Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1876 E. 2025/2659 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1876
Karar No
2025/2659
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2009 E., 2024/1510 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kadirli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/162 E., 2022/135 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada dahili davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Asıl davada davacı vekili; dava konusu ... ada 15 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından eşi olan davalı ile arasını düzeltmek amacıyla davalıya devredildiğini, davalının aile konutu olan ... ada 15 parsel sayılı taşınmazı diğer davalı Şirkete temlik ettiğini, davalı Şirketin taşınmazda kiracı olduğunu, davalının taşınmazı 700.000,00 TL gibi düşük bir meblağ ile devrettiğini, temlikin muvazaalı olduğunu, davalının muvazaalı olarak davacıdan mal kaçırmak kastı ile hareket ettiğini, taşınmazın edinilmiş mal rejimine tabi olduğunu, davacının bu taşınmazda edinilmiş maldan kaynaklı olarak yarı oranında pay sahibi olduğunu, davalının bu taşınmazı devretmek sureti ile taşınmazdan pay almasını engellediğini ve muvazaanın koşullarının oluştuğunu, bu durumdan hem davacının hem de mirastan pay sahibi olacak olan çocuklarının etkilendiğini, söz konusu muvazaalı satışın geçersiz olduğunu ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ve tapu kaydına aile konutu şerhi verilmesine karar verilmesini; 22.06.2017 tarihli dilekçesi ile; dava dilekçesinin sonuç kısmını ıslah etmek sureti ile ... ada 15 parsel sayılı taşınmazın davalı ... Ltd. Şti'ne yapılan satışının muvazaalı olması nedeni ile taşınmazın tapu kaydının eski haline getirilmesini ve davalı ... adına tescilini talep etmiş, aşamada davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır. Birleştirilen davada davacılar vekili; ... ada 15 parselde kayıtlı taşınmazın murisleri ... tarafından 2010 yılında davalı ...'na 50.000,00 TL bedelle satıldığını, devrin muvazaalı olduğunu, murisin maddi durumunun iyi olduğunu, satış yapmasını gerektirecek makul bir nedeni bulunmadığını, banka hesabında işlemin yapıldığı tarihlerde para hareketliliğinin görülmediğini, satışta gösterilen bedelin taşınmazın değerinden oldukça düşük olduğunu, dava konusu taşınmazın ölünceye kadar murisin tasarrufunda olduğunu, muris tarafından devredilen taşınmazın saklı paylarını da zedelediğini, tarafların gerçek iradelerinin mirastan mal kaçırmak amacıyla yapılan bağış işlemine yönelik olduğunu, iptal edilmesi gerektiğini, davalı ...’nin dava konusu taşınmazı diğer davalı Şirket’e muvazaalı olarak devrettiğini ileri sürerek taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacılar adlarına payları oranında tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; maliki olduğu taşınmazı rızası ile gerçek değerleri üzerinden temlik ettiğini, iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiş, aşamada ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil edilmişlerdir. Asıl davada davalı Şirket vekili; davacı yanın dilekçesinde hem muvazaa iddiasında bulunduğunu hem de dava konusu taşınmazların aile konutu niteliğinde olduğundan bahisle kötüniyet iddiasında bulunduğunu, her iki iddianın da ispat yükünün davacının üzerinde olduğunu, taşınmazın tapu kaydında kira şerhi olduğunu, aile konutu niteliğinin bulunmadığını, diğer davalının davacı ile 16 aydır ayrı yaşadığını, dava konusu taşınmazların ... adına kayıtlı olduğunu, dava dışı ... ada 14 parselin davalı ...’ye mirasen intikal ettiğini, dava konusu taşınmazın ise davacı tarafından davalıya temlik edildiğini, davalı ...’nin emlak işi ile uğraştığını beyan ettiği yeğeni ...'nın da katılımı ile taşınmazların toplamda 750.000,00 TL bedel ile temlik edildiğini, bu bedelin ...'nun banka hesabına aktarıldığını, dava konusu taşınmazların aile konutu olma vasfının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Birleştirilen 2018/102 Esas sayılı davada davalı Şirket vekili; Şirketin dava konusu taşınmazı 05.05.2016 tarihinde davalı ...'dan 500.000,00 TL bedelle satın aldığını, bahsi geçen taşınmazı almak için 500.000,00 TL kredi kullandığını ve taşınmaz üzerine banka tarafından ipotek tesis edildiğini, dava konusu taşınmazda Şirketin satış tarihinden önce de kiracı olarak bulunduğunu, davalının bu taşınmazı iş yeri olarak kullandığını, birleştirilen davada davalıya husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince asıl davada tapu iptal ve tescil istekli talep tefrik edilerek eldeki dosya esasına kaydedildiği, İlk Derece Mahkemesinin 07.11.2017 tarih, 2017/24 Esas ve 2017/497 Karar sayılı kararı ile, asıl davada davacı ... misrasçılarının davayı takip etmelerinde hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 06.03.2018 tarih, 2018/... Esas, 2018/268 Karar sayılı kararı ile dahili davacıların hukuki yararı bulunduğu gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırıldığı, İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacının asıl davadaki talebinin ... ada 15 parsel sayılı taşınmazda ... tarafından davalı Şirkete 05.05.2016 tarih ve 4234 yevmiye nolu işlem ile yapılan satışın muvazaalı olduğu iddiasına dayalı olduğu, dosyada mevcut satış işlemi örneğine göre ... ada 15 parsel sayılı taşınmazın 05.05.2016 tarihinde 500.000,00 TL bedelle satıldığı, 19.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazın 2016 yılındaki değerinin 745.685,35 TL olarak belirlendiği, buna göre satış bedeli ile gerçek değer arasında açık orantısızlık olmadığı, davalı Şirketin dava dışı bankadan kredi çekerek ve taşınmaz üzerine ipotek tesis ederek taşınmazı alması nedeniyle davalının alım gücünün olmadığı iddia edilmişse de davalı Şirketin Kadirli ilçesinde mobilya alım-satım işi yaptığı, iş hacmini büyütmek ve yeni bir taşınmaz almak için kredi çekmesinin hayatın olağan akışına aykırı olmadığı, davacının Akbank hesabına yatan parayı aynı gün içinde çekmesinin muvazaaya kanıt olduğu iddia edilmişse de davalı Şirketin taşınmaz bedeli olan (... ada 14 parsel için 250.000,00 TL, ... ada 15 parsel için 500.000,00 TL) 750.000,00 TL'yi davalı ...'nin Akbank hesabına 05.05.2016 tarihinde banka aracılığıyla gönderdiği, paranın...'nin hesabına 1 gün sonra 06.05.2016 tarihinde geçtiği, muvazaalı işlemlerde genellikle görülen elden ödeme olgusunun somut olayda var olmadığı, davalı ...'nun 750.000,00 TL'lik hesabı 06.05.2016 tarihinde kapattıktan sonra 10.06.2016 tarihinde 656.374,53 TL ile yeni bir hesap açarak USD (Amerikan doları) alımı işlemi yaptığı, kendisine ait hesaplar arasında para transferleri yaptığı, ilerleyen zamanlarda 2017 yılı içerisinde parasının bir kısmı ile fon-portföy gibi yatırım araçlarına para yatırdığı, bu hesaplarında biriken parayı zaman zaman vadesiz hesabına transfer ettiği, buna göre satış bedelinin aynı gün içinde çekildiği iddiasının muvazaa olgusunu ispata yarayacak şekilde ispatlanamadığı, talimat yolu ile dinlenen ve devir işlemi sırasında davalıların yanında olan tanıkların muvazaa iddiasını ispata yarar bir beyanda bulunmadıkları, davacı tarafça muvazaa iddiasının tüm dosya kapsamı ile ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; birleştirilen dava yönünden davacı tarafın tanık olarak yalnızca ...'i bildirdiği, davacı ...'ın eşi olan ...'in beyanında ...'nun 2010 yılında yapılan satıştaki asıl amacının mirasçılardan mal kaçırmak olduğunu gösterir bir beyanda bulunmadığı, davacıların da kendi babaları tarafından kendi annelerine yapılan satışta muvazaa olduğunu ispatlayacak başka bir delil sunamadıkları, muvazaa olgusunu ispat edemedikleri; tenkis talebi yönünden ise davacıların murisi ...'nun 25.02.2017 tarihinde vefatı sonrası murisin çocukları olan ... ve ...'in birleşen davayı açtıkları, yargılama devam ederken tarafların annesi olan davalı ...'nun 05.03.2019 tarihinde öldüğü, dosyaya sunulan mirasçılık belgesine göre hem muris ...'nun hem de davalı ...'nun mirasçılarının davacılar oldukları, 2010 yılında yapılan satışla ilgili mirasta tenkis uygulanmasını gerektirir bir durum kalmadığı gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesi kararının asıl davada dahili davacılar, birleştirilen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada dahili davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 17.02.2022 tarihli duruşmada taraflarına son söz hakkı verilmediğini, davalı ...’nin cevap dilekçesi süresinde olmadığı halde gerekçeli kararda anılan davalının cevap dilekçesine de yer verildiğini, istinaf cevap dilekçesinin süresinde olmadığını ve bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesinin hatalı olduğunu, asıl davada daha sonra dahili davacı olan ... ve ...’in tanık olarak dinlenmediğini, muris muvazaası yönünden beyanlarının alınmadığını, savunmada ileri sürülmemesine rağmen davalı ...’nin banka hesaplarının araştırıldığını ve gerekçeye esas yapıldığını, birleştirilen davada sosyo-ekonomik durum ve maaş, banka araştırması kayıtları ile muvazaalı işlem taraflarının birlikte oturup oturmadıklarına ve bu muvazaalı işlemi yapmaya ihtiyaçları olup olmadığına ilişkin yerleşim kaydı dökümlerinin getirtilmesi taleplerinin yerine getirilmediğini, delillerin eksik toplandığını, Bölge Adliye Mahkemesi kararında İlk Derece Mahkemesinin gerekçesi dışında bir gerekçe bulunmadığını, muris ...’nin davalı eşinin yaptığı temlikin mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalı Şirketin taşınmazda kiracı olduğundan taşınmazın gerçek sahibinin muris olduğunu bildiğini ve iyiniyetli kabul edilemeyeceğini, davacı ve davalının ortak çocukları olan ... ve ...’in beyanlarının değerlendirilmediğini, taşınmazın gerçek değeri ile resmi akitteki değeri arasında fahiş fark bulunduğunu, ticari hayatta yer alan bir işletmenin taşınmazı alım işlemleri için nakit birikiminin hali hazırda bulunması durumunun hayatın olağan akışına daha uygun olacağını ve devir tarihi itibariyle kira sözleşmesinin devam ettiğini, bu sözleşmenin bitim tarihinin 2018 yılı olduğu dikkate alınmadığını, davalı ...'nun devir tarihinde banka hesabına yatan paranın hesabına geçmesi sonrasında aynı gün içerisinde bankadan çekildiğini, davalı ...'nin eşi hasta iken taşınmazı devretmesinin yörenin gelenek ve göreneklerine, toplumsal eğilimlerine uymadığını, davalı ...’nin devir tarihinde üzerine başka kayıtlı taşınmazın bulunmadığını, devir yapmakta makul bir amacının olmadığını, davalı tanığı olan ...'nın davalı ...'nun yeğeni olduğunu ve Bursa'da ikamet ettiğini, devir için davalının çocukları yerine Bursa'dan gelmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, eşlerin birlikte oturduğu ... ada 14 parselde bulunan aile konutu ile dava konusu ... Ada 15 parselde bulunan taşınmazın aynı gün devredilmesinin normal olmadığını, .... Devlet Hastanesinde doktor olarak çalışmakta olan ve davalı ...’nun oğlu olan ...’nun haberdar olmaması amacıyla sağlık raporunun .... Devlet Hastanesinden alındığını, bu durumun da işlemin gizlenerek yapıldığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Asıl dava, genel muvazaa hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava ise muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; asıl davada davacı ...’nun dava konusu ... ada 15 parsel sayılı taşınmazı 18.02.2010 tarihinde eşi olan davalı ...’ye, davalı ...’nin de 05.05.2016 tarihinde diğer davalı Şirkete satış suretiyle temlik ettiği, asıl davada davacının 18.02.2010 tarihli devir işleminin muvazaalı yapıldığını ileri sürdüğü, aşamada ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil oldukları; birleştirilen davada davacıların, murisleri ...’nun 18.02.2010 tarihinde eşine yaptığı temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürdükleri, aşamada asıl ve birleştirilen davada davalı ...’nin de öldüğü, geride birleştirilen davada davacıların mirasçı olarak kaldıkları anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada dahili davacılar-birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl davada dahili davacılar-birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Asıl dava yönünden aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcı ile birleştirilen dava yönünden aşağıda yazılı 615,40 TL onama harcının temyiz eden asıl davada dahili davacılar-birleştirilen davada davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1876, K. 2025/2659, T. 26.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1876-e-2025-2659-k-bb850d0737de