Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3971 E. 2025/3955 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3971
- Karar No
- 2025/3955
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/608 E., 2023/254 K.
Mahkeme kararı davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, .. köyü, .. mevkiinde bulunan ve dava dilekçesinde sınırları belirtilen taşınmazın 126 nolu parselle tek parça iken kadastro çalışmalarında tapulama harici kaldığını, söz konusu taşınmazın 30-35 yıldan beri zilyet ve tasarrufunda olduğunu, nizasız ve fasılasız olarak tasarruf ettiğini ileri sürerek taşınmazın adına tapuya tescilini talep etmiştir. Davacı ... aşamada 08.12.2020 tarihinde ölmüş, geriye mirasçı olarak ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... kalmış, mirasçılar davayı sürdürmüştür.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olup bu tür yerlerin imar ve ihya yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede tapulama çalışmalarının yapıldığını, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup özel mülkiyete konu olmayan yerlerden olması, zilyedinin bulunmaması, tarım yapmaya elverişli olmaması ve boş olması nedeniyle tapulama dışı bırakıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Tüzel Kişiliğine dava dilekçesi tebliğ edilmiş, davalı Köy Tüzel kişiliği cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.12.2014 tarihli ve 2013/221 Esas, 2014/1278 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile fen bilirkişisinin raporunda ve ekli krokilerde davacının talep ettiği .. köyü 370 parselin (A) harfi ile gösterilen 10.803,02 m²'lik kısmının tapusunun iptali davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddi ile 370 parsel sayılı taşınmazın arta kalan kısmının ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.02.2016 tarihli ve 2015/3193 Esas, 2016/1903 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, fen bilirkişisinin raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 10.803,02 metrekarelik çekişmeli bölüm üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar için yeterli olmadığı, davanın TMK'nın 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14... . maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmaza ait hava fotoğraflarının jeodezi ve fotogrametri mühendisleri tarafından incelenmediği, fen bilirkişisi ve harita mühendisi bilirkişisinin ortak hazırladığı rapor ile incelendiği gibi hava fotoğraflarının incelenmesi sonucu dosyaya sunulan raporda (A) ile gösterilen yerin imar-ihyasına 1985 yılında başlandığı ancak imar-ihyanın ne zaman tamamlandığının belirtilmediği, bu hususun dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler tarafından da açıklığa kavuşturulamadığı, dava konusu taşınmazın tespit harici bırakılan yerlerden olduğu, Mahkemece, taşınmazın vasfının belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğrafları getirtilerek zilyetlik durumunun denetlenmediği, tespit harici bırakılma nedeninin araştırılmadığı, eksik araştırma, inceleme ve uygulamaya dayalı olarak karar verilemeyeceği, doğru sonuca ulaşabilmek için dava konusu taşınmazın tescil harici bırakılma nedeninin Tapu ve Kadastro Müdürlüğünden sorulması, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgeye ait dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğrafları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisi ile 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulu katılımıyla keşif yapılması, taşınmaz başında yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, keşfe katılacak 3 kişilik zirai bilirkişi kurulundan taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ile imar-ihyaya konu olmaya başladığı ve imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, eğim, toprak yapısı ve bitki deseni yönlerinden değerlendirmeleri içerir, gerektiğinde çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmesi; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişiden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, taşınmazlar üzerinde imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ile sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınması; bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinme sebebine dayandığı, 07.09.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporuna göre, taşınmazın bulunduğu yerde gps (cors) aletiyle yapılan ölçümlerin hava fotoğrafı uydu görüntüsünün kadastro paftası ve memleket haritalarında değerlendirildiğinde 1985 tarihli hava fotoğrafında krokide (A) harfiyle gösterilen kısımda net bir şekilde kullanımın olmadığı ancak 1992-1999-2016 tarihli hava fotoğrafında ise krokide (A) harfiyle gösterilen kısımda imar-ihyanın bulunduğunun ve net bir şekilde kullanımın olduğunun, (B) ve (C) ile gösterilen kısımlarının tapulu ve başka şahıslar adına kayıtlı olduğunun belirtildiği, yine 22.09.2022 havale tarihli ziraat bilirkişileri raporunda (A) harfiyle gösterilen kısımların yaklaşık 32 yıldır tarım arazisi olarak kullanılmakta olduğunun belirtildiği, dava konusu taşınmaz başında dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarından da bu kısımların davacının babasından miras yoluyla intikalen nizasız ve fasılasız olarak 20 yıldan fazla zamandan beri kullandığının anlaşıldığı, bilirkişi raporlarının usul, yasa ve tekniğe uygun olarak düzenlenmiş, her türlü denetime elverişli olduğu, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları ile de örtüştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak hüküm kurulduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerin ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında kazanılabileceğini, davada bu olgunun gerçekleşmediğini, Yerel Mahkemece taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı ve süresi, taşınmazın imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığının, bu tarihten itibaren tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının duraksamaya yol açmayacak şekilde belirlenmediğini, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların çevresinde bulunan parsellere ait tapu, kadastro kayıtları ve dayanaklarının getirtilmediğini, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı, imar-ihyaya ne zaman başlanıldığı, imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, taşınmazın eğim durumu ve çevresindeki parsellerin toprak yapısı gibi hususlar incelenmeden karar verildiğini, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu ile hüküm kurulduğunu, Yerel Mahkemece bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişilerce mahkeme gözleminin keşif tutanağına aynen yansıtılmadığını, gözlem yapılırken taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, toprak ya da taş unsurundan hangisinin galip olduğunun belirlenmediğini, komşu taşınmazlarla mukayesesinin yapılmadığını, taşınmazın keşif günündeki fiziksel yapısı ile komşu taşınmazlarla arasındaki farkı gösterecek biçimde fotoğrafının çektirilmediğini, uzman ziraatçı bilirkişiden mahkeme gözlemini yansıtmaya ve taşınmazın duraksamaya meydan vermeyecek biçimde kültür arazisi niteliğinde olup olmadığını belirlemeye esas olacak şekilde ayrıntılı rapor aldırılması ve çevre parsellerle mukayeseli araştırma yaptırılması, uzman kadastro teknisyeninden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı rapor aldırılması ve fotoğrafçı bilirkişiden taşınmazın fiziksel yapısını, ada ve parsel sayısı ile konumunu komşu taşınmazlarla birlikte gösterecek şekilde fotoğraf ibraz ettirilmesi ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekmekte iken Yerel Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeden karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bir yerin imar-ihya veya zilyetlik yolu ile kazanılabilmesi için yasada belirtilen diğer koşullar yanında taşınmazın niteliği itibari ile kazanmaya elverişli yerlerden olması gerektiğini, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın hangi nedenle tespit dışı bırakıldığı, imar-ihyaya ne zaman başlandığı, imar-ihyanın ne zaman son bulduğu, eğim durumu, imar-ihya görüp görmediği, çevrede bulunan taşınmazların komşu parsellerin toprak yapısının birlikte incelenmesi, taşınmazın hakim vasfının ne olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, Yerel Mahkemece bu hususlarda yeterince araştırma yapılmadığını, Yüksek Mahkeme kararlarında, taşınmazların imar-ihya ve zilyetlik faaliyetlerinin başlangıç tarihini belirlemek için harita mühendislerince hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmasının gerektiğinin belirtildiğini, hava fotoğraflarının yorumlanması işinin “Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği” eğitimi almış deneyimli uzman kişilere yaptırılması gerektiğini, Yerel Mahkemece bu konuda uzman bilirkişiler seçilmediğini, Hazine olarak harçtan muaf olmalarına rağmen aleyhlerine harca hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kabul manasına gelmemekle birlikte yasal hasım olmalarından dolayı bu davalarda aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğiyle açılmış iken, yargılama sırasında çekişmeli taşınmazların tapuya tescil edilmesi sonucunda tapu iptali ve tescil niteliğini almıştır.
.. ili, ... ilçesi, .. Köyü çalışma alanında 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olduğu gerekçesiyle tescil harici bırakıldığı, dava konusu edilen ve 07.01.2014 havale tarihli fen bilirkişi raporu ve ekinde yer alan krokide (A) ve (B) harfleri ile gösterilen taşınmaz bölümlerinin Hazineye ait 370 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığının belirtildiği, 370 parsel sayılı taşınmazın 11.03.2013 tarih ve 863 yevmiye numaralı (kayıt dışı kalmış yerlerin tescili) işlemle ham toprak vasfı ve 25.297,15 metrekare yüz ölçümü ile Hazine adına tescil edilmiş olduğu, bozma sonrası alınan 07.09.2022 tarihli fen bilirkişi raporunda ise (A) harfi ile gösterilen 9.801, 95... yüz ölçümündeki taşınmaz bölümünün yer aldığı 370 parselin toplulaştırma projesine 370 parsel olarak girdiği ve toplulaştırma sonrası da 1 34... parsel numarasını aldığı, (B) harfi ile gösterilen taşınmazın ise kadastro sırasında 126 parsel sınırları içerisinde, toplulaştırma sonrası ise 1 34... parsel içerisinde kaldığı, (C) harfi ile gösterilen taşınmazın ise kadastro sırasında 128 nolu parsel sınırları içerisinde kaldığının belirtildiği, bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün içerisinde bulunduğu 1 34... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma suretiyle 370 parselden geldiği belirtilmiş ise de dosya kapsamında yer alan belgelere göre bu hususun sabit olmadığı, zira toplulaştırma dağıtım cetveli ile 1 34... parsel sayılı taşınmazın oluşumuna dair belgelerin dosya arasında yer almadığı, bunun üzerine Dairemizce ilgili evrakın temini amacıyla geri çevirme yapıldığı, gönderilen cevabi yazı ekinde yer alan belgelerden (A) harfi ile gösterilen dava konusu bölümün içerisinde yer aldığı 1 34... parsel sayılı taşınmazın toplulaştırma öncesi 367 parselden geldiği, 367 parselin 11.03.2013 tarih ve 862 yevmiye numaralı (kayıt dışı kalmış yerlerin tescili) işlemi ile Hazine adına tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına göre, aşağıda değinilen yönler haricinde davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak dava konusu taşınmazın idari yoldan 367 parsel sayısı ile kayıt dışı kalmış yerlerin tescili işlemiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, bilahare yörede toplulaştırma çalışması yapıldığı anlaşılmaktadır. Şu halde eldeki davanın tapusuz taşınmazın tescili isteğiyle açılıp yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın tapuya tescil edilmesi sonucunda kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil hüviyetine büründüğü kuşkusuzdur. Hal böyle iken Mahkemece yazılı şekilde tapulu taşınmaz yönünden tescil hükmü kurulması isabetsiz olduğu gibi, harçtan muaf olan davalı Hazine aleyhine harca hükmedilmesi de doğru değildir.
Öte yandan çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde toplulaştırma çalışmalarının yapıldığı dosya arasında yer alan bilgi ve belgeler ile hükme esas alınan teknik bilirkişi raporundan da açıkça anlaşılmaktadır. Fen bilirkişinin 07.09.2022 havale tarihli raporuna göre kabulüne karar verilen ve rapor ekindeki krokide (A) harfi ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümünün 1 34... parsel sayılı toplulaştırma parselinin bir bölümüne denk geldiği görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca hâkim, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar vermek zorunda olduğundan, Mahkemece dava konusu taşınmazın isabet ettiği toplulaştırma parsellerine ait güncel tapu kayıtları dosya arasına alınmalı, bundan sonra taşınmaz başında teknik bilirkişinin refakatiyle keşif yapılarak teknik bilirkişiden toplulaştırma sonucu oluşan 1 34... parsel sayılı taşınmazın hangi parselden geldiği hususundaki çelişki de giderilmek suretiyle (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün dava konusu 1 34... parsel sayılı taşınmaza isabet eden bölümlerinin alan hesabını gösterir, infaza elverişli, koordinatlı ve krokili rapor alınması, eldeki davanın tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğu gözetilmeli, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip taşınmazda davacılar paydaş kılınmak suretiyle infaza elverişli hüküm kurulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Kahta 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
24.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.