Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2428 E. 2025/2919 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2428
Karar No
2025/2919
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/936 E., 2023/1464 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Zile 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/317 E., 2023/260 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Tokat ili, Zile ilçesi, ... köyü 156 ada 109 parsel sayılı taşınmazın 2016 yılında mera vasfı ile tapuya tescil edildiğini, bu taşınmazın bir tarafı köy konağı ile çevrili yaklaşık 700 m2 lik kısmının bahçe niteliğinde ve kendisine ait olduğunu, bu kısmın mera ile ilgisinin olmadığını, taşınmazın öncesinde dedesine ait olduğunu, dedesinin ölümü ile babasına ve sonrasında da kendisine intikal ettiğini, 50 yıla aşkın zilyetliği olduğunu, taşınmazda birçok meyve ağacının bulunduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP Davalı Köy Tüzel Kişiliği adına muhtar; dava konusu yerin mera olduğunu ve tüm köylünün kullandığını, taşınmazda bazı ağaçlar var ise de bunların da tüm köylü tarafından kullanıldığını, öncesinde davacı tarafın köy konağının üst kısmını haksız olarak kullanmaya kalktığını, dönemin muhtarının ve azalarının buna engel olduklarını, davacı tarafın taşınmazı kullanmayacakları yönünde söz verdiğini, dönemin muhtarının ve azalarının bir kısım ağaçları söktüğünü, kalan ağaçları da köylülerin faydalanması için bıraktıklarını, davacının 20 yıldır zilyet olmadığını, davacı tarafın bu merada herhangi bir zilyetliği bulunmadığını, bu durumun yapılacak keşifte dinlenen tanık anlatımları ile ortaya çıkacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı Hazine vekili; meraların özel mülkiyete konu olamayacağını, zamanaşımı ile kazanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; mahalli bilirkişiler ve tanıkların beyanları ile 17.10.2022 tarihli jeodezi-fotogrametri mühendisi ek raporunda 1954, 1957, 1965, 1968 yıllarında dava konusu alanın 156 ada 109 parsel ile bir bütün olduğu, fiili kullanım olmadığı, 184 ada 1 ve 2 parsel ile sınırların belirgin olmadığı, 167 ada 1 parsel 156 ada 109 parsel ile bitki deseninin aynı olduğu yönündeki görüşüyle de uyumlu olduğu, tapu kaydının incelenmesinde 167 ada 1 parselin de dava konusu alanın bulunduğu 156 ada 109 parselin de mera olduğu, dava konusu alanın üst kısmında keşif esnasında dahi çok yakında hayvanların otladığının görüldüğü, her ne kadar ziraat bilirkişi raporunda arazinin mera olmadığına yönelik tespit olsa da bilirkişilerin araziyi yalnızca şu anki hali ile değerlendirdiği, kadimden beri mera olan bir yerin bu nitelikleri kaybetse dahi mera olmaya devam edeceği, öncesi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, arazinin eğimli olduğu, taşınmazın özel mülkiyete elverişli olmadığı, mera parseli ile bütün olduğu, taşınmazın evveliyatının kadimden beri mera olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; uzman jeodezi bilirkişi tarafından 1954, 1957, 1965, 1968, 1986, 1990, 2010, 2014 ve 2020 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesi neticesinde teknik bilirkişi raporunda A harfi ile nitelendirilen çekişmeli taşınmaz bölümünün 156 ada 109 ve 167 ada 1 sayılı mera parselleri ile bir bütün olup aynı bitki deseninde olduğu ve taşınmaz bölümleri arasındaki sınırın belirgin olmadığının belirlenmesine göre taşınmaz bölümlerinin kadimden beri kullanılan mera vasfında kamu orta malı olduğu, taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosyadaki tanık ve mahalli bilirkişi beyanlarına, bilirkişi raporlarına ve davalı ... Tüzel Kişiliğinin 25.09.2020 havale tarihli dilekçesine aykırı olarak dava konusu edilen yerin mera olduğuna karar verildiğini, 15.04.2022 tarihli üç ziraat mühendisi ve bir jeoloji mühendisinden oluşan bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen raporda dava konusu edilen yerin mera ile ilgisi olmadığının belirtildiğini, 17.10.2022 tarihli jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda A harfi ile gösterilen dava konusu yerin 1968 yılında müvekkiline ait 184 ada 1 ve 2 parsel ile birlikte kullanıldığı, 1986, 1990, 2010 yılı hava fotoğraflarındaki fiili kullanımın 2014 ve 2020 yıllarında da devam ettiği, dava konusu edilen yerde müvekkili tarafından meyve bahçesi olarak tarımsal faaliyetlerde bulunulduğu ve fiili kullanımın mevcut olduğu hususunda tespitte bulunulduğunu, fen bilirkişi raporlarında dava konusu edilen yerin müvekkiline ait 184 ada 1 ve 2 parsel sayılı, üzerinde ev ve müştemilat bulunan taşınmaz ile bir bütün halinde kullanıldığı ve davalı ... Tüzel Kişiliğine ait taşınmazla bitişik olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin dava konusu yerde zilyetliğinin eklemeli zilyetlikle birlikte nizasız fasılasız 45-50 yıldır devam ettiğini, taşınmazın mera ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Dosya içeriğinden; dava konusu Tokat ili, Zile ilçesi, ... köyü 156 ada 109 parsel sayılı taşınmazın bölgede yapılan 1976 tarihli kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığı, 29.04.2016 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun ek 5. ve geçici 8. maddesi uyarınca taşınmazın mera vasfı ile kamu orta malı olarak sınırlandırıldığı, tespitin 04.07.2016 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/2428, K. 2025/2919, T. 10.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-2428-e-2025-2919-k-773e4cd9e1ce