Yargıtay · 10. Ceza Dairesi

Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2021/2139 E. 2022/13080 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
10. Ceza Dairesi
Esas No
2021/2139
Karar No
2022/13080
Karar Tarihi

Mahkeme : İSTANBUL Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi Suç : Uyuşturucu madde ithal etme Hükümler : 1- Mahkûmiyet; Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/301 esas ve 2020/239 sayılı kararı 2- İstinaf başvurusunun esastan reddi; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 17/12/2020 tarih, 2020/3559 esas ve 2020/2742 sayılı kararı Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanık müdafiinin temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteminin, 08/03/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 299/1-1. cümlesine getirilen değişiklik uyarınca takdiren reddine karar verilerek duruşmasız inceleme yapılmıştır. CMK'nın 288. ve 294. maddelerinde yer alan düzenlemeler ile 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri dikkate alınarak sanık müdafiinin dilekçesindeki temyiz sebeplerinin hükmün hukuki yönüne ilişkin olduğu belirlenerek anılan sebeplere bağlı olarak yapılan incelemede, Sanık hakkında uyuşturucu madde ithal etme suçundan kurulan hükme ilişkin istinaf talebinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin kararı hukuka uygun bulunduğundan sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz isteklerinin CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 28/02/2019 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7165 sayılı Kanunun 8. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca dosyanın Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesine; kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmesine, 12/12/2022 tarihinde Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY GEREKÇESİ 09.02.2019 tarihli Arama ve Olay Tespit Tutanağına göre, 08.02.2019 günü saat 18:58'de binek aracıyla Türkiye'ye giriş yapmak üzere, İpsala Gümrük Sahasına gelen Arnavutluk uyruklu sanık ...'dan şüphelenilmesini müteakiben araçta yapılan x-ray taramasında şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine gerçekleştirilen detaylı arama neticesinde, 17074 gram esrar maddesi ele geçirilmiş, sonrasında Cumhuriyet savcısına bilgi verilerek sanık gözaltına alınmıştır. Yapılan yargılama neticesinde Edirne 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/239 sayılı kararıyla, sanığın uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçundan dolayı TCK'nın 188/1 ve 62. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına hükmolunmuş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2020/2742 sayılı kararıyla da istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Olay tutanağı ve dosyada mevcut diğer belgeler incelendiğinde, İpsala Gümrük Giriş Kapısında yapılan işlemler sırasında sanığın aracında yapılan arama neticesinde uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, görevlilerin müdahalesi nedeniyle sanığın aracında bulunan uyuşturucu maddeyi gümrükten geçiremediği, dolayısıyla sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunun tamamlanmadığı ve teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır. Doktrinde ithal, "uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin maddeten, Türkiye'nin siyasi sınırlarının herhangi bir yerinden sokulması" (Erman/Özek'ten aktaran: Birsen Elmas, Uyuşturucu ve Uyarıcı Madde Suçları, Adalet Yayınevi, Ankara 2020, s. 63) olarak tanımlanmakla birlikte, gümrük (sınır) kapılarının bulunduğu yerlerde uyuşturucu maddenin Türkiye'ye sokulabilmesi için gümrük kontrol noktasından herhangi bir şekilde geçirilmesi gereklidir. Gümrük kontrolünün amaçlarından biri kaçak veya yasak eşyanın ülkeye girişinin önlenmesi olup, gümrük işlemleri sırasında uyuşturucu veya uyarıcı maddenin polis ya da gümrük görevlisi gibi yetkililer tarafından yakalanması halinde, maddenin ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, ithal suçunun tamamlandığından söz edilemez. Zira uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme, esas itibariyle maddenin ülkeye sokulduktan sonra satılması, satışa arz edilmesi ya da başkalarına verilmesi gibi kullanmak amacı dışındaki eylemlerin icrasına yönelik olarak işlenen bir suç olup, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin gümrük işlemleri sırasında yakalanması halinde, elverişli hareketlerle doğrudan doğruya ithal suçunun icrasına başlayan failin elinde olmayan nedenlerle, uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ülkeye sokulmasına engel olunarak ithal suçunun tamamlanması veya aynı zamanda maddenin ülke içinde satışı, satışa arz edilmesi ve başkalarına verilmesi gibi tasarruflarda bulunulması önlenmektedir. Yukarıda açıklanan görüş doktrinde de bir kısım yazarlar tarafından benimsenmektedir. Örneğin İltaş, "Gümrük kapısı olan yerler bakımından suça konu olan ve saklanan/bildirilmeyen maddenin gümrük işlemleri sırasında yetkililer tarafından yakalanması halinde failin tamamlanmış ithal suçundan dolayı değil de ithal suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılması gerektiği" görüşündedir (... İltaş, Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti Suçu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2020, s. 192). Savaş/Mollamahmutoğlu'na göre de, "İthal suçu: maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yabancı ülkeden yurda gümrükte saklanarak veya beyan edilmiyerek sokulması ile tamamlanır. Fail gümrükte işlemler sırasında yakalanmış ise suç tamamlanmamıştır. Eylem ... teşebbüs derecesinde kalmıştır." (Vural Savaş - Sadık Mollamahmutoğlu, Türk Ceza Kanununun Yorumu, 3. Cilt, Seçkin Yayınevi, Ankara 1999, s. 3609 - 3610). Somut olayda, sanığın Türkiye'ye giriş yaparken aracında gizlediği uyuşturucu madde gümrük işlemleri sırasında görevliler tarafından yapılan aramada ele geçirilmiştir. Dolayısıyla, görevlilerce uyuşturucu maddenin gümrükten geçirilmesine ve ülkeye sokulmasına engel olunduğundan, sanık elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icrasına başladığı uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçunu, elinden olmayan nedenlerle tamamlayamamış ve işlediği suç teşebbüs aşamasında kalmıştır. Böyle bir durumda suçun tamamlanmış olduğunun kabul edilmesi; yurt dışından getirdiği uyuşturucu maddeyi gümrük kontrolünden herhangi bir şekilde geçiren kişilerle, görevlilerin kontrolünü aşamaması nedeniyle maddeyi gümrükten geçiremeyen kişilerin aynı hukuki statüye tabi tutulması anlamına geleceği gibi; gümrük görevlilerinin resmi vazifelerini icra ederken yaptıkları uyuşturucu maddeyi ele geçirme işlemine, gereken hukuki değerin verilmemesi sonucuna yol açacaktır. Bu itibarla; sanığın işlediği uyuşturucu veya uyarıcı madde ithal etme suçu teşebbüs aşamasında kaldığından, sanık hakkında TCK'nın 188/1. maddesi uyarınca tayin edilen cezadan TCK'nın 35. maddesi uyarınca indirim yapılması gerekirken, sanığın eylemi tamamlanmış suç olarak kabul edilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır. Öte yandan; sanık aşamalarda uyuşturucu maddeyi Yunanistan'dan Türkiye'ye getirmek üzere kendisine veren kişilerin Georgios Asimakis ve Yannis isimli şahıslar olduğunu, bu kişilerin kendisini ve ailesini tehdit etmeleri nedeniyle suçu işlediğini beyan ederek, adı geçen kişilerle ilgili adres ve mesajlaşma bilgileri gibi veriler sunmuş; ayrıca konuyla ilgili olarak İpsala Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Sanığın verdiği bilgilerin araştırılması gereken somut bilgiler olduğu anlaşılmakla, 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu çerçevesinde, adlî yardımlaşma yoluyla Yunanistan makamlarından söz konusu hususlarda gerekli bilgilerin temin edilmesi ve ilgili kişilerin ifadelerinin alınmasının talep edilmesi, ayrıca İpsala Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın neticesinin -delillerin yabancı ülkede bulunması nedeniyle temin edilmesinin daha fazla zaman alabileceği gözetilerek- daha uzun süre beklenmesi ve sonucuna göre sanık hakkında TCK'nın 192/3. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken; mezkur soruşturmanın sonucu makul süre beklenmeden ve eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; sanık hakkında ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2020/2742 sayılı hükmünün bozulmasına karar verilmesi yerine, Bölge Adliye Mahkemesi hükmüne yönelik temyiz isteminin esastan reddine ilişkin çoğunluk kararına iştirak etmiyorum. 12.12.2022

Atıf: Yargıtay 10. Ceza Dairesi, E. 2021/2139, K. 2022/13080, T. 12.12.2022, www.arakarar.com/karar/yargitay-10-ceza-dairesi-2021-2139-e-2022-13080-k-4c72f9e035b7