 2021/3005 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddi kararı ile kesinleştiği gözetilerek yeniden ihbarda bulunulmayıp yalnızca düşme kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 27.02.2018 tarihli ve 2017/522 Esas, 2018/146 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2022/14920, K. 2023/11593, T. 25.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2022-14920-e-2023-11593-k-b096a2df2274