Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/467 E. 2026/4752 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/467
Karar No
2026/4752
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/329 E., 2025/1653 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Hendek 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/135 E., 2023/710 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacılar vekili; muris ...'un 28.12.2019 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçı olarak davacılar ..., ..., ... ile birlikte davalı ... ve ...'un kaldığını, ... Mah. 1 95... parsel sayılı taşınmazın muris ...'a ait iken davalı ...'e, 1 59... parsel sayılı taşınmazın ise davalı ...'un eşi diğer davalı ...'ya satış suretiyle devredildiğini, yapılan işlemlerin mal kaçırma amaçlı olduğunu belirterek, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacıların miras payları oranında tapuya tescilini istemiştir.

Davalılar vekili; 1 95... parsel sayılı taşınmazın davalı ... tarafından ...'tan satın alındığını, taşınmazın üvey kardeşi adına kayıtlı olduğunu öğrendiğinde vakit kaybetmeden taşınmazı satın almak istediğini ve taşınmaz değerini ...'a ödeyerek 2008 yılında satın aldığını, ...'un davalı ...'in üvey kardeşi olduğunu, davacı tarafça iddia olunduğu gibi davalının ve murisin mal kaçırma maksadı olsaydı zaten mirasçılardan biri olan ...'tan satın almayacağını; davalı ...'nın yurt dışında yaşadığını ve çalıştığını, 1 59... parsel sayılı taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararıyla; murisin ekonomik olarak ihtiyaç duyduğu için taşınmazlarını sattığı, taşınmazların satılık olduğu aile içinde ve taşınmazların bulunduğu mahallede bilindiği, davalıların maddi durumlarının taşınmaz satın almaya yeterli olduğu, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre muris muvazaasından söz edilebilmesi için murisin mirasçısından mal kaçırma amacında olması gerektiği, ancak somut olayda murisin mal kaçırma amacında olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bilindiği üzere; muris muvazaasına ilişkin davalarda miras bırakanın asıl irade ve amacı belirlenirken, tarafların dayandıkları delillerin her olayın kendi özelliklerine göre objektif olgulardan da yararlanılarak birlikte değerlendirilmesi ve sonuca ulaşılması gerektiği açıktır. Fiili karineler de denilen bu objektif olgular, tarafların iddialarının doğruluğu veya bir delilin güvenilebilirlik derecesi hakkında hâkimin kanaat edinmesine yarayan, yaşam tecrübelerinin ortaya koyduğu, hukukla ilgili bulunmayan değer hükümleri olarak kabul edilmektedir. Bu fiili karinelerin varlığı tarafın ispat yükünü ortadan kaldırmaz ise de somut olayda olduğu gibi tanık delili dışında dayanılan başka delillerin bulunması durumunda dayanılan bu delillerin değerlendirilmesi sırasında da gözetileceği kuşkusuzdur. (Yargıtay HGK 01.07.2021 tarihli ve 2017/1-2654 Esas, 2021/886 Karar sayılı karar).

Somut olayda; murisin ilk eşinden olan çocukları ile arasının iyi olmadığına ilişkin beyanlar, 2 parsel sayılı taşınmazla ilgili ara malik kullanılması, ilk el ...'in aldığı taşınmazda, devraldığı 2005 yılından devrettiği 2008 yılına kadar hiç oturmamış olması, ikinci el ...'ın taşınmazı satın aldığındaki yaşı ve üzerinde sadece 26 gün tutmuş olması, davalı ...'in taşınmazı ne kadar bedelle satın aldığına ilişkin beyanının ve ödemeye ilişkin delillerinin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde 2 parsel sayılı taşınmazın ...'e satılmasının mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, ikinci el ... ile kayıt maliki ...'in murisin çocukları olması sebebiyle durumu bilen kişiler kapsamında oldukları ve TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacakları; 13 parsel sayılı dava konusu diğer taşınmazın kayıt maliki davalı ...'nın, taşınmazı satın aldığını savunmuşsa da ödemeye ilişkin herhangi bir delil ileri sürmediği, ne kadar bedelle aldığını bildirmediği, murisin ilk eşi ... ve çocuklarıyla problemli olduğuna dair tanık beyanları ile murisin terekesinde başkaca malvarlığı bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde davalı ...'ya yapılan temlikin de mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu sonucuna varılmaktadır.

Hâl böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerden ötürü yerindedir. Kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/467, K. 2026/4752, T. 16.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-467-e-2026-4752-k-61559b679e81