Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4737 E. 2025/4500 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4737
- Karar No
- 2025/4500
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2025/67 E., 2025/351 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı ... ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ...'ün, müvekkilinin amcası olduğunu, davalının babası ...'ün terekesinde bulunan dava konusu taşınmazlar üzerinde yolsuz tescil yapması nedeniyle müvekkilinin hakkı olan mirası alamadığını, davalı ...'ün babası olan müvekkilinin dedesi olan ...'ün halk arasında herkes tarafından... olarak bilindiğini, nüfus kaydındaki isminin hiç kimse tarfından bilinmediğini, bu nedenle ...e ait olan dava konusu taşınmazlar tapuya tescil edilirken ... yerine... adına tescil edildiğini, böylece ...oğlu ...adına yapılması gereken tescilin sehven ...oğlu... adına yapıldığı, bu karışıklıktan faydalanan davalı ...'ün tapuya giderek dava konusu taşınmazların aslında kendisine ait olduğunu beyan ettiğini, tapuda ...olarak gözüken baba adının da 21.03.2007 tarihinde ...olarak değiştirildiğini, davalı ...'in böylece aslında ...'e ait olan taşınmazları kendininmiş gibi tescil ettirdiğini, davalı ...'in daha sonra 23 78... parsel sayılı taşınmazları 21.03.2007 tarihinde davalı ...'e, 1167/1 parsel nolu taşınmazı 11.03.2010 tarihinde ...e, 1165/1 parsel sayılı taşınmazı ise 11.03.2010 davalı ...'e devrettiğini, ...e devredilen 1167/1 parsel sayılı taşınmazın daha sonra 12.11.2014 tarihinde ...'e devredildiğini, yapılan tescil işlemlerin yolsuz olduğunu ileri sürerek davalılar adına yapılan tescil işleminin iptali ve müvekkilinin murisi adına, olmadığı takdirde müvekkili adına, hissesi oranında tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının daha önce Avanos Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/309 Esas, 2013/353 Karar sayılı dosyası üzerinden konusu ve tarafları aynı olan iptal tescil davası açtığını, 18.11.2013 tarihinde davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiğini, anılan kararın eldeki dava açısından kesin hüküm teşkil ettiğini, ayrıca söz konusu davanın açılış tarihi itibarıyla eldeki davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, anılan dosyada tarafların 18.11.2013 tarihinde sulh olduklarını, davacıya 1 tam, 1 hisseli taşınmaz verilip denkleştirme amacıyla kendisinden 2.000,00 TL alınarak sulh yapıldığını, 82... parselde davacının da 1/3 payı olduğunu, davalılar ... ve ...’a bedeli mukabilinde devirler yapıldığını, mirasbırakanın minnet duygusuyla satış bedelini düşük tuttuğunu, mirasbırakanın davacıya da taşınmaz verdiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. MAHKEME KARARI Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.04.2016 tarihli ve 2015/293 Esas, 2016/118 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden önce davacı-davalıların ortak murisi olan ...oğlu ...e ait olduğu, onun tarafından ekilip biçildiği ve halk arasında... olarak çağrılması nedeniyle tespitte ...oğlu ... olarak taşınmazların tespit gördüğü, tanık beyanlarından muris ...'in... olarak köyde tanındığı ve köyde başka ...oğlu... diye bir şahsın olmadığı, her ne kadar davalı ... bazı taşınmazları babası ile ortak ekip biçtiği ve 1982 yılında bazı taşınmazların taksim nedeniyle...'e verildiği taksim sözleşmesinde yazılı ise de kadastro tespit tarihinde...'in babası olan ...oğlu ...'in sağ olduğu, davalı ...'in babasının... diye hitap edilmesinden dolayı tapuda isim tashihi davası açarak kanunu dolandığı, yapılan taksimat sözleşmesinin tarihinin 1982 olduğu, tapulama esnasında dava konusu taşınmazların muris ...oğlu ...adına tespit görmesinin doğru olduğu, koşulları bulunması halinde davalılar ve diğer mirasçıların taksime dayalı tapu davası açabileceği, tapuda davalı ... tarafından düzeltme yapıldıktan sonra taşınmazın düşük bir bedelle davalı ...'in yakın akrabasına devredildiği ve halen davalı tarafından kullanıldığı, davalı ... tarafından yapılan devir işlemlerinin de muvazaalı olduğu belirtilerek anılan taşınmazların muris ...oğlu ...'in diğer mirasçıları tarafından birlikte dava açılmadığından ve dava mirasçılar arasında görüldüğünden davacının murisine ait veraset ilamındaki payı nispetinde tapunun iptaline, davalı ...'in tapuda hissesi olmadığı görülerek onun hakkında açılan davanın ise husumetten reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 16.09.2019 tarihli ve 2016/11811 Esas, 2019/4640 Karar sayılı kararı ile; mirasbırakan ...ün ölüm tarihi itibarıyla terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, davacı tarafından tapu kaydının iptali ile tüm mirasçılar adına tescile karar verilmesinin istenildiği, mirasbırakan ...’in tüm mirasçılarının davada yer almaları sağlanmayıp usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan sonuca gidildiği, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülerek esas hakkında bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirlenerek hükmün bozulmasına karar verilmiş ve bozma nedenine göre davalıların temyiz itirazları incelenmemiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.06.2023 tarihli ve 20119/245 Esas, 2023/340 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden önce davacı ve davalıların ortak murisi olan ...oğlu ...e ait olduğu, tanık beyanlarında muris ...'in... olarak köyde tanındığı ve köyde başka ...oğlu... diye bir şahsın olmadığı, davalı ...'in bazı taşınmazları babası ile ortak ekip biçtiği bildirildiği ve 1982 yılında bazı taşınmazların taksim nedeniyle...'e verildiğinin taksim sözleşmesinde yazılı olduğu, kadastro tespit tarihinde...'in babası olan ...oğlu ...'in sağ olduğu ve davalı ...'in, babasının... diye hitap edilmesinden dolayı tapuda isim tashihi davası açarak kanunu dolandığı, yapılan taksim sözleşmesinin tarihinin 1982 olduğu, tapulama esnasında dava konusu taşınmazların muris ...oğlu ...adına tespit görmesinin doğru olduğu, koşulları bulunması halinde davalılar ve diğer mirasçıların taksime dayalı tapu davası açabileceği, tapuda davalı ... tarafından düzeltme yapıldıktan sonra düşük bir bedelle davalı ...'in yakın akrabasına devredildiği ve halen davalı tarafından kullanıldığı, davalı ... tarafından yapılan devir işlemlerinin de muvazaalı olduğu belirlenerek davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı tarafça ilk kararda ... yönünden verilen husumetten ret kararına karşı temyize başvurulmadığından davalı ... bakımından açılan davanın husumetten reddine, 23 78... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ... adına olan tapu kaydının ve aynı yer 11 67... ile 11 65... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı ... adına olan tapu kaydının iptaline, dosyaya sunulan ...... Noterliğinin 18.12.2014 tarihli muris ...oğlu ...'e ait veraset ilamındaki hisseleri oranında taşınmazların muris ...oğlu ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı tereke temsilcisi ve davalılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin 21.01.2025 tarihli ve 2024/5212 Esas, 2025/131 Karar sayılı kararı ile; davalılar ... ve ... adlarına oluşan tescilin yolsuz nitelik taşıdığı belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı, tapuda açtığı isim tashihi davası sonucunda yolsuz tescil oluşumuna neden olan ve davaya konu taşınmazları el ve işbirliği içerisinde bulunduğu diğer davalılar ... ve ...'e temlik eden davalı ... hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekirken, anılan davalı bakımından husumetten ret kararı verilmesinin ve lehine vekalet ücreti tayininin doğru olmadığı, bozma kararı sonrasında terekeye atanan temsilci ile temsil yetkisinin sağlandığı ve böylece davanın görülebilirlik koşulunun yerine getirildiği gözetildiğinde, bozma kararı öncesi davalı ... hakkında verilen husumetten ret kararının davada temsil yetkisi bulunmayan davacı mirasçı ... tarafından temyiz edilmemiş olmasının davalı yararına kazanılmış hak oluşturmayacağı gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda yazılı tarih ve sayılı kararıyla; Dairenin bozma kararına uyularak, dava konusu taşınmazların kadastro tespitinden önce davacı ve davalıların ortak murisi olan ...oğlu ...e ait olduğu, onun tarafından ekilip biçildiği, halk arasında... olarak çağrıldığı için yapılan kadastro tespitinde de bu nedenle ...oğlu ... olarak taşınmazların tespit gördüğü, tanık beyanlarında ekseriyetle kabul edildiği üzere muris ...'in... olarak köyde tanındığı ve köyde başka ...oğlu... diye bir şahsın olmadığı, her nekadar davalı ...'in bazı taşınmazları babası ile ortak ekip biçtiği bildirilmiş ve 1982 yılında bazı taşınmazların taksim nedeniyle...'e verildiği taksim sözleşmesinde yazılı ise de kadastro tespit tarihinde...'in babası olan ...oğlu ...'in sağ olduğu görülmekle davalı ...'in, babasının... diye hitap edilmesinden dolayı tapuda isim tashihi davası açarak kanunu dolandığı, yapılan taksim sözleşmesinin tarihinin 1982 olduğu, tapulama esnasında dava konusu taşınmazların muris ...oğlu ...adına tespit görmesinin doğru olduğu, koşulları bulunması halinde davalılar ve diğer mirasçıların taksime dayalı tapu davası açabileceği, tapuda davalı ... tarafından düzeltme yapıldıktan sonra taşınmazların düşük bir bedelle davalı ...'in yakın akrabasına devredildiği ve halen davalı tarafından kullanıldığı anlaşıldığından davalı ... tarafından yapılan devir işlemlerinin de muvazaalı olduğu görülerek dava konusu taşınmazların muris ...oğlu ...'in terekesine iadesi ile veraset ilamındaki payları oranında mirasçıları adına tapu kayıt ve tescili suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... ve davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davada talep edilen hususun hak düşürücü süreye uğradığını, zamanaşımına tabi olması durumunda da cevap dilekçesinde zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu ve bu nedenle zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların tapulama işlemi sırasında davalı ... adına yapıldığını ve itiraz olmaksızın 1977-1978 yıllarında kesinleştiğini, bununla ilgili yanlışlıkların 10 yıllık süre içerisinde itirazda bulunulabileceğini, bu süreden sonra hak düşürücü sürenin dolduğunu, davalı ...'in bu taşınmazları 1978 yılından bu yana aralıksız olarak kullandığını, diğer davalılar ..., ...'ün bu taşınmazları tapuya güvenerek satın aldıklarını, iyiniyetli üçüncü kişi olarak haklarının korunmasının gerektiğini, davalı ...'in babasının 1982 yılında vefat ettiğini, bunun üzerine kardeşleri ile arasında taksim sözleşmesi düzenlediklerini, bu kapsamda dava konusu taşınmazların davalı ...'in olduğunun kabul edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu ............ kasabasında bulunan ... nolu (yeni 11 65... nolu parsel, 11 67... nolu parsel), ... nolu parsel ile ... nolu parselin 02.02.1978 tarihinde bölgede yapılan kadastro çalışması sonrasında ...oğlu... adına tespit ve tescil edildiği, davalı ... tarafından açılan tashih talepli dava sonucunda Mahkemece baba adı kısmının ... olarak değiştirildiği, ... nolu parsel ile ... nolu parselin davalı ... tarafından diğer davalılardan ...'e 22.08.2008 tarihinde satış suretiyle temlik edildiği, 11 65... nolu parsel ile 11 67... nolu parselin de davalı ... tarafından dava dışı ...e 11.03.2010 tarihinde, ...in de davalı ...'e 12.11.2014 tarihinde satış suretiyle temlik edildikleri anlaşılmıştır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un uygulanacağı davalar yönünden HUMK’un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazının reddiyle, usul ve yasaya ve bozma kararının gereklerine uygun olan hükmün ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 8.849,69 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'den alınmasına, Dosyanın Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,15.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.