Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2444 E. 2025/2934 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2444
- Karar No
- 2025/2934
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1106 E., 2024/1033 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/120 E., 2022/26 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zonguldak ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesindeki 362 ada, 4 ve 5 parsel sayılı (yaklaşık 10 dönüm) taşınmazları davacının murislerinin malik sıfatı ile 150 yıldır zilyetlik sıfatı ile tasarruf ettiğini, ancak kadastro tespiti sırasında 150 yıldır babadan oğula zilyetlik ile üstün hak sahibi olunan ve kullanılagelen, ekip biçilen, orman vasfı bulunmayan taşınmazların Hazine adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazların vergi ve ecrimisillerinin yine davacı ve murisleri tarafından ödendiğini, dava konusu taşınmazların iktisabı için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ilişkin yasal koşulların oluşması nedeniyle taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava dilekçesinde iddia etmiş olduğu hususların yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan, tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, Hazineye ait bir taşınmaza herhangi bir şekilde malik olunamayacağı gibi üzerine taşınmaz inşa edilmesinin de kişiyi hak sahibi kılmayacağını, dava konusu 362 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ifrazı sonucunda 362 ada 254 ve 255 parsellerin oluştuğu, 362 ada 254 parselin 1/3 hissesinin davacı adına tespit gördüğünü, eğer davacının taşınmazın tamamı üzerinde zilyetliği bulunsaydı taşınmazın kalan kısmının da davacı adına tespit göreceğinin aşikar olduğunu, bu hususta kazandırıcı zamanaşımı iddiasını kanıtlamasının mümkün olmadığını, 362 ada 5 parsel yönünden ise derdest davanın varlığı nedeniyle taşınmazın 3303 sayılı Yasa kapsamında çalışmalara dahil edilmediğini, nizanın iddia edilen zilyetliği kestiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava tarihi itibariyle çekişmeli taşınmazlar yönünden 3303 sayılı Kanun'un değişik Ek-1 maddesi gereğince kadastro çalışmaları ve kullanıcı ile muhtesat tespitinin yapıldığı, neticesinde 362 ada 4 parselden ifrazen oluşan 362 ada 254 parsel yönünden davacı lehine kullanıcı şerhinin verildiği, hal böyle iken taşınmazların hak sahiplerine idari yönden satışı ve devrinin mümkün bulunduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesi ile davanın her iki taşınmaz yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazlara ilişkin tapulama çalışmasının 12.03.1951 yılında kesinleşerek tapuya tescil edildiği, her iki parsel yönünden eldeki davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığı, tesis kadastrosundan sonra 3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan çalışmaların mülkiyet hakkı doğuran yeni bir kadastro çalışması niteliğinde olmadığı da gözetildiğinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeler ile reddinin doğru olmadığı belirtilerek kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı yararına murislerinden irsen intikalen eklemeli zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiğini, aynı yörede Hazine adına tespit edilip bilahare dava yoluyla zilyetleri lehine tapuya tescil edilen emsal taşınmazların bulunduğunu, dava konusu taşınmazların 3303 sayılı Yasa hükümleri uyarınca çalışma kapsamına alındığını, bahsi geçen Yasa'da hak düşürücü sürenin ön görülmediğini, davacının maliki olduğu taşınmaz yönünden açılan eldeki davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine dair kararın mülkiyet hakkının kısıtlanması mahiyetinde olduğunu, somut uyuşmazlığın zamanaşımı yahut hak düşürücü süreye tabi olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 1.Dava konusu taşınmazların tapu kayıtları ve kadastro tutanakları incelendiğinde, a. Zonguldak ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 362 ada 4 parselin 6.106,44 m2 yüz ölçümlü tarla vasfı ile Hazine adına tapuya kayıtlı olduğu, taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışmasının 12.03.1951 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, 13.06.2013 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca güncelleme çalışmasının yapıldığı, taşınmazın beyanlar hanesinde 14.09.1987 tarihli ... adına 260 metrekare tahsisin yapıldığı, taşınmaza ilişkin olarak 3303 sayılı Kanun'un Ek 1. maddesi uyarınca 2018 yılında yapılan çalışma ile tapu kütüğündeki sayfasının kapatıldığı ve 362 ada 253, 254, 255 parsellerin oluştuğu, 362 ada 253 parsel sayılı taşınmazın 1.953,50 metrekare yüz ölçümü ve bahçe vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, 362 ada 254 parsel sayılı taşınmazın 6.135,16 metrekare yüz ölçümü ve bahçe vasfı ile Hazine adına tescil gördüğü, beyanlar hanesinde 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere eşit hisseler ile ... kızı ..., ..., ... kullanımında olduğunun yazılı olduğu, 362 ada 255 parsel sayılı taşınmazın ise 2.639,38 metrekare yüz ölçümü ve bahçe vasfı ile Hazine adına tescil edildiği, beyanlar hanesinde 14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere ... oğlu ...'ın kullanımında olduğunun şerh edildiği anlaşılmıştır. b. Zonguldak ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 362 ada 5 parsel sayılı taşınmazın 221.649,16 metrekare yüz ölçümü ve fundalık vasfı ile Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu, tesis kadastrosu çalışmalarının 12.03.1951 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, taşınmaz üzerinde mülkiyet uyuşmazlığına ilişkin dava olması nedeni ile 3303 sayılı Kanun kapsamı dışında tutulduğu anlaşılmaktadır. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.