Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/5271 E. 2025/5146 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5271
- Karar No
- 2025/5146
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/492 E., 2025/862 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/129 E., 2025/17 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde; Erzincan ili, ... ilçesi, ... köyü 1 16... parsel sayılı taşınmazın 1978 yılından beri malik sıfatı ile çekişmesiz aralıksız zilyetliğinde olduğunu, taşınmazın kadastro tespitinde önce babası ...'nin zilyetliği ve tasarrufu altında iken hataen Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, Hazinenin taşınmazla bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı, savunma getirmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu ... ilçesi ... köyü eski 200 parsel, yeni 1 16... parsel sayılı taşınmaza ait ilk tesis kadastro çalışmasının 1978 yılında kesinleştiği, genişletilmeye elverişli olduğundan bu gibi yerlerin zilyetlik ve zamanaşımı ile iktisap edilemeyecek Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan 217 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak ifrazen Hazine adına tescil edildiği, söz konusu taşınmazda 3402 sayılı Kanun'un ek 1. maddesi gereği yüz ölçüm ve cins değikliği işlemleri yapılmış olup bu işlemlerin dava açılmadığından kesinleşmiş olduğu, davacının kadastro tespitinden önceki nedenlere dayanarak dava konusu taşınmazın hatalı tespit ile Hazine adına tescil yapıldığını ve zilyetliğine dayanarak tapu kaydının adına tescilini talep ettiği gözetilerek 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin davada uygulanması gerektiği dikkate alındığında tutanakların kesinleştiği tarihten eldeki dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazın kadastro tespiti 27.07.1978 tarihinde kesinleşmiş olup eldeki davanın ise 27.12.2024 tarihinde açıldığı, buna göre, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinin anlaşıldığı, netice itibariyle İlk Derece Mahkemesince, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesi ile; dava konusu 1 16... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinden önce muris babası ... ...'a ait olduğunu, onun ölümü ile de annesi ve kendisine kaldığını, 1978 yılında yapılan kadastro tespitinde bu taşınmazın hataen Hazine adına tespit gördüğünü, gerek Yerel Mahkemece gerek İstinaf Mahkemesince yeterince inceleme yapılmadan hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3402 sayılı Kadastro Kanunu′nun 12/3. maddesinde; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı belirtilmiştir. Dosya içeriğinden; kadastro sonucunda Erzincan ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan kök 200 parsel sayılı, 29.950, 00... yüz ölçümündeki taşınmazın, komşu 217, 2 18... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıt miktar fazlası olduğu belirtilerek "susuz tarla" vasfıyla 21.10.1973 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, tespitin 27.07.1978 tarihinde kesinleştiği, daha sonra 3402 sayılı Kanun'un ek 1. maddesi gereği yüz ölçüm ve cins değişiklikleri işlemleri ile 17.09.2020 tarihinde 1 16... parsel numarası ile Hazine adına kayıtlı hale geldiği, davanın ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.12.2024 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacının temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.