Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/1154 E. 2026/3858 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1154
Karar No
2026/3858
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2708 E., 2025/1225 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/537 E., 2022/494 K.

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Davacılar; mirasbırakanları ...’nin maliki olduğu 4778 parsel sayılı taşınmazını annesi olan davalı ...’ye 26.11.2002 tarihinde satış suretiyle devrettiğini, bu dönemde murisin eşi ve çocukları ile sorunlar yaşadığını, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı ...; satışın gerçek olduğunu, dava konusu taşınmazı ilk olarak eşinin satın aldığını ve ...’a bedelsiz olarak verdiğini, kendisinin de özel durumu nedeniyle taşınmazı satın almak istediğini, ...’ın da bu talebini kabul ettiğini ve bedeli karşılığında taşınmazı kendisine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, muris ...’ın eşi ... ile 1974 yılında evlendiği, 2005 yılında ise boşandığı, 31 yıllık evlilik birlikteliğinden sonra eşi ile boşanma aşaması sebebi ile boşanmadan önce eşine mal mülk kalmaması amacıyla dava konusu taşınmazı davalı annesine bedelsiz olarak devrettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafından istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, muris ...'ın adına kayıtlı olan davaya konu taşınmazını boşanma davası aşamasında eşinden mal kaçırma kasıtıyla davalı annesine devrettiği, murisin davacı çocuklarını miras hakkından mahrum etme kastının ispat edilemediği, somut olayda 01.04.19 74... /2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri olmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2025 tarihli ek kararıyla, kararın kesin olup temyiz yoluna başvurulamayacağı gerekçesiyle temyiz talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ek ve asıl kararı davacılar vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne ve duruşma isteği süresinden sonra talep edildiğinden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R- Bilindiği üzere; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca, gayrimenkulün aynına taalluk eden davalarda dava değerinin gayrimenkulün değerine göre belirleneceği öngörülmüştür. Dava değerinin belirlenmesinde taşınmazın dava tarihindeki keşfen saptanacak gerçek değerinin esas alınacağı açıktır. Diğer taraftan; 04.06.2025 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile; 12.01.2011 tarihli 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ek 1. maddesinin 2. fıkrası "(2) 2 00... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341, 3 62... . maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir. Öte yandan; pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar ve davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin her bir davalıdan talep edebileceği payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur.

Dosya içeriğine göre; dava konusu taşınmazın keşfen saptanan dava tarihindeki değeri 937.776,00 TL, davacıların 1/5'er miras paylarına isabet eden değer ise 187.555,20 TL olup anılan değerin dava tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 58.800,00 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesinin 24.06.2025 tarihli ek kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, Ek karar bakımından peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Davacılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararına yönelik temyiz itirazlarına gelince; Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/1154, K. 2026/3858, T. 11.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-1154-e-2026-3858-k-ace42d464708