Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2905 E. 2026/1305 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2905
- Karar No
- 2026/1305
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/67 E., 2025/17 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı vekili; muris ...'ın 283 parsel sayılı taşınmazı mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak ...'e temlik ettiğini, bu kişinin de kısa bir süre sonra taşınmazı murisin oğlu ...'a devrettiğini, Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/119 Esas, 2008/132 Karar sayılı kararı ile temlikin muvazaalı olduğunun kabul edildiğini ve kararın kesinleştiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını bu nedenle dava açılmasının mümkün olmadığını, davacının devir tarihinde murisle evli olmadığını, murisi terk ettiğini, satışın gerçek olup 1994 yılında devirden 3 yıl sonra aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/119 Esas, 2008/132 Karar sayılı kararının kuvvetli delil niteliğinde olduğu ve iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; Erzin Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.2005 tarihli 2005/119 Esas, 2008/132 Karar sayılı ilamının muvazaa olgusu yönünden eldeki davada güçlü delil teşkil ettiği gözetilmek suretiyle yazılı şekilde muvazaanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ancak muvazaalı olduğu tespit edilen murisin ara malik kullanmak suretiyle davalıya sattığı paydan davacının miras payı oranında tapu iptali ve tescile karar verilip kalan payın davalı üzerinde bırakılması gerekirken HMK'nın 297. maddesine aykırı ve infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, davalının dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan yapıların kendisi tarafından yapıldığını savunduğu, ancak davalının savunması irdelenmeden davalı ...'in fiilen kullanımında olan yapıların değerinin de hesaplanması suretiyle dava değerinin belirlendiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuş, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; çekişmeye konu taşınmazın mirasbırakan tarafından davalıya ara malik kullanılarak 07.06.1994 tarihinde temlik edildiği, mirasbırakanın temlik iradesinin gerçekleştiği tarih itibariyle taşınmazın devrinin bağış iradesi ile gerçekleştiği bu haliyle kanunda tanımlanan muvazaa hususunun ispat gördüğü anlaşıldığından, mirasbırakan ...'nın çekişmeli taşınmazdaki payını aracı kullanmak suretiyle diğer mirasçılarından mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı biçimde davalıya devrettiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; Mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Diğer taraftan; Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu müessese Mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararındaki esas çerçevesinde işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirir (09.05.1960 tarihli, 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı).
Ne var ki; Mahkemece bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin tam olarak yerine getirildiğini ve yapılan araştırmanın hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Şöyle ki; muris dava konusu 283 parseldeki 1372/2400 payını 11.05.1990 tarihinde dava dışı ...’e, anılan kişinin de 07.05.1994 tarihinde ...’a temlik ettiği, taşınmazın 12.01.2020 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/a çalışması ile 11 50... parsele gittiği ve ...’ın payının 13547/24000 olduğu ancak hüküm tesis edilirken taşınmazın güncel kaydı dikkate alınmaksızın eski ada parsel numarası üzerinden infazı mümkün olmayacak şekilde karar verildiği açıktır.
Hâl böyle olunca; öncelikle murisin eski 283 parselde temlik ettiği 1372/2400 payın dava konusu 11 50... parsele hangi oranda yansıdığı bilirkişi raporu ile tespit edilerek murisin temlik ettiği pay üzerinden davacıların miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilip kalan payın davalı üzerinde bırakılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı gibi taşınmaz üzerindeki evin davalı tarafından yapılıp yapılmadığının saptanması ve buna göre dava konusu taşınmazın değeri belirlenerek harç ve vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Davalılar vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalılara iadesine, Dosyanın Erzin 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 23.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.