Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5286 E. 2026/3631 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5286
- Karar No
- 2026/3631
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/941 E., 2025/1949 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/120 E., 2025/45 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R - Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 1 62... parsel sayılı taşınmazın muris ...'a ait olduğunu, davacının taşınmaz üzerinde anne ve babası için zemin katı yaptırdığını, sonrasında murisin davacının evin üst tarafına kendisi için ev yapmasını istediğini, murisin emekli olduğunu, fındık bahçelerinin olduğunu, murisin vefatı üzerine kendisinin yaptırdığı evin elektriğini üzerine almak için işleme başladığında taşınmazın ölünceye kadar bakma akdi ile davalıya devredildiğini öğrendiğini, devir tarihinde murisin 81 yaşında olduğunu, akli dengesinin yerinde olmadığını, dava konusu taşınmazda bulunan evde murisin eşiyle yaşadığını, davalının İstanbul'da ikamet ettiğini, murisin bakıma muhtaç olmadığını, işlemin muvazaalı ve mirasçılardan mal kaçırma amaçlı yapıldığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının davacının miras payı oranında iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı takdirde tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; muris ...'ın yaşlılık döneminde kendisine bakacak çocuğuna dava konusu taşınmazı ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile devretmeyi planladığını, çocukları arasında bakım işini en iyi yapacak kişi olarak davalıyı seçtiğini ve dava konusu taşınmazını ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya devrettiğini, davalının sözleşme öncesi ve sonrası anne-babasına bakıp gözettiğini, davalının babasını gerek ... ilçesinde gerek İstanbul iline taşındığında yanına alarak ilgilendiğini, her türlü ihtiyacını karşıladığını, davacının muris ile ilgilenmediğini, davalının ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile kendisine yüklenen tüm sorumluluklarını yerine getirdiğini, taşınmaz üzerindeki yapının ilk iki katının davalıya ait olduğunu, masraflarının davalı tarafından karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; Adli Tıp Kurumunun 09.01.2024 tarihli raporunda murisin işlem tarihi itibariyle kendi hür iradesi ile serbest olarak eylem ve işlemlere girişebileceği, fiil ehliyetini haiz olduğunun mütalaa edildiği, murisin fındık geliri bulunduğu ve emekli olduğu, geçimini bu şekilde sağladığı, murisin kendi işini kendi görebilecek vaziyette olduğu ve eşinin ölümünden sonra İstanbul'a çocuklarının yanına taşındığı, birlikte yaşadığı çocuğun tanık beyanlarından tespit edilemediği ancak ...'in yanında görüldüğüne dair beyanda bulunulduğu, muris ile çocukları arasında bir husumetin bulunmadığı, davacıdan mal kaçırmasını gerektirir durumun mevcut olmadığı ve dosyaya yansımadığı, murisin davacı ve davalıya devretmediği 21 adet taşınmazının bulunduğu, murisin davacıdan mal kaçırma kastı olsa idi diğer taşınmazlarını da temlik etmesinin bekleneceği, mirasçılarından mal kaçırma kastının varlığını gösteren başkaca bir olguya da rastlanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; İlk Derece Mahkemesinin gerekçesini benimsemek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin esasa yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazlarına gelince; Mahkemece, yargılama aşamasında 420.671,44 TL değer üzerinden harç ikmal edilmiş olduğu dikkate alınarak bu değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Ne var ki; anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının; hüküm fıkrasının 5 numaralı bendi çıkarılarak yerine 5 numaralı bent olarak "Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 67.100,72 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle 6100 sayılı HMK'nın 370/2. maddesi uyarınca DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.