Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1430 E. 2025/2758 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1430
Karar No
2025/2758
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1920 E., 2024/1521 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Mardin 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/3564 E., 2024/2782 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, .... Mahallesinde bulunan eski 833 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ifrazı neticesinde oluşan 1213 ada 2 parsel, 1216 ada 2 parsel, 1359 ada 2 parsel, 1361 ada 2 parsel, 1362 Ada 3 parsel, 1365 ada 3 parsel, 1396 ada 1 parsel, 1397 ada 1 parsel, 1398 ada 1 parsel, 1399 ada 1 parsel, 1400 ada 1, 2, 5 parsel, 1401 ada 3 parsel, 1402 ada 1 parsel, 1403 ada 1 parsel, 1404 ada 1 parsel, 1405 ada 1 parsel, 1406 ada 1, 2, 3, 4 parsel, 1407 ada 1, 2 parsel, 1408 ada 1, 2 parsel, 1409 ada 1 parsel, 1410 ada 1 parsel, 1411 Ada 1 parsel, 1412 ada 1 parsel, 1413 ada 1 parsel, 1415 ada 1 parsel, 1416 ada 1 parsel, 1417 ada 1 parsel, 1418 ada 1 parsel, 1419 ada 1 parsel, 1480 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda davalı Hazine adına tescil edildiğini ancak bu taşınmazların 20 yılı aşkın süredir davacının, 60 yıla yakın bir süreyle de atalarının zilyetliğinde olup davacının 35 yıl boyunca vergi ödediğini ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine davaya cevap vermemiş, yargılama sırasında davanın reddini savunmuştur. Davalı ... Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davalı İdarenin husumetli bulunmadığını, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacıyla lehine zilyetlik koşullarının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı İdarenin husumetli bulunmadığını, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davaya konu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacak yerlerden olduğunu, zilyetlik koşullarının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olduğu, dava tarihi itibarıyla kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde belirlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu, davaya konu 1480 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 parsel, 1406 ada 4 parsel, 1405 ada 1 parsel, 1402 ada 1 parsel, 1404 ada 1 parsel, 1365 ada 3 parsel, 1401 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar dava dışı kişilere ait olduğundan duruşmada davacı vekilinden sorulması üzerine husumetin Hazine’ye yönelik olduğu yönünde beyanda bulunulduğu, bu taşınmazlar yönünden pasif husumet ve hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiği, Hazine dışındaki davalıların pasif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazların kök 833 ada 20 ve 13 parsellerin tevhit ve ifraz işlemleri neticesinde oluştukları, kök parsellerin kadastro tespit tutanaklarının 01.05.1997 tarihinde kesinleştiği, davanın açıldığı 23.11.2023 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, diğer taraftan tapu iptali ve tescil davalarının kayıt malikine karşı açılması gerektiği, davaya konu 1480 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 parsel, 1406 ada 4 parsel, 1405 ada 1 parsel, 1402 ada 1 parsel, 1365 ada 3 parsel, 1401 ada 1 parsel ve 1404 ada 1 parsel sayılı taşınmazların dava dışı kişilere ait olması nedeniyle davalı Hazinenin pasif husumetinin bulunmadığı, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekilinin ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki hususları tekrarlamış, istinaf aşamasında duruşma taleplerinin karşılanmadığını, ihtiyati tedbirin hukuka aykırı olarak kaldırıldığını, davaya konu taşınmazların özel mülkiyete elverişli olduğunu, Yargıtay içtihatlarına göre askı ilanı yapılmaksızın ve kadastro tutanağı usulünce kesinleştirilmeksizin yapılan kadastro işlemlerine ilişkin davalarda hak düşürücü sürenin uygulanma imkanının bulunmadığını, kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın zilyetinin kim olduğu hususunda araştırma yapılmaması ve kadastro tespit işlemlerinin usulüne uygun olmaması nedeniyle hak düşürücü sürenin uygulanmayacağını, davanın sadece kadastro öncesine değil kadastrodan sonra ödenen vergi kayıtlarına da dayandığını, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarihli kararında da 10 yıllık hak düşürücü sürenin yürürlükten kaldırıldığı hususunun dikkate alınmadığını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlal edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosyanın incelenmesinden; 833 ada 13 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla 13.07.1992 tarihinde, 833 ada 20 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak 17.07.1992 tarihinde Hazine adına tespit edildiği, taşınmazların kadastro tespitlerinin 01.05.1997 tarihinde kesinleştiği, 833 ada 13 parsel sayılı taşınmazın Mardin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/23 Esas, 2013/112 Karar sayılı ve 24.10.2013 kesinleşme tarihli kararına istinaden 11.12.2013 tarihinde ifrazı ile Hazine adına kayıtlı 833 ada 47 parsel ve ... ve müşterekleri adına kayıtlı 833 ada 48 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 833 ada 48 parselin 27.03.2019 tarihinde ifrazı ile davadan önce üçüncü kişiler adına kaydedilmiş olan 1365/3, 1406/4, 1480/1, 2, 3, 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, yine ifrazen oluşan 833 ada 47 parsel sayılı taşınmazın kök 833 ada 20 parsel sayılı taşınmazla tevhidi ile oluşan 833 ada 62 parsel sayılı taşınmazın 20.01.2016 tarihinde ifrazı ile 1213 ada 2 parsel, 1216 ada 2 parsel, 1359 ada 2 parsel, 1361 ada 2 parsel, 1362 Ada 3 parsel, 1396 ada 1 parsel, 1397 ada 1 parsel, 1398 ada 1 parsel, 1399 ada 1 parsel, 1400 ada 1, 2, 1414 ada 1 parsel, 1401 ada 1 parsel, 1402 ada 1 parsel, 1403 ada 1 parsel, 1404 ada 1 parsel, 1405 ada 1 parsel, 1406 ada 1, 2, 3, 1407 ada 1, 2 parsel, 1408 ada 1, 2 parsel, 1409 ada 1 parsel, 1410 ada 1 parsel, 1411 Ada 1 parsel, 1412 ada 1 parsel, 1413 ada 1 parsel, 1415 ada 1 parsel, 1416 ada 1 parsel, 1417 ada 1 parsel, 1418 ada 1 parsel, 1419 ada 1 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, 1414 ada 1 parselin sayısallaştırma sonucunda 1400 ada 5 parsel numarasını aldığı, bunlardan 1402 ada 1, 1404 ada 1 ve 1405 ada 1 parsel sayılı taşınmazların dava tarihinden önce dava dışı 3. şahıslar adına kayıtlı olduğu, davanın eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 23.11.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Öte yandan, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 21.02.2014 tarihli ve 2013/1 Esas, 2014/1 Karar sayılı kararıyla, İlk Derece Mahkemelerince verilen ihtiyati tedbir taleplerinin reddi veya bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilen kararlara karşı temyiz yolunun kapalı olduğuna karar verilmiştir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken temyiz harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/1430, K. 2025/2758, T. 29.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-1430-e-2025-2758-k-b83994f75e1b