Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3105 E. 2025/4277 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3105
- Karar No
- 2025/4277
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1715 E., 2025/572 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/321 E., 2023/303 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; davacı ve davalı Şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteren şirketler olup birlikte iş yaptıklarını ve ... İnşaat Adi Ortaklığı adında bir ortaklık kurduklarını, bir süre sonra 11.04.2022 tarihli “Tasfiye ve İbra Sözleşmesi” ile ortak çalışmalarına son verme kararı aldıklarını, imzalanan bu sözleşme ile davalının 939.298,00 TL ödemesi halinde dava konusu 11 53... parseldeki 22... nolu bağımsız bölümlerdeki davacı Şirkete ait payların davalı Şirkete devredileceğinin kararlaştırıldığını, anılan sözleşmede davacı Şirket adına vekil olarak işlemleri gerçekleştiren ...ın sözleşmeyi davalı Şirketin temsilcisi olan ..........e imzalatarak sonrasında tapuda devir işlemini gerçekleştirdiğini, şirket vekili ... ..........’ın sözleşmenin imzalandığı esnada fotoğrafını çekerek whatsapp aracılığıyla davacı Şirkete gönderdiğini, gönderdiği fotoğrafta davalı Şirketin imzasının bulunduğunu, ancak ertesi gün sözleşmede davalı Şirket temsilcisi tarafından atılmış imzanın silinmiş olduğunu gördüklerini, yapılan araştırmada sözleşmenin davalı Şirket tarafından mürekkebi uçucu kalemle imzalanmış olunduğunu anladıklarını, anılan sözleşmede davalı Şirketin yerine getirmesi gereken edimlerin sıralandığını, davalı Şirket yetkilisinin sözleşmeyi mürekkebi uçucu kalemle imzalayarak dava konusu taşınmazların hile ile şirket adına tescilini sağladıklarını ve sözleşmedeki diğer yükümlülüklerden kurtulmaya çalıştıklarını, ayrıca taşınmazların değerlerinin de düşük belirlendiğini, taşınmazların daha sonra davalı Şirket tarafından akrabaları olan diğer davalılara devredildiğini, hile nedeniyle davalılar hakkında suç duyurusunda da bulunulduğunu, uçucu kalemle imzalanan sözleşme nedeniyle hile ve yolsuz tescilin söz konusu olduğunu ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile davacı Şirket adına tescilini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL cezai şartın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalı Şirketten tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar; iddiaların doğru olmadığını, davalı Şirketin 11.04.2022 tarihli sözleşmedeki edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve anılan sözleşmeye bağlı olduğunu, davalı Şirket temsilcisi ...'in sözleşmeyi tapu müdürlüğünde eline geçen bir kalemle imzalamış olup sözleşmedeki imzasının silinmiş olduğunu davacının savcılığa şikayette bulunması sonrasında öğrendiğini, sözleşmede kararlaştırılan bedelin davacı Şirkete ödendiğini, sözleşmede şahitlerin de imzası bulunmakta olup davalı Şirket yetkilisinin bilerek ve isteyerek uçucu mürekkep kalemle imza atmasının söz konusu olamayacağını, sözleşmenin geçerli ve yürürlükte olduğunu, devrin davacı Şirketin iradesi ile gerçekleştiğini, hilenin söz konusu olmadığını, cezai şart isteminin de hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı Şirket, taraflar arasında imzalanan 11.04.2022 tarihli sözleşmede davalı Şirket tarafından atılan imzanın silindiğini, bu suretle hileye uğradığını ileri sürmüşse de davalı Şirketin sözleşmeyi kabul ettiği ve sözleşmeyle bağlı olduğunu bildirdiği, aldatmanın söz konusu olmadığı, dava konusu taşınmazların devri ve bedelin ödenmesi dışında sözleşmede kararlaştırılan diğer edimler için davacının sözleşmede belirlenen süreyi beklemeden erken dava açtığı, sözleşmede kararlaştırılan süre beklense dahi davalının sözleşmeye uymayacağı yönünde bir delil de sunulmadığı, hilenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ve davalı Şirket arasında imzalanan 11.04.2022 tarihli "Tasfiye ve İbra Sözleşmesi" gereğince davacı Şirketin dava konusu taşınmazlardaki payını 939.298,00 TL bedeli karşılığında davalı Şirkete devredeceğinin kararlaştırıldığı, davalı Şirket tarafından davacı Şirkete banka yoluyla yapılan 530.000,00 TL ve 400.000,00 TL ödemelere ilişkin dekontların dosyaya sunulduğu, taşınmazların devrine esas resmi akitte bedelin tamamının alındığının yazılı olduğu ve eksik bedele yönelik hiçbir ihtirazı kayıt bulunmadığı ve ödemenin kısmi olduğuna dair şerh de bulunmadığı, davacı Şirket tasfiye ve ibra sözleşmesindeki davalı tarafından atılan imzanın uçucu olduğu ve sözleşmenin varlığından söz edilemeyeceğini belirtmiş ise de davalı Şirketin sözleşmenin varlığını ve taraflarına yüklenen edimleri inkar etmediği, edimlerin bir kısmının gerçekleştiği, bu hali ile hisse devrinde imzanın uçucu olması nedeniyle davacı tarafın aldatıldığının kabulünün mümkün olmadığı, kaldı ki sözleşme davalı Şirket tarafından inkar edilmediğinden eksik kalan edimler için tarafların edimlerin ifası için yasal talep haklarını kullanma imkanlarının da olduğu, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ve davalı Şirketin ortak faaliyette bulunduktan sonra 11.04.2022 tarihli sözleşme ile tasfiye ve ibra sözleşmesi hazırlayarak karşılıklı edimler üstlendiğini, tapu müdürlüğüne gittiklerinde davacı Şirketin hesabına 530.000,00 TL yatırıldığının görülmesi üzerine sözleşmenin imzalandığını ve dava konusu taşınmazlardaki hisselerin davalı Şirkete devredildiğini, temlikten bir gün sonra ise sözleşme altındaki davalı Şirketin imzanın yok olduğunu, davalı Şirket temsilcisi tarafından sözleşmenin uçucu kalemle imzalandığının anlaşıldığını, davalı Şirketin sözleşmeyle bağlı olmadığını söylediğini, davalı Şirketin sözleşmedeki edimlerinden kaçınmak için uçucu kalem kullanıp hile yaptığını, davalı Şirket hakkında savcılığa dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulunduklarını, davalı Şirket temsilcisi ...’in daha sonra taşınmazdaki paylarını diğer davalılar olan kızı ve kardeşine devrederek yurt dışına kaçtığını, devrin yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu, Mahkemece diğer edimler bakımından davanın erken açıldığı belirtilip davanın reddine karar verildiğini, ancak sözleşmenin imzalanıp tapu devri yapıldığı sırada davalının imzasının henüz yok olmadığını, imzasız bir sözleşmenin lafzen kabulünün mümkün olmadığı gibi davalı Şirket vekilinin vekaletnamesinde senet kabul yetkisinin de bulunmadığını, davalı vekilinin sadece davayı kabul yetkisini haiz olduğunu, davanın erken açılmadığını, ortada sözleşme olmadığından sözleşmeye aykırılıktan da bahsedilemeyeceğini, ayrıca vekalet ücreti yönünden de kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil ve bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacı Şirketin 11 53... parseldeki 22... nolu bağımsız bölümlerdeki payının tamamını 13.04.2022 tarihli aynı akitle davalı Şirkete satış suretiyle devrettiği, sonrasında davalı Şirket tarafından 22 nolu bağımsız bölümün davalı ... Maria Gürer'e, 23 nolu bağımsız bölümün ise diğer davalı ...'e 19.04.2022 tarihinde satış yoluyla devredildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.