Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/2050 E. 2025/2621 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/2050
- Karar No
- 2025/2621
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2014/101 E., 2023/23 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... vekili, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ..., davalı Hazine vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazıldığını, oysa taşınmazın bir kısmına ilişkin vergi kaydı, bir kısmına ilişkin de satış senedinin bulunduğunu, taşınmazın nizalı bölümlerini malik sıfatıyla zilyetliğinde bulundurduğunu ve taşınmazın mera vasfında olmadığını ileri sürerek nizalı bölümlerinin adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
2. Yargılama sırasında davacı ...'in vefat etmesi üzerine, Develi Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.01.2020 tarihli ve 2019/244 Esas, 2020/123 Karar sayılı kararıyla murisin terekesine ... tereke temsilcisi olarak atanmış ve karar istinaf edilmeksizin 23.02.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili, duruşmalardaki beyanında davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın mera vasfında olduğunu, meraların zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
3. Dahili davalı ... vekili cevap dilekçesinde; eldeki davada husumetin vekil eden belediyeye düşmediğini, husumetin ilçe belediyesine yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Develi Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.2012 tarihli ve 2009/526 Esas, 2012/743 Karar sayılı kararıyla; tüm dosya kapsamına göre, 19.07.2012 tarihli duruşmada bir önceki celse 1 nolu ara kararı doğrultusunda keşif yapılacağının belirtildiği, 29.03.2012 tarihli celsede mazeret olmadan keşif mahalline gidilmesi için adliye koridorunda hazır bulunulması gerektiğinin ihtar edildiği, keşif gün ve saatinde herhangi bir müracaatın olmadığı, bu durumda davacının keşif delilinden vazgeçmiş sayılacağı ve davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.01.2014 tarihli ve 2013/1375 Esas, 2014/163 Karar sayılı kararıyla; dosya kapsamına göre, gerek keşif gerekse delil bildirmek için verilen ara kararlarının usulüne uygun kesin süre içermemesi ve uyarının yapılmaması nedeniyle yöntemine uygun bir biçimde verildiğinin söylenemeyeceği, öte yandan dava konusu yapılan taşınmazın ... ada 423 numaralı mera parseli olduğu, bu parsel içerisinde davacının haricen satın aldığı yer bakımından mera sınırlandırmasının iptalini istediği, dava konusu mera parseli .... ilçesi, ..... köyü sınırları içerisinde bulunduğuna göre, TMK'nın 713/3. fıkrası gereğince husumetin yasal hasım durumunda bulunan ... Köyü Tüzel Kişiliğine de yöneltilmesi, davaya katıldığı takdirde delillerini bildirmesi konusunda süre verilmesi, taraf teşkilinin bu şekilde sağlanması gerektiği halde taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulduğu belirtilerek Mahkemece öncelikle davanın kullanım hakkı nedeniyle davalı Köy Tüzel Kişiliğine yöneltilmesi, taraflara delillerini bildirmesi konusunda süre ve imkan tanınması, tahsisli ve kadim mera araştırması yapılması, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanması ve sonucuna bir karar verilmesi gereğine değinilmek suretiyle karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 23.01.2023 tarihli ve 2014/101 Esas, 2023/23 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca taraf teşkilinin sağlandığı, dosya kapsamına göre davanın 2009 yılında açıldığı ancak bilirkişi raporlarında 1953 tarihli hava fotoğraflarında (D2) olarak gösterilen kısım dışındaki yerlerin ham toprak vasfında olduğunun, 1992 tarihli hava fotoğraflarında ise (D3) olarak gösterilen kısım dışındaki yerlerin ham toprak vasfında olduğunun, (D3) olarak gösterilen kısım bakımından ise bu tarihten itibaren kesintisiz olarak kullanımın mevcut olduğunun, kültür arazisi olduğunun, yaklaşık 35 yıldır ekildiğinin belirtildiği ancak diğer kısımların niteliklerinin yıllar içerisinde değişkenlik gösterdiği dikkate alındığında iktisaba elverişli olacak şekilde düzenli kullanımın bulunmadığı, (E) ve (F) harfleri ile gösterilen kısımların 4-5 yıldır ekildiğinin belirtildiği, diğer kısımların ise 30-35 yıldır ekildiği ziraat mühendisi bilirkişi raporunda belirtilse de hava fotoğraflarına göre kısmen ham toprak niteliği taşıdığı ve kalan kısımların müstakil bir parsel oluşturmadığının belirtildiği, dolayısıyla 20 yıllık zilyetlik süresinin (D3) ile gösterilen kısımlar dışında kalan yerler bakımından tamamlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu ... ada 423 nolu parsel sayılı taşınmazın 26.09.2017 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A), (B), (C), (E) ve (F) harfleri ile gösterilen bölümleri yönüyle açılan davanın reddine, aynı raporda (D) harfi ile gösterilen bölüm yönüyle açılan davanın kısmen kabulüne, harita mühendisi bilirkişinin 10.11.2022 tarihli ek raporuna ekli krokide (D3) harfi ile gösterilen bölümüne ilişkin kaydın iptali ile bu bölümün ifraz edilerek Develi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/624 Esas ve 2018/609 Karar sayılı veraset ilamındaki hisseleri oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediğini, dava konusu taşınmazın kadim veya tahsisli mera olmadığını, nizalı bölümlerinin müvekkillerinin zilyetliğinde olduğunu, bir kültür arazisinin 3-4 yıl ekilmemesi halinde taşınmazın ham toprak vasfına dönüşebileceğini, bu nedenle hava fotoğraflarındaki değerlendirmeye itibar edilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamına göre iddialarını ispatladıklarını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tamamının müvekkillerinin murisi tarafından 50-60 yıldır ekilip biçildiğini ancak muhtarlık seçimleri sebebiyle husumetli olduğu muhtarın murise ait yerleri mera olarak yazdırdığını, taşınmazın mera vasfında olmayıp uzun yıllardır davacı tarafça zilyet edildiğinin dosya kapsamıyla sabit olduğunu, tanık beyanlarının Mahkemece hükme esas alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yıllardır hem kendisi hem de oğulları tarafından kullanıldığını, hatta bu nedenle ceza da aldıklarını, bu yerin mera vasfında olmadığını, husumetli oldukları muhtarın kasten taşınmazı mera olarak tespit ettirdiğini, Mahkemece eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
4. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz mera vasfında olmakla zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazda meraya has bitki örtüsünün mevcut olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
5. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz mera vasfında olmakla zilyetlikle iktisap edilemeyeceğini, taşınmazda meraya has bitki örtüsünün mevcut olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
6. Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğunu, öte yandan vekil eden yasal hasım olarak davaya dahil edilmekle aleyhlerine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dava; kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. Kadastro sonucunda; Kayseri ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan ... ada 423 parsel sayılı 3.675.138,99 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, köy halkı tarafından kadimden beri ve halen mera olarak kullanıldığı gerekçesiyle mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmış; yargılama sırasında taşınmaz 4342 sayılı Mera Kanunu uyarınca mera olarak tahsis edilmiştir.
3. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... vekili ile yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ...'in temyiz itirazları yönüyle; Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca terekeye temsilci atanması durumunda, davanın tereke temsilcisinin veya bu sıfatla vekil kıldığı avukatın huzuru ile sürdürülmesi gerektiği tartışmasızdır. Tereke temsilcisinin atanması ile mirasçıların terekeyi temsil ve davayı takip yetkisi ortadan kalkmaktadır. Başka bir söyleyişle, mirasçıların davayı takip yetkisi sona erer ve bununla bağlantılı olarak da hükmü temyiz hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçer.
Somut olayda, Mahkeme kararı usulüne uygun olarak tereke temsilcisine tebliğ edilmesine rağmen tereke temsilcisinin kararı temyiz etmediği, kararın yalnızca yargılama sırasında vefat eden davacı ...’in bir kısım mirasçıları vekili, davalı Hazine vekili ile dahili davalılar vekili tarafından temyiz edildiği, ne var ki terekeye temsilci atanmakla mirasçıların davayı takip yetkisi sona erdiğinden ve bununla bağlantılı olarak hükmü temyiz etme hakkı miras şirketini temsilen tereke temsilcisine geçtiğinden, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... vekili ile yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ...'in temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
4. Davalı Hazine vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz istemine gelince; Mahkemece, dava konusu taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (D3) harfi ile gösterilen bölümünün mera vasfında olmayıp özel mülkiyete konu yerlerden olduğu ve bu bölümde davacı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Kadastro sonucunda dava konusu ... ada 423 parsel sayılı taşınmazın köy halkı tarafından kadimden beri ve halen mera olarak kullanıldığı gerekçesiyle mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazıldığı, taşınmazın hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (D3) harfi ile gösterilen nizalı bölümünün taşınmazın ortasında bulunduğu, bu durumda nizalı bölümün dört tarafının mera vasfıyla tespit edilip kesinleşen dava konusu taşınmazla çevrili olduğu dosya kapsamıyla sabit olup keşif mahallinde beyanlarına başvurulan yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının ifadelerine göre de dava konusu taşınmazda köyün ağıllarının bulunduğu, köylülerin bu yerde hayvanlarını otlattığı ve yaydığının beyan edildiği, bu haliyle dava konusu taşınmazın nizalı bölümünün evveli itibariyle mera vasfında olduğu anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; Mahkemece, dava konusu taşınmazın nizalı bölümü mera vasfında olup meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesinde dosya kapsamına uygun bulunmayan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup davalı Hazine vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... ve müşterekleri vekili, yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ... vekili ile yargılama sırasında vefat eden davacı ... mirasçılarından ...'in temyiz dilekçelerinin REDDİNE,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
2. Davalı Hazine vekili, dahili davalı ... vekili ile dahili davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden dahili davalı ... ile dahili davalı ... Başkanlığına iadesine,
Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın Develi 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.