Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4279 E. 2026/1150 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4279
- Karar No
- 2026/1150
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi EK KARAR TARİHİ : 27.06.2025 SAYISI : 2025/583 E., 2025/634 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/196 E., 2025/34 K.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı vekili; Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan yaklaşık 30.000 m²’lik kısmın, davacının dedesi, babası ve kendisi tarafından 50 yılı aşkın süredir nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurulduğunu, taşınmazın emek ve masraf sarf edilerek imar ve ihya edildiğini ve tarıma elverişli hale getirildiğini, taşınmazın tapulama sırasında ham toprak niteliğiyle tespit harici bırakıldığını ve sonrasında Hazine adına tescil edildiğini, mirasçılar arasında yapılan taksimle zilyetliğin davacıya geçtiğini ileri sürerek dava konusu kısmın ana taşınmazdan ifraz edilerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Hazinesi vekili; dava konusu taşınmazın kadastro çalışmaları sonucunda Maliye Hazinesi adına tescil edildiğini, Gaziantep Kadastro Mahkemesinin 1992/1255 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda taşınmazın tapu kütüğüne tesciline karar verildiğini ve 04.01.1994 tarihinde Hazine adına kesinleştiğini ayrıca taşınmazın orman niteliğinde olduğunun bildirildiğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu uyarınca Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ile kazanılamayacağını, kadastro öncesi nedenlere dayalı davalar yönünden 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili davanın haksız ve yersiz olduğunu, belediyenin davada yalnızca yasal zorunluluk nedeniyle taraf gösterildiğini, dava konusu taşınmaz bakımından belediye yönünden aktif bir husumet bulunmadığını, davacının iddialarının kabul edilmediğini, şartların oluşması halinde taşınmazın belediye adına tescilinin gerekebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın kadastro sırasında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayılarak tescil harici bırakıldığını, bu tür taşınmazların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacının uzun süreli zilyetlik iddiasını somut ve kesin delillerle ispatlayamadığını, ileri sürülen iddiaların soyut nitelikte olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 04.01.1994 tarihi ile davanın açıldığı 14.05.2024 tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, bu sürenin kamu düzenine ilişkin olup hâkim tarafından re’sen dikkate alınması gerektiği, sürenin geçmesi halinde kadastro öncesi nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı ve artık işin esasına girilemeyeceği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 04.01.1994 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın kadastro öncesi nedenlere dayanılarak 14.05.2024 tarihinde açıldığı, 3402 sayılı Kanun’un 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuş ise de; temyiz harcı ve giderlerinin yatırılmaması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 344. maddesi uyarınca verilen kesin süreye rağmen eksikliklerin tamamlanmadığından, davacı tarafın temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair ek karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usulî eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda dosya incelenip gereği düşünüldü:
Yargıtay’ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, 6100 sayılı HMK’nın 344. maddesi çerçevesinde hakim kararı ile eksik harç ve giderlerin tamamlanması istemiyle ayrıca bir muhtıra düzenlenmeli ve bu muhtırada, yapılması gereken işlemin ne olduğu açıkça ve ilgili tarafın yanılmasına neden olmayacak biçimde gösterilmeli; buna yönelik olarak da ikmal edilecek harç ya da giderin miktarı ve yatırılma merci ve süresi, bunun yapılmamasının sonuçları net biçimde açıklanmalıdır. Bu bağlamda; “dosyaya yatırılması” şeklindeki ifade tarafın yanılmasına neden olabileceğinden, bu ifadeyi taşıyan muhtıra geçersiz olacaktır. (HGK 2014/9-1743 E. 2017/372 K.)
Bu hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.1968 gün ve 1968/9-483 E.-476 K.; 01.10.1969 gün ve 1969/2-417 E.-719 K.; 19.02.1997 gün ve 1996/2-897 E.-1997/86 K.; 13.04.2005 gün ve 2005/12-237 E.-248 K.; 30.11.2005 gün ve 2005/5-634 E.-680 K.; 09.05.2007 gün ve 2007/12-178 E.-249 K.; 22.07.2009 gün ve 2009/18-348 E.- 398 K. sayılı ilamlarında açıkça vurgulanmış; daha sonra verilen kararlarda da kararlılıkla bu uygulama sürdürülmüştür. Nitekim, doktrinde de aynı görüş benimsenmiştir (Baki, Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6.Bası, Cilt 5, Sayfa 4587 vd.). (Hukuk Genel Kurulunun 16.06.2010 tarih ve 2010/19-86 E., 2010/330 K. sayılı kararı).
-K A R A R-
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesinin HMK'nın 344/1 hükmü uyarınca vermiş olduğu temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Temyizen incelenen asıl karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler asıl kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin asıl kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.