Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3695 E. 2025/3944 K. – Tapu İptali Ve

Konu: Tapu İptali Ve Tescil

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3695
Karar No
2025/3944
Karar Tarihi
Konu
Tapu İptali Ve Tescil

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/461 E., 2023/108 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli olarak ve davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... ile vekili Avukat ... ve temyiz eden davacı vekili Avukat .. ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen ihbar olunan ... gelmedi. Yokluğun duruşmaya başlandı. Gelen asil ve vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı; maliki olduğu 108 55... parsel sayılı taşınmazın haksız şekilde borçlandırılarak cebri icra yoluyla satıldığını, alacaklı şirketin yetkilisinin baldızı olan dava dışı ...’nın ihale ile taşınmazı iktisap ettiğini, takibe konu senetler hakkında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/753 Esas sayılı dosyası ile açtığı dava sonucunda senetlerdeki imzanın kendisine ait olmadığına karar verildiğini, bu kez ihale alıcısı dava dışı ... aleyhine Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/1090 Esas sayılı dosyası ile tapu iptali ve tescil davası açtığını, ancak taşınmazın dava dışı ... tarafından şirket elemanı olan davalıya satış suretiyle devredildiğinden davalı sıfatı yönünden davanın reddedildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; dava konusu taşınmazı bedeli karşılığında satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 09.06.2015 tarihli ve 2014/267 Esas, 2015/582 Karar sayılı kararı ile; iddianın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairenin 24.01.2019 tarihli ve 2016/2859 Esas, 2019/507 Karar sayılı kararıyla; " ....dava dışı Derya adına oluşan tescilin yolsuz olduğu kuşkusuzdur ve dava dışı Derya ilk el durumunda olduğu için iyiniyetli olduğundan da söz edilemez. Ancak Derya’dan çekişmeli payı satın alan davalı ...’in iyiniyetli olması durumunda ediniminin korunacağı açıktır. Ne var ki mahkemece davalı ...’in iktisabının iyiniyetli olup olmadığı hususunda bir araştırma yapılmış değildir. Hal böyle olunca, tarafların bildirdikleri tanıkların dinlenilmesi, varsa başka deliller toplanarak yukarıdaki ilkeler uyarınca davalı ...’in iyiniyeti olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 16.04.2021 tarihli ve 2019/278 Esas, 2021/212 Karar sayılı kararı ile; davalının iktisabında kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine bu kez Dairenin 24.02.2022 tarihli ve 2021/6926 E- 2022/1472 K sayılı kararı ile ; " ... Somut olayda; önceki bozma ilamında da belirtildiği üzere dava dışı ilk el ... adına oluşan tescilin yolsuz olduğu kuşkusuz olup kayıt maliki ikinci el davalı ...’in ediniminde iyiniyeti olup olmadığı yönünde yapılan incelemede; dinlenen davacı tanıkları ilk el ...’nın kardeşinin eşi olan dava dışı ... ... ... isimli şahısla davalı ...’in beşeri ilişki içerisinde oldukları, davalı ...’in dava konusu taşınmaza bitişik parseli de öncesinde satın aldığını, inşaat yapmak amacıyla dava konusu taşınmazı da satın almak istediğini, bu nedenle davacı ve aile bireyleriyle görüştüğünü, pazarlık yapmak istediğini, davacı ve ailesinin ise taşınmazın davalık olduğundan satamayacaklarını davalıya söylediklerini, ancak bu görüşmelerden 2-3 hafta sonra taşınmazın dava dışı .... tarafından davalıya satıldığını öğrendiklerini beyan ettikleri, bu hususlar yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmaza komşu parselin de maliki olan davalının çekişmeli taşınmazın durumunu ve davalı olduğunu bilerek satın aldığı, ediniminde iyiniyetli olmadığı ve TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı sonuç ve kanaatine varılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir." gerekçesi ile karar bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilamında yer alan gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesi ile; davacının iddia ve taleplerinin gerçek dışı olduğunu, Mahkemece talepten fazlasına hükmedilemeyeceğini, davalının çekişmeli taşınmazda 11.02.2011 tarih ve 4464 yevmiye ile 717 m², 05.07.2012 tarih ve ... yevmiye ile 522 m² ve 23.02.2021 tarih ve ... yevmiye ile 6 m² olmak üzere 3 farklı hisse satın aldığını, davacı tarafından dava konusu yapılan satış işleminin 05.07.2012 tarih ve ... yevmiye ile yapılan 522 m²’lik hissenin satışına ilişkin işlem olduğunu, yani davacı tarafın dava dilekçesi ile dava konusu taşınmazda müvekkili adına olan 522 m²’lik hissenin iptali ile bu hissenin kendi adına tescilini talep etmiş iken Mahkemece müvekkilinin 11.02.2011 tarih ve 4464 yevmiye ile almış olduğu 717 m²’lik hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğini, bu hususu Yargıtay bozma ilamı ve dosyaya alınan bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, davalının taşınmazı ediniminde iyiniyetli olduğunu, icra takibi başlatan şirket ve ortakları ile hiçbir ilgisinin ve tanışıklığının bulunmadığını, önceki malik ...'ı da tanımadığını, davalının dava konusu taşınmazı alabilecek maddi gücünün bulunduğunu, dava konusu taşınmazı bedelini ödemek suretiyle satın aldığını, buna ilişkin dekontu Mahkemeye sunduklarını, davacı tanıklarının yanlı bir şekilde yalancı tanıklık yaptıklarını, kendi tanıklarının ise tarafsız bir şekilde beyanda bulunduklarını, davacı tanıklarının hükme esas alınmasının doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesi ile; davaya konu hissenin, 05.07.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı satış işlemine konu davalı adına olan 261/1814 hisse ve bu hisseye tekabül eden 522 metrekarelik taşınmaz bölümü olduğunu, bu hissenin menşeinin de yargılamada ayrıntılı bir şekilde ortaya konulan ve yolsuz tescil olduğu belirlenen dava dışı ... adına icra ihalesi sonucunda 11.06.2012 tarihinde tescil edilen 522/3628 hisse olduğunu, davalının temyiz dilekçesindeki Mahkeme hükmünde hisse miktarında hata yapıldığına ilişkin iddiasının doğru olduğunu belirterek kararın bu yönden düzeltilmesini istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; borçluları davacı ... ile dava dışı ... ...., alacaklısı davalı ... Yayıncılık Basım Dağıtım Ltd. Şti. olan, 01.02.2009 tanzim, 15.05.20 09... .06.2009 ödeme tarihli 60.000,00’er TL’lik iki adet bononun (toplamda 120.000,00 TL) takibe konularak 14.02.2011 tarihinde 77.810,00 TL bedelle dava konusu 108 55... parsel sayılı taşınmazın 522/3628 payının dava dışı ... adına ihale edildiği, ihalenin kesinleşmesi neticesinde 11.06.2012 tarihinde adına tescilin yapıldığı, daha sonra taşınmazın dava dışı Derya tarafından 05.07.2012 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle temlik edildiği, davacının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı 2014/114 Esas sayılı dava sonucunda ihalenin dayanağını teşkil eden Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2010/4152 Esas sayılı dosyasına konu bonolardaki imzaların davacıya ait olmaması nedeni ile usulsüz icra takibinin iptaline karar verildiği, bu kararın 29.09.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Hemen belirtmek gerekir ki; hükmüne uyulan bozma ilamlarında belirtildiği şekilde işlem yapılarak davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla, davalının işin esasına ilişkin sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalının ve katılma yoluyla davacının ileri sürdüğü diğer temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere; bozma kararına uyulmuş olmakla kazanılmış hak kuralı uyarınca bozma kararında gösterilen şekilde inceleme yapılarak belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmesi zorunludur. Bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu tartışmasızdır.

Öte yandan; Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” düzenlemesi yer almaktadır. Kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. Yasa maddesinin bu açık hükmüne göre mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Somut olayda, davacının çekişme konusu taşınmazda bulunan 522/3628 payının 11.06.2012 tarihli cebri satış işlemi ile ... adına kayıtlı hale geldiği, onun da söz konusu payı 05.07.2012 tarihinde satış yolu ile davalı ...'e devrettiği açık olmasına rağmen, Mahkemece dava konusu olmayan, davalının taşınmazda edindiği farklı bir pay yönünden hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Hal böyle olunca, dava konusu (eski 108 55... parsel) yeni (imar düzenlemesi sonrası) 108 44... parsel sayılı taşınmazdaki davalı ...'in ...'dan edindiği pay yönünden tapu iptali ve tescile karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile dava konusu olmayan pay üzerinden yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin değinilen yönlerden temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,

03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı ve davacı vekilleri için 28.000,00'er TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı olarak alınıp birbirlerine verilmesine,

Dosyanın Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

24.09.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3695, K. 2025/3944, T. 24.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3695-e-2025-3944-k-c75e5adda381