Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1940 E. 2025/2746 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1940
Karar No
2025/2746
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/736 E., 2023/1341 K.. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/484 E., 2023/32 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı ... davaya dahil edilenler vekili, birleştirilen davada davacılar vekili ile dahili davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri dava dilekçesinde; Bursa ili ... ilçesi .... mevkinde bulunan, kadastro sırasında tespit harici bırakılan, tapuda kayıtlı bulunmayan ve davacıların kök murisi ....'ın zilyet olduğu taşınmazların tespiti ile murisin zilyet olduğuna dair tapu kayıtlarının bulunduğunu ileri sürerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tespit edilen bu taşınmazların davacılar adına tapuya tescilini istemiştir. Yargılama sırasında ....’ın davacılar dışındaki diğer mirasçıları da davaya dahil edilmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, öncelikle süre, yetki, husumet itirazında bulunduklarını, dava dilekçesinin netice-i talep kısmının detaylandırılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde; hak düşürücü süre ve zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, husumetin yanlış olduğunu, dava konusu taşınmazların tespit edilemediğini öne sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Belediyenin davada taraf sıfatı bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı olarak davaya dahil edildiği, sürelerin geçip geçmediğinin denetlenmesi gerektiğini, husumet itirazında bulunduklarını, taşınmazın kamu malı olup olmadığı yönünden de inceleme yapılması gerektiğin öne sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle husumet itirazında bulunduklarını, davacının iddialarını ispat ile yükümlü olup ispata yarar nitelikte bilgi ve belgelenin dosyaya sunulmadığını, davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini öne sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazında bulunduklarını, özellikle imar ve kadastro hususunda Belediyece bir işlem yapılmadığını, davacı tarafın taşınmazda zilyet bulunduğu hususunu ispat edemediğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı .... Üniversitesi vekili cevap dilekçesinde; taraf sıfatları bulunmadığını, bulunduğu yerin Üniversiteye tahsis edildiğini ve protokol sonunda Milli Eğitim Bakanlığına teslim edildiğini, husumet ehliyetlerinin olmadığını öne sürerek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; parsel bilgilerinin gereği gibi açıklanmadığını, yol olan arazilerin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, talebin zaman aşımına uğradığını öne sürerek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tapu kayıtlarına göre davacı tarafın dayanmış olduğu davaya dayanak belgelerin, ... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan (eski 653 parsel) 1261 ve 1262 parsel sayılı taşınmazları kapsadığı, davacı tarafın dava konusu olarak bildirmiş olduğu, 1261 ve 1262 parsel sayılı taşınmazların 19.07.1956 tarihinde kadastro tespitinin Hazine adına yapılmış olması nedeniyle kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden dava şartı eksikliğinden HMK'nın 114/2 ve 115/2. maddeleri gereği usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde Davacı ... vekili ve davacılar ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, niza yöneltilen 1261 ve 1262 parsel sayılı taşınmazlara yönelik kadastro tespitlerinin kesinleştiği 09.02.1957 ve 11.12.1968 tarihleri ile dava tarihleri olan 15.02.2022 ve 07.07.2021 tarihleri arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu, öte yandan davacı taraf, hakkında tutanak düzenlenmeyen ve tescil harici bırakılan taşınmazlar yönüyle dava açtıklarını bildirmiş ise de davacının Mahkemece yapılan keşifte tescil harici bırakıldığını bildirdiği ve adına tescil istediği taşınmazın sınırlarını somut olarak göstermediği gibi bilirkişi raporlarında da Bursa gibi büyükşehir olan bir ilin birden fazla mahallesini içine alacak alandaki tüm tescil harici yerlerin davaya konu olduğunu kabul etmenin de iddia somutlaştırılmadığından mümkün olmadığı, bir an için davacı tarafın eski tercüme kayıtlar sunduğu ve bu kayıtların sınırlarının tespitinin Mahkemeye ait bir iş olduğu öne sürülebilir ise de davacı dayanağı kaydın hangi kadastro parsellerine ve/veya tescil harici alana isabet ettiğinin belirlenmesi isteminin esasen bir tespit davası olacağı, böylesi bir durumda davacının hukuki yararı bulunmayacağı gibi HMK'nın taraflarca hazırlama ilkesine de aykırı bulanacağı gerekçesiyle davacılar ... ve ... vekili ile davacı ... vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... ve bir kısım dahili davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasalara aykırı olduğunu, muris .... ve çocukları üzerinden terekenin tespiti için dosyaya sunmuş oldukları dört adet tapu ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesinden verilen belgelerde toplamda 13 adet taşınmazın tedavül kayıtları çıkartılarak güncellenmesi gerektiğini, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesinden verilen belgeye göre bunlardan dört tanesi ile ilgili hak ve alacakları olmadığı yönünde beyan edildiğini, diğer dokuz taşınmaz için tedavül uygulanmadığı için zemin kayıtlarının belirlenmesinin gerektiğini, dava konusu taşınmazların hiçbiri revizyon yani tedavül görmediğini, bu taşınmazların Osmanlı'dan gelmekte olup 1923 ve 1928 yılları arasında tapuda kaydı alınıp daha sonra hiçbir işlem yapılmadığını, hukukta taşınmazın tedavül görüp askı kaydına çıkması gerektiğini, ancak yargılamaya konu taşınmazlar bakımından bu durum gerçekleşmediğinden bu taşınmazların 760 sayılı Kadastro Kanunu'ndaki zamanaşımı kurallarına tabii olmadığını, davalı kurumların büyüklüğü ve yeri belli olmayan taşınmazlar için uzlaşma talebinde bulunduklarını, yeri ve büyüklüğü belli olmayan taşınmazlar için bir talepleri olmaması nedeniyle uzlaşma taleplerini reddettiklerini, dosyada bu taşınmazların tespiti için gerekli müzekkerelerin yazılmadığını, dosyanın hazırlık aşamasının bile yapılmadığını, davanın kadastro harici bırakılan yer hakkında açıldığını, Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık süre içerisinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılabileceği belirtildiğinden, bu hükmün kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkin olduğunu, Kanun'da kadastro harici bırakılan yerler hakkında açılacak davalara ilişkin başkaca süre kısıtlaması öngörülmediğini, taşınmazların davacı ... murislerinin yıllarca bilfiil tasarrufu altında kaldığını, davacının murislerinin dava konusu taşınmazın zilyedi olduğuna ilişkin ellerinde bulunan tapular ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden gönderilen belgeleri bulunmakta olup taşınmazların tapuya kayıtlı olmadığını, nitekim Hamitler mevkiinde 1970 yılında ve daha önce yapılan tapu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak dahi düzenlemeyerek tespit veya tescil harici bırakıldığını, tanık Hüsamettin Aşkın beyanına atıfla tanık beyanında da görüleceği üzere söz konusu taşınmazlar üzerine başkaca işlemler de yapıldığının görüleceğini, bunun dava neticesinde anlaşılmış olup tasarruf edilmeyen yani tedavül görmeyen taşınmazlarda tanık beyanında bahsedildiği üzere faaliyetlerde bulunulduğunu belirterek ve resen tespit edilecek nedenlerle kararının bozulmasını talep etmiştir. Davacılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, varılan sonucun dosya kapsamına uygun olmadığını, davanın kadastro harici bırakılan yer hakkında açılıp Mahkemenin hükmüne dayanak yaptığı 3402 sayılı Kanun'un 12. maddesinin üçüncü fıkrasında, tutanağın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık süre içerisinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak dava açılabileceği belirtildiğinden, bu hükmün kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkin olduğu, Kanun'da kadastro harici bırakılan yerler hakkında açılacak davalara ilişkin başkaca süre kısıtlaması da öngörülmediğini, taşınmazların davacı murislerinin yıllarca bilfiil tasarrufu altında kaldığını ve davacı murislerinin dava konusu taşınmazın zilyedi olduğuna ilişkin ellerinde bulunan tapular ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden gönderilen belgeleri bulunduğunu, taşınmazların tapuya kayıtlı olmadığını, nitekim Hamitler mevkiinde 1970 yılında ve daha önce yapılan tapu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında tutanak dahi düzenlemeyerek tespit veya tescil harici bırakıldığını, Türk Medeni Kanunu'nun 713. ve Kadastro Kanunu'nun 14. maddeleri uyarınca davacının zilyetliğini gösteren belgelerin dosyaya ibraz edildiğini, ibraz edilen belgelerde davacı ... murislerinin dava konusu taşınmazda 1950 yıllarından itibaren fiilen tasarruf ettiklerinin, söz konusu taşınmazlarda belirtilen tarihten bu yana zilyet olduklarının açık bir şekilde görüldüğünü, davacılar adına tespiti ve tescili için aranan yasal koşulların oluştuğunu, gerek Kadastro Kanunu'nda gerek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde, hakkında tutanak düzenlemeyen ya da tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlerle dayanarak dava açılmasını sınırlayan bir süre düzenlenmesi de öngörülmediğin belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. Dahili davacılar ..., ... ve ... temyiz dilekçesinde özetle; ret kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve re'sen görülecek eksiklikler nedeniyle kararın bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tescil ve tapu iptali-tescil istemine ilişkindir. Bursa ili .... ilçesi .... köyünde 1956 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu 663 parsel sayılı 509.606,00 m2 yüz ölçümlü taşınmaz tapu kaydına istinaden ziraat okulu ve tarlaları vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, daha sonra ifraz görerek 1261 ve 1262 parsel sayılı taşınmazlara ayrılmış, kadastro tutanaklarının kesinleştiği 09.02.1957 ve 11.12.1968 tarihleri ile dava tarihleri olan 07.07.2021 ve 15.02.2022 tarihleri arasında 10 yıllık hak düşürücü süre geçmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı ... davaya dahil edilenler vekili, birleştirilen davada davacılar vekili ile dahili davacılar ..., ... ve ... tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada davacı ... davaya dahil edilenler vekili, birleştirilen davada davacılar vekili ile dahili davacılar ..., ... ve ...'ın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacıdan alınmasına, Aşağıda yazılı 75,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden dahili davacılar ..., ... ve ...'tan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. Asıl davada davacı yönünden;

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1940, K. 2025/2746, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1940-e-2025-2746-k-4eece608c76c