Yargıtay · 10. Ceza Dairesi
Yargıtay 10. Ceza Dairesi 2020/10140 E. 2025/4820 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/10140
- Karar No
- 2025/4820
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/29 E., 2015/106 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : 1. Mahkûmiyet (sanıklar ... ve ... hakkında) 2. Beraat (sanıklar ... ve ... hakkında) TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : 1. Düzeltilerek onama (sanıklar ... ve ... yönünden) 2. Bozma (sanıklar ... ve ... yönünden) Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir oldukları, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmünün İncelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle hükmün ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmünün İncelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, Mahkemenin, sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik görülmediğinden Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/5. maddesi uyarınca, beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu durumun yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükmün yargılama giderlerine ilişkin fıkrasından sonra gelmek üzere; “Sanık ...'ın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre 3.000,00 TL vekalet ücretinin Hazineden alınarak sanığa verilmesine,” fıkrasının eklenmesi suretiyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların aşağıda belirtilenler dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1. 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanması açısından, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 7242 sayılı Kanun kapsamında yapılan değişiklikler göz önüne alınarak, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, 2. Ele geçen uyuşturucu maddelerden İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca alınan tanık numunenin de müsaderesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi ve ele geçen uyuşturucu maddenin 5237 sayılı TCK'nın 54/4. maddesi yerine, uygulama fıkrası hatalı gösterilmek suretiyle aynı Kanun'un 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu hususların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; 1. Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarının uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkarılarak, yerine “Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ve 7242 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler sonrası oluşan duruma göre, sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına,” ibaresinin yazılması, 2. Uyuşturucu maddenin müsaderesine ilişkin bentte yer alan "uyuşturucu maddenin" ibaresinden sonra gelmek üzere "ve İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarınca alınan tanık numunenin" ibaresinin eklenmesi ile aynı bentte yer alan "54/1" ibaresinin çıkarılarak, yerine "54/4" ibaresinin yazılması, Suretiyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, D. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmünün İncelenmesinde; 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi gereğince "alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, suç tarihi itibarıyla sanığın üzerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayininin gerekmediği, ancak 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK’nın 188/3. maddesinde yapılan değişiklikle hapis cezasının alt sınırının on yıl hapis cezası olarak değiştirildiği, karar verilen tarih olan 07.04.2015 tarihinde 6545 sayılı Kanun'un yürürlükte bulunduğu ve 5271 sayılı CMK’nın 150. maddesi uyarınca uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun cezasının alt sınırı itibarıyla zorunlu müdafii tayinini gerektirdiği gözetilmeden, yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması, Kanuna aykırı, sanık ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmesizin, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2025 tarihinde karar verildi.