Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6241 E. 2025/5964 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6241
Karar No
2025/5964
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/74 E., 2025/148 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili; tarafların murisi ...’in, maliki olduğu dava konusu 1 68... (eski 157) parsel sayılı taşınmazının 20/23 payını kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla oğulları olan davalılara 1979 yılında satış suretiyle temlik ettiğini, temlik tarihinde davalılardan ...’nin on dört, ...’in sekiz, ...’in altı yaşında olduğunu, murisin 19.02.1979 tarihinde yaşı küçük erkek çocukları adına hem veli hem de satıcı sıfatıyla işlem yapamayacağından taşınmazdaki payını önce davalı ...'e devrettiğini, davalı ...’in de 06.03.1979 tarihinde bu payları davalılara satış suretiyle temlik ettiğini, söz konusu işlemlerinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili; zamanaşımı süresinin geçtiğini, muvazaa iddiasının gerçeği yansıtmadığını, davalıların çoğunun ellerindeki altınları murise verdiğini, muris adına kayıtlı pek çok taşınmazın bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ ve BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI İlk Derece Mahkemesinin 11.04.2019 tarihli ve 2018/127 Esas, 2019/112 Karar sayılı kararıyla; somut olayın özelliği ve hayatın olağan akışı içerisinde temlik bedelleri, temlik alanların yaşları ve murisin aynı temlik senedindeki bölünmeyen iradesi nazara alındığında temlik tarihi itibariyle bakıma ve paraya muhtaç olmayan murisin taşınmazını satın alma gücü bulunmayan çocuklarına devretmesinin bağışlama iradesini ortaya koyduğu, muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 2019/1402 Esas, 2020/81 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesine ait kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuş, Dairenin 28.04.2021 tarihli ve 2020/1100 Esas, 2021/2653 Karar sayılı kararı ile; dinlenen davacı tanıklarının temlikin mal kaçırma kastıyla yapıldığına dair somut olgular ortaya koymadıkları, davanın kabulü halinde hak sahibi olacak olan davalı tanığı ...’nın satışın muvazaalı olmadığı yönünde beyanda bulunduğu, diğer yandan, murisin ölümünden sonra geride 14 parça taşınmazının daha kaldığı, iddianın usulüne uygun şekilde ispatlanamadığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda 12.10.2021 tarih, 2021/204 Esas, 2021/172 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararının davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.02.2025 tarih, 2023/1-368 Esas, 2025/87 Karar sayılı kararı ile; mirasbırakanın davaya konu temliki mirasçılarından mal kaçırma amacıyla yaptığı dinlenen tanıklar tarafından somut olgularla ifade edilmediği, çocuklarından birini diğerine göre üstün tutarak mal bırakmamasını gerektirecek herhangi bir olumsuz ilişkisi ya da mirasbırakan ile davacı arasında temlik tarihinde mal kaçırmayı gerektirecek bir husumeti ortaya konulmadığı gibi davanın kabulü halinde hak sahibi olacak olan davalı tanığı ...’nın satışın muvazaalı olmadığı, murisin kendisine ve diğer çocuklarına da yardım yaptığı ve mal verdiği, kardeşlerinin babalarıyla birlikte çiftçilik yaptığı ve geçimlerini bu şekilde sağladıkları, murisin erkek çocuklarını kız çocuklarından ayırt etmediği yönünde beyanda bulunduğu, davacı tarafın mirasbırakanın mal kaçırma kastı ile hareket ettiğini kanıtladığını söyleyebilme olanağı bulunmadığı gerekçesi ile karar bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin taşınmazdaki payını erkek çocuklarına devrettiğini, temlik tarihinde oğullarının küçük yaşta olduklarını, taşınmazın gerçek değer ile resmi akitteki değeri arasında fark olduğunu, en değerli ve gelir getirici taşınmazını kız çocuklarına hiçbir pay bırakmaksızın erkek çocuklarına devrettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden; muris ...’in 157 (yeni 1 68... ) parsel sayılı taşınmazın tamamı adına kayıtlı iken 3/23 payını kendi üzerinde bırakıp kalan 3/23 payını davalı ...’ye, 3/23 payını diğer davalı ...’a, 14/23 payını da öteki davalı ...’e 19.02.1979 tarihinde satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’in muristen gelen paydan 5/23’ünü kendi üzerinde bırakıp kalan 9/ 23... /23’er pay olacak şekilde davalılar ..., ... ve ...’e devrettiği, 1936 doğumlu murisin 31.08.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçıları olarak çocukları olan eldeki davanın tarafları, dava dışı Mesrure ve ... ile dava dışı eşi ...’nin kaldığı anlaşılmaktadır.

Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/6241, K. 2025/5964, T. 15.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-6241-e-2025-5964-k-9c9372eba637