Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/1192 E. 2025/4290 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1192
- Karar No
- 2025/4290
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1983 E., 2024/1258 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sürmene Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/122 E., 2023/156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Hazine vekili; ... Mahallesinde bulunan 23... ve 26... parsel sayılı taşınmazların kıyıda kaldıklarını ileri sürerek anılan taşınmazların kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısımlarının tapu kayıtlarının iptaline, taşınmaz üzerindeki binanın kal'ine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalılar ... vd; kıyı-kenar çizgisine yönelik bir itirazları bulunmadığını, tapu kaydının iptalini kabul ettiklerini, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini bildirmişler; ... mirasçıları savunma getirmemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince ilk kararda; eski 26 (yeni 1896) ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, taşınmaz üzerindeki muhdesatların kal'ine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince ilk kararda; eski 23 (yeni 1781) ada 1 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından ... oğlu ... yönünden taraf teşkilinin sağlanması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1/a-4 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bu karar üzerine İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ikinci kararı ile; dava konusu eski 26 (yeni 1896) ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisinde kaldığı gerekçesiyle bu taşınmaz yönünden tapu kaydının iptali ile kıyı olarak terkinine, taşınmaz üzerindeki muhdesatların yıkılmasına, eski 23 (yeni 1781) ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kabul kararı yönünden 3402 sayılı Kanunun 36/a maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemesinde usul ve yasaya bir aykırılık görülmediği, diğer taraftan, dava konusu 23 (yeni 1781) ada 1 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalmadığı, bu taşınmazın dere yatağı içinde kaldığı bilirkişi raporundan anlaşılmakta ise de davacının bu yönde (dere yatağı yönünden) bir talebinin olmadığı, kaldı ki dere yatağı içinde kalan taşınmazlar yönünden idarenin her zaman dava açma yetkisi bulunduğu nazara alındığında, anılan parsel yönünden davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, farklı ve eksik gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı Hazinenin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca gerekçe yönünden düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm tesisine, dava konusu eski 26 (yeni 1896) ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile kıyıya terkinine, taşınmaz üzerindeki muhdesatların yıkılmasına, eski 23 (yeni 1781) ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tamamının kıyıda kaldığı sabit olmasına karşın kısmen kabul, kısmen ret şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalı yan üzerinde bırakılması gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin ve kal istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı Hazine vekili tarafından ... Mahallesinde bulunan 23... ve 26... parsel sayılı taşınmazlara ilişkin dava açıldığı, yargılama neticesinde dava konusu 26... parsel (yeni 18 96... parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, dava konusu 23... parsel (yeni 17 81... parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verildiği, verilen kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; yapılan yargılama sonunda dava konusu 26... parsel (yeni 18 96... parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olup 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 36/A maddesi gereğince davalı taraf aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesinde kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı Hazine vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Bilindiği üzere; uyuşmazlığın niteliğine göre öncelikle yöntemince kıyı-kenar çizgisinin belirlenmesi ve zemine uygulanması gerekir. Bu doğrultuda, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunup bulunmadığı...Değişikliği İl Müdürlüğünden sorularak belirlenmelidir. İdarece oluşturulmuş ve kesinleşmiş (tarafları bağlayıcı hale gelmiş) kıyı-kenar çizgisi var ise buna ilişkin karar ve dayanağı olan belgeleri ile kroki ve haritasının birlikte getirtilip dosya arasına konulması, mahallinde yerel ve teknik bilirkişi ile harita mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte araziye uygulanması, çekişme konusu taşınmazın yeri belirlenip harita üzerine işaretletilmesi gerekir.
İdarece oluşturulmuş kıyı-kenar çizgisinin bulunmaması yahut idari yargı yerinde iptal edilmiş veya oluşturulan harita 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında kabul edilen ilkeye göre ilgililerine tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş ve davalının itirazına uğramışsa adli yargı mahkemesince, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar dikkate alınarak aynı Kanun'un 5 ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı, 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları göz önünde tutularak Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi kurulu aracılığıyla keşif yapılıp açıklanan kural ve yöntemler doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi oluşturulmalıdır. Mahkeme aracılığıyla bu çalışma yapılırken varsa İdarenin önceden kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için yaptığı saptamalar ve bu konuda kurulan komisyonun çalışmalarının ortaya çıkardığı bilimsel değerlerin bulunduğu da göz ardı edilmemelidir.
İdarenin kıyı-kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgeler getirtilmeli, bunlardaki verilerle Mahkemece kıyı-kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınmalıdır. Başka bir anlatımla, eldeki uyuşmazlıkta idari saptamalardan takdiri delil olarak yararlanılması zorunludur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2003 tarihli ve 97/110 sayılı kararı da bu doğrultudadır. Yapılacak bu araştırmalarla dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisinin hangi tarafında kaldığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlendikten sonra oluşacak durum, dosya içeriği, iddia ve savunma doğrultusunda toplanan diğer tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; dava konusu 23... parsel (yeni 17 81... parsel) sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, Mahkemece yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporu hükme esas alınmış ise de söz konusu heyet raporunda idarece belirlenen kıyı-kenar çizgisinin dava konusu yere uygulandığından bahsedilmiş, taşınmazın dere yatağı içerisinde kaldığı belirtilmekle birlikte İdarece belirlenen kıyı-kenar çizgisi uygulandığında dava konusu 23... parsel sayılı taşınmazın tamamının karada kaldığı belirlenmiş olup kıyı kenar çizgisinin heyetçe tespitine ilişkin bir araştırma, inceleme ve değerlendirmeye yer verilmemiş, başka bir ifade ile yukarıda belirtilen ilke ve uygulamalar doğrultusunda kıyı-kenar çizgisi tespit edilmemiştir. Bu haliyle alınan raporlar bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, yeterli ve hükme elverişli değildir. Öte yandan, dava konusu taşınmazın tüm tedavül kayıtlarının ve kıyı-kenar çizgisine ilişkin tüm belgelerin eksiksiz olarak dosya içerisine alınmaması doğru olmadığı gibi, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü aleyhine, dere ıslahı nedeniyle dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından bahisle tazminat davası açıldığı, taraflar arasında görülen davanın yargılaması sürdüğü halde eldeki davada ... Genel Müdürlüğü davaya dahil edilmeksizin yargılamaya devam edilmesi de isabetsizdir.
Hal böyle olunca; ... Genel Müdürlüğünü davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre ve imkan tanınması, dava konusu yerde dere ıslahı yapılıp yapılmadığı, kamulaştırma çalışmaları bulunup bulunmadığı sorularak varsa kamulaştırma işlemlerine ilişkin tüm harita, bilgi ve belgelerin (kamulaştırma kararı, kamulaştırma haritası, mahkeme kararı vs.) dosya arasına alınması, 23... parsel (yeni 17 81... parsel) sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağının, tespite dayanak belgelerin ve uygulanan kayıtların ilk tesislerinden itibaren tüm tedavül kayıtlarının, tapu kütük sayfalarının (birbirini takip edecek, denetlenecek ve tamamının okunaklı olmasına dikkat edilecek şekilde) temin edilerek evraka eklenmesi, ... Değişikliği İl Müdürlüğünden kıyı-kenar çizgisine ilişkin tüm belgeler ve haritaların eksiksiz olarak getirtilmesi, bundan sonra 28.11.1997 tarihli ve 5/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gözetilmek suretiyle 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesindeki tanımlamalar, aynı Kanun'un 5. ve 9. maddeleri ile 13.03.1972 tarihli ve 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı göz önünde tutularak 3621 sayılı Kanun'un 9/2. maddesinde belirtilen bilirkişi heyeti oluşturulup dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, mümkün olduğu takdirde taşınmazın farklı noktalarında gözlem çukurları açılarak bu çukurlardan alınan verilerin incelenmesi, açılan gözlem çukurlarının harita üzerinde işaretlenerek gösterilmesi ve topoğrafik memleket haritalarından da yararlanılarak kıyı-kenar çizgisinin tespit edilmesi, keşfen tespit edilen kıyı-kenar çizgisi ile Bakanlık tarafından onaylanan kıyı-kenar çizgisinin fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde ayrı ayrı gösterilmesi, her ikisinin çakışmaması halinde çelişkinin nedenlerinin bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, çevre parseller hakkında kesinleşmiş kıyı-kenar çizgisi bulunup bulunmadığının araştırılması, varsa kesinleşen kıyı-kenar çizgisinin eldeki davada belirlenen kıyı-kenar çizgisi ile çelişip çelişmediğinin göz önünde bulundurulması, gerektiği takdirde bilirkişi kurulundan bu hususları da karşılayacak şekilde rapor alınması, önceki bilirkişi raporları dikkate alınarak çelişkiler olduğu takdirde bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin nedenlerinin de denetime açık, bilimsel verilere dayalı olarak bilirkişilere açıklattırılması, raporda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalıp kalmadığının, kıyı-kenar çizgisi içerisinde ise ne kadarlık kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi, toplanan ve toplanacak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı Hazine vekilinin değinilen yönlerden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.