Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2198 E. 2025/2645 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2198
- Karar No
- 2025/2645
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/160 E., 2023/17 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; ... ili, ... ilçesi, ... Mahalle çalışma alanında bulunan dava konusu 163 ada 25 parsel sayılı 230.362,44 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiğini ancak yapılan sınırlandırmanın hatalı olduğunu, taşınmazın bir bölümünün tapu kaydı gereğince uzun süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu ve bu kısmın mera niteliğinde olmadığını ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tescilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili, yargılama aşamasında davanın reddini savunmuştur. 2. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili yargılama sırasında, zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Başkale Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.03.2014 tarihli ve 2009/168 Esas, 2014/112 Karar sayılı kararıyla, taşınmazın mera parsellerinin ortasında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2015 tarihli ve 2015/1077 Esas, 2015/3139 Karar sayılı kararıyla; yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar için yeterli bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen davacının hak iddia ettiği bölümün sınırlarında mera bulunmadığı, Mahkemece yapılan mera araştırmasının yeterli olmadığı, davacı yararına belgesiz zilyetliğe dayalı olarak mülk edinebileceği sınırın dolduğu, bu nedenle davacının çekişmeli taşınmaz bölümünü salt zilyetlikle mülk edinebilmesinin mümkün olmadığı ancak davacının dava dilekçesinde tapu kaydına dayanıp dilekçe ekinde tapu kaydı sunduğu halde, tapu kaydının oluşum nedenini de gösterecek şekilde tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte varsa haritasının getirtilmediği, çekişmeli taşınmaz başında yapılan keşif sırasında uygulanmadığı ve çekişmeli taşınmaz bölümünün tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığının denetlenmediği, öte yandan karar tarihinden sonra 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun gereğince çekişmeli taşınmazın bulunduğu Van Büyükşehir Belediyesinin sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlendiği, bu nedenle Mahkemece, öncelikle ... ve Hazine yanında Van Büyükşehir Belediyesini davaya dahil etmesi için davacı tarafa süre verilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmalarına ilişkin tüm delillerin toplanması, davacının dayandığı tapu kaydının, tesisinden itibaren bütün tedavülleri ve varsa haritası ile birlikte getirtilmesi, bundan sonra taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılması; keşif sırasında davacının dayandığı tapu kaydının, komşu tüm parseller de dikkate alınmak suretiyle 3402 sayılı Yasa'nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanması, tapu kaydının çekişmeli taşınmaz bölümünü kapsayıp kapsamadığı ve kapsamının neresi olduğunun belirlenmeye çalışılması, taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalması halinde kaydın oluşum nedeni üzerinde durulması ve fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli harita düzenlettirilmesi; bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemenin 16.01.2023 tarihli ve 2015/160 Esas, 2023/17 Karar sayılı kararıyla; iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 09.09.2019 havale tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 49.263,13 metrekare yüz ölçümlü bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, 22.03.2023 tarihli tashih şerhi ile "09.09.2019" olarak belirtilen fen bilirkişisi rapor tarihinin 07.11.2021 tarihi olduğu belirtilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafça iddianın ispat edilemediğini, dava konusu yer ile ilgili olarak herhangi bir mera tahsis kararı bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davacı adına zilyetlikten tescil edilen taşınmazların usulüne uygun olarak araştırılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirleterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Kadastro sonucu, .... ili, ... ilçesi, ....Mahalle çalışma alanında bulunan 163 ada 25 parsel sayılı 230.362,44 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedilmiştir. Davacı ..., dava konusu 163 ada 25 parsel sayılı 230.362,44 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kamu orta malı niteliğinde mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline kaydedildiğini ancak yapılan sınırlandırmanın hatalı olduğunu, taşınmazın bir bölümünün 07.06.1966 tarih 1 sıra nolu tapu kaydı kapsamı içerisinde kaldığını, bu kısmın uzun süredir malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduğunu ve mera niteliğinde olmadığını ileri sürerek bu kısmın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davacının dayandığı 07.06.1966 tarih 1 sıra nolu tapu kaydının, ...oğulları...,...,..., ve ... adlarına kayıtlı olduğu anlaşılmakta olup davacı ...’in ise dava konusu taşınmazın tapu kaydı kapsamında olan kısmının tamamının adına tescilini talep ettiği gözetildiğinde, davacının tek başına tasarrufta bulunmak yetkisinin olmadığı, diğer paydaşlar adına açılmış bir dava da bulunmadığından, davaya sonradan diğer paydaşların katılması suretiyle davanın sürdürülmesine de olanak bulunmamaktadır. Bu durumda davacının tek başına adına tescil istemiyle açtığı davanın dinlenemeyeceği, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, aktif dava ehliyetinin varlığı dava şartlarından olup bu koşul yerine getirilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulmasının hukuken mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca; Mahkemece, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... Belediye Başkanlığı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüne, hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... Belediye Başkanlığı’na iadesine, Dosyanın Başkale Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-2. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 26.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.