Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/6638 E. 2023/10046 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/6638
- Karar No
- 2023/10046
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli ve 2015/13 Esas, 2015/434 Karar sayılı kararı ile sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 5 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, hükümlerin onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebebi özetle; mahkûmiyete yetecek kesin delil bulunmadığından beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Mahkûmiyete yetecek kesin delil bulunmadığına, 2. Lehe hükümlerin uygulanmadığına, İlişkindir. C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Sanığın gıyabında hüküm kurularak savunma hakkının kısıtlandığına, 2. Mahkûmiyete yetecek kesin delil bulunmadığına, 3. Etkin pişmanlık hükümleri uygulanması gerektiğine, İlişkindir. D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Atılı suç sanık tarafından işlenmediğinden beraat kararı verilmesi gerektiğine, 2. Mahkûmiyete yetecek kesin delil bulunmadığına, 3. Müdafisiz dinlenmek ve son söz verilmemek suretiyle savunma hakkının kısıtlandığına, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Sanıklar Kadir ve ... yönünden; 31.03.2009 tarihinde, hakkında ayrıca kovuşturma yapılıp mahkûmiyet kararı verilen Bülent'te esrar elde etmeye elverişli kenevir bitkisi ele geçirildiği; iletişimin tespiti çözüm tutanakları içeriğine göre Bülent ile sanıklar Kadir ve ... arasında uyuşturucu maddenin nakline ilişkin görüşmeler bulunduğu, görüşmelerin uyuşturucu maddenin teminine ilişkin olduğu, suç konusu uyuşturucu maddenin sanıklar Kadir ve ...'a getirilmek üzere nakledildiği gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır. Sanıklar Şakir ve Zakir yönünden; 10.08.2009 tarihinde, hakkında ayrıca kovuşturma yapılıp mahkûmiyet kararı verilen Aslan'ın teslim aldığı kargo paketinden esrar elde etmeye elverişli kenevir bitkisi ele geçirildiği; iletişimin tespiti çözüm tutanakları içerikleri, sanık ...'in soruşturma aşamasındaki ifadelerine göre, suç konusu uyuşturucu maddenin sanık ... tarafından gönderildiğinin anlaşıldığı, uyuşturucu maddenin satışının sanık ... tarafından yapılacağı, bu sanığın talimatı doğrultusunda uyuşturucu maddenin nakledildiği ve karşılığında 2.000,00 TL'nin Aslan'a gönderildiği gerekçesiyle sanıklar Şakir ve Zakir'in mahkûmiyetlerine, Sanıkların dosya kapsamından anlaşılan olumsuz sosyal ilişkileri dikkate alınarak ve gerektirici başkaca da bir sebep görülmediğinden 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmamasına, IV. GEREKÇE A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçeli kararın başlık kısmında, tutuklama tarihinin gösterilmemesi, mahallinde giderilmesi mümkün eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, savunma hakkının kısıtlanmasının söz konusu olmadığı, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki husus dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. Sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca taksitlendirilmesine ve taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilmesine karar verildikten sonra kararda “ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği” belirtilmeyerek 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı davranıldığı değerlendirilmiş; ancak bu hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. B. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 29.10.2021 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, hükmün verildiği 13.10.2015 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı Kanun'un 150 nci maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka aykırı görülmüştür. D. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Sanık ...'in, 30.03.2009 tarihli eylemi sanık ... ile birlikte gerçekleştirdiğinin kabul edilmesi ve sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle bozulmasına karar verilmesi karşısında, aralarındaki hukuki bağlantı nedeniyle delillerin bir bütün halinde değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunduğu kanaatine varılmıştır. V. KARAR A. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli ve 2015/13 Esas, 2015/434 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesi gereği hüküm fıkrasının sanığa verilen adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kısmına “.... tamamının tahsiline” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmündeki hukuka aykırılığın DÜZELTİLEREK, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, B. Sanık ..., ... ve Kadir Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçenin (B), (C) ve (D) bölümlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2015 tarihli ve 2015/13 Esas, 2015/434 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafileri ve sanık ...'in temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.11.2023 tarihinde karar verildi.