Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1775 E. 2026/1515 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1775
Karar No
2026/1515
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/77 E., 2024/755 K.

Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi raporu dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tescil istemine ilişkindir.

Davacı; Bitlis, ... köyünde yer alan dava konusu taşınmazın mirasbırakanı babası ... tarafından yaklaşık 50 yıl önce emek ve mesai sarf ederek ıslah edildiğini, bostan olarak kullandığını, üzerine ev ve ahır yaptığını, babasının, sağlığında taşınmazı taksimle kendisine verdiğini ileri sürerek adına tescilini talep etmiştir.

Davalı ...; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu, imar planı kapsamında kaldığını ve zilyetlikle kazanılamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece 2008/385 Esas, 2010/472 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiş ve kesinleşme şerhi düzenlenmiş ancak davacı vekili gerekçeli kararın tebliğinin usulsüz olduğunu ve kararın usulsüz kesinleştiğini belirterek gerekçeli kararın tebliği talebinde bulunmuştur. Mahkemece gerekçeli kararın tebliğ edilmesi üzerine davacı tarafça karar temyiz edilmiş, Dairenin 04.10.2023 tarihli 2022/1648 Esas, 2023/5103 Karar sayılı ilamı ile; taşınmazın imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının belirlenebilmesi için stereoskopik hava fotoğraflarının getirtilmediği, uzman bilirkişi incelemeleri ve komşu parsel kayıtları gibi delillerin eksik toplandığı belirtilip taşınmazın geçmiş kullanımının bilimsel ve teknik yöntemlerle ayrıntılı şekilde yeniden incelenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğine değinilerek karar bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada; dava konusu taşınmazın bir kısmının imar-ihyasının uzun yıllar önce tamamlandığı, tarımsal amaçla kullanıldığı ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Ne varki; yapılan araştırma ve uygulamanın hükme yeterli olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir.

Somut olayda; 26.07.2010 havale tarihli tapu fen memuru ve harita mühendisi bilirkişi raporunda, Bitlis, Merkez, ... köyünde yer alan dava konusu yerin Orman amenajman haritasında ziraat arazilerine denk geldiği, zeminde halihazırda bulunan evin hava fotoğrafında da bulunduğunun tespit edildiği, yine 02.10.2011 havale tarihli harita mühendisi ek raporunda, hava fotoğrafında bahse konu olan yerin bir kısmının ekili araziye denk geldiği ancak fotogrametrik değerlendirme aleti bulunmadığından taşınmazın ne kadarlık kısmının ekili araziye isabet ettiğinin tespit edilemediği belirtilmiş; bozma ilamından sonra 05.07.2024 tarihli fen bilirkişisi raporunda ise ... köyünde tesis kadastrosu çalışmalarının 1955 yılında kesinleştiği, dava konusu taşınmazların Bitlis, Merkez, ... Mahallesi sınırlarında bulunduğu, 2014 yılında yapılan kadastro yenileme çalışmasında mahalle taksimatı yapılarak ... köyünün ... Mahallesi sınırları içine alındığı, dava konusu alanın bir kısmının isabet ettiği 7 92... parselin öncesinde ... köyü 3 parsel numarası ile "Mera" vasıflı taşınmaz olarak tescil edildiği, mera vasıflı taşınmazın önce cins değişikliği ile arsa vasfına dönüştürüldüğü akabinde ayırma çapı düzenlenerek imar uygulamasına tabi tutulduğu, dava konusu taşınmazların 1616, 78... (A), 4635, 81... (B) alan olduğu, (A) ve (B) alanlarının imar planında ibadet yeri, konut alanı ve park olduğu, aynı yere ilişkin (X1), (X2) ve (X3) harfleri ile tapulu Hazine parseli içinde kalan alanın sınıflandırıldığı, 05.07.2024 tarihli harita mühendisi bilirkişisi raporunda 1973'te (A) harfiyle gösterilen kısmın içerisinde bir katlı taş ev olduğu, (B) harfiyle gösterilen kısmın içerisinde masraf ve emek sarfının ve tarımsal faaliyetleri gösterir sürüm izlerinin başladığı, 1984 yılında imar-ihyasının tamamlanmış olduğu, yine 03.10.2024 tarihli fen bilirkişisi ek raporunda dava konusu imar ve ihyası yapılan (B) harfi ile gösterilen 4635.81 m²'lik alanın (E8) ile gösterilen 2082.88 m²'lik kısmının 12 71... nolu parsel içerisinde, (E9) ile gösterilen 53.73 m²'lik kısmının yolda ve (E10) ile gösterilen 2499.20 m²'lik kısmının 7 92... nolu parsel içerisinde kaldığı, 12 71... nolu parsel ve 7 92... nolu parsellerin malikinin Maliye Hazinesi olduğu belirtilmiştir.

Bunun yanında; bozma öncesi dosya arasına alınan müzekkere cevaplarında Bitlis ili, Merkez ilçesi, ... köyünde yer alan dava konusu taşınmazın 1955 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık olarak tescil harici bırakıldığı belirtilmiş, bozma sonrasında ise Bitlis Tapu Müdürlüğünün 02.10.2024 tarihli müzekkere cevabı ile dava konusu ... köyü 3 parsel sayılı taşınmazın mera kütüğü ve meradan arsaya vasıf değişikliğine ilişkin belgelerin dosya arasında celp edildiği görülmüştür.

Bu durumda, bozma öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporları ve müzekkere cevapları arasında taşınmazın niteliği, evveliyatı, bulunduğu yer ve imar-ihya seviyesi bakımından açık çelişki bulunduğu anlaşılmakta olup Mahkemece anılan çelişkiler giderilmeden hüküm kurulması isabetli değildir.

Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazların yeri doğru şekilde tespit edilerek hangi köy/mahallede bulunduğu belirlenmeli; yörede mera tahsis çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı; dava konusu taşınmazlara ve komşu parsellere ilişkin varsa sonuçlanmış ve kesinleşmiş davaların mahkeme kararları ile Yargıtay ilamlarının örneklerinin, söz konusu mahkeme ilamlarında hükme esas alınan kayıt ve belgeler mevcutsa kayıt ve belgelerin tüm tesis ve tedavülleri ile varsa haritaları, komşu parseller ve tedavülleri, komşu parseller ve içinde bulunduğu parsel ile olan sınırları işaretlenerek dosyaya eklenmeli; dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi, harita mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif icra edilmeli; keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, kamu orta malı-mera niteliğinde olup olmadığı, meradan sökülerek elde edilip edilmediği hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı; toprak tevzi çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazla ilgili ne gibi bir işlem yapıldığı belirlenmeli; keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ve toprak tevzi evrakı ile denetlenmeli; ziraat bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayıp tarımsal niteliğini belirten, önceki ziraat bilirkişi kurulu raporunun da değerlendirildiği, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisine taşınmazı kapsayan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazın hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını, komşu parseller ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını belirten rapor düzenlettirilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli, koordinatlı, kadastro paftasını çakıştırmalı olarak gösteren denetime uygun ve önceki raporları da değerlendiren rapor istenmeli; belirtilen şekilde yapılan uygulama sonunda taşınmazların mera parseli olduğunun belirlenmesi halinde bu parsel hakkında 1955 yılında yapılan kadastro tespiti dikkate alınarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi değerlendirilmeli; bundan sonra, toplanan ve toplanarak tüm deliller gözetilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Davalı ... vekilinin yukarıda açıklanan nedenlerden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Temyiz eden davalı ... harçtan muaf olduğundan, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın Bitlis 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1775, K. 2026/1515, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1775-e-2026-1515-k-4d2209bf6621