Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5566 E. 2026/4470 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5566
- Karar No
- 2026/4470
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/112 E., 2025/1665 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Manavgat 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/70 E., 2023/445 K.
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel, mümkün olmaması halinde kredi taksitlerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacının oğlu olan dava dışı ...’un, davalıların murisi ...'dan borç para aldığını, borcun teminatı olarak davacının maliki olduğu 5 70... parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümün davalıların murisine temlik edildiğini, temlik ile temin edilecek konut kredisinin davacının oğluna verileceğinin, kredi ödemelerinin ise davacı ve oğlu tarafından yapılacağının, kredi taksitleri ödendikten sonra taşınmazın davacıya devredileceğinin kararlaştırıldığını, davalıların murisinin çekilen krediden 20.000,00 TL bedeli uhdesinde tutarak kalan meblağı davacının oğluna verdiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak söz konusu konut kredisinin taksitlerinin davacı ve oğlu tarafından ödenmeye başlandığını, kredi ödemelerinin başlangıcında taksit bedellerinin doğrudan murise verildiğini ancak bir süre sonra tüm kredi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığını, davacının uzun yıllar dava konusu taşınmazı malik sıfatı ile kullandığını, bu süre dahilinde de anlaşmalı konut kredisinin taksitlerini de ödemeye devam ettiğini, davalıların murisinin öldüğünü ve mirasçıları olan davalıların taşınmazı iade etmediklerini, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli icra takibi başlattıklarını ve 2020 yılı Kasım ayında cebri icra ile taşınmazın tahliye edildiğini ileri sürerek dava konusu 5 70... parseldeki 1 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin yasal faizi ile birlikte tahsiline, bunun da mümkün olmaması halinde davacı tarafından ödenmiş olan kredi ödemelerinin yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili; yazılı ispata yönelik bir delil sunulmadığını, davacının murise borçlu olduğunu, bir ödeme yapmış ise borç ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, davacının haksız işgalci olup hiçbir zaman inançlı işlem yapılmadığını, davacının oğlunun trafik kazası sonrası uzun süre hastanede kalması, devamında evde bakımının devam etmesi nedeniyle tahliye işlemlerinin geciktirildiğini, 23.02.2015 tarihli işlemin gerçek satış olduğunu, murisin paraya ihtiyacı olduğunu ve davacının ise evi satıncaya kadar evde oturmasına izin vermesi halinde, birikmiş borcu karşılığı muaccel kredi taksitlerini ödeyeceğini söylediğini, ödeme makbuzlarının bir kısmının banka adı, kredi hesap ve kredi numaralarını ihtiva etmesi nedeniyle davacıya verildiğini, davacının bu makbuzları kendisi ödemiş gibi sunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı tarafın sunmuş olduğu dekontların delil başlangıcı niteliğinde olduğu, bir kısım taksitlerin davacı tarafça ödendiği, dinlenen tanık beyanlarından davacı ile davalıların murisi arasında inançlı işlem olduğunun ispatlandığı, kalan kredi taksit miktarının depo edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararıyla; davacının sunmuş olduğu dekontların delil başlangıcı teşkil edeceği, delil başlangıcı sayılabilecek belgenin bulunması halinde HMK’nın 202. maddesi gereğince tanık dinletilmesinin mümkün olduğu, inançlı işlem iddiasının kanıtlandığı, davacı tarafın ödemekle yükümlü olduğu bedelin depo edilerek tapu iptali ve tescil kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... tarafından süresinde temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 20.264,83 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 02.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.