Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/609 E. 2025/2987 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/609
- Karar No
- 2025/2987
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/560 E., 2023/1348 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/230 E., 2022/121 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda duruşma talebi değerden reddedilerek temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... dava dilekçesinde; Rize ili, Ardeşen ilçesi, ... köyünde bulunan 223 ada 10 ve 183 ada 6 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, bu iki taşınmaz arasında kadimden beri var olan ancak genişliği kısım kısım değişmekle birlikte en fazla 1 metreyi bulan patika yolun 2011 yılında yürütülen kadastro tespit işlemleri sonucunda 2,5-3 metre genişliğinde tespit edildiğini, yolun zeminde 1 metre genişliğinde olduğunu ve patika olarak kurulduğunda en fazla bir kişinin yükle geçebileceği genişlikte tanzim edilmesi gerektiğini, hiçbir zaman 3 metre genişliğinde kullanılmadığını, paftanın masa başında hazırlandığını, kendisinin bu hususu arazisini imar ederken komşusunun uyarısı ile öğrendiğini ileri sürerek keşif ile belirlenecek kısımların adına kayıtlı taşınmazlara eklenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; yetkisizlik, görevsizlik, derdestlik, zamanaşımı itirazlarında bulunmuş, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının taşınmazı kadastrodan sonra tapu kayıtlarını bilerek 09.04.2012 tarihinde satın aldığını, yol olan taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davacı yönünden zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, yargılama sırasında taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yol olarak tescil harici bırakılıp davacının talebine konu alanların teknik bilirkişi ek raporunda (A4) ve (A5) harfleri ile gösterilen toplam 54,49 m2 kısım olduğu, bu nedenle dava değerinin 4.631,05 TL olduğu, davacının taşınmazı tespit maliki halası ...’den satın aldığı, taşınmazlarda bulunan çay bitkisinin satın alındıktan sonra davacı tarafından dikildiği, taşınmazların satın alınmasından önceki yaklaşık 40 yıllık süreçte arazinin işlenmediği ve atıl hale geldiği, bu nedenle üzerinde Kızılağaç büyüdüğü, davacının taşınmazları 2012 yılında aldıktan sonra imar-ihya etmeye başladığı hususunun ziraatçi bilirkişi raporuyla doğrulandığı, bu haliyle dava konusu yerde 2012 yılında çay ekimi ile ekonomik zilyetliğe başlanıldığı, dava tarihine kadar 20 yıl süreyle ekonomik zilyetliğin sağlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğu, karar tarihi olan 2022 yılı itibarıyla değeri 8.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu, somut olayda dava konusu taşınmaz bölümünün keşfen belirlenen değerinin 4.631,05 TL olduğu, Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre kadastro tutanağı düzenlenmeyen ve tescil harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılan davaların 3402 sayılı Kanun’a eklenen Ek-6. madde kapsamında bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kararın değer itibariyle kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın davacıya ait 183 ada 6 parsel ve 223 ada 10 parsel sayılı taşınmazların evveliyatının bir bütün olduğu olgusuna dayandığını, kadastro tespitlerinde ölçümlemenin hatalı olduğu iddia edilerek davacıya ait taşınmazların sınırlarının Mahkemece tespitinin talep edildiğini, dava edilen kısmın asıl parselin tescil dışı bırakılan parçası olması nedeniyle asıl parselin fer'i niteliğinde olduğunun kabulünün ve asıl taşınmaza uygulanacak mevzuatın bu kısım içinde uygulanmasının gerektiğini, taşınmazlar üzerinde ekili çayın her iki parsel üzerinde bütünlük arz edecek şekilde bulunduğunu, bu hususun bilirkişi raporlarındaki fotoğraflardan da görüldüğünü, davanın sahipsiz ve öncesi davacının olmayan bir taşınmaz için kazandırıcı zamanaşımı ile iktisap hükümlerine göre açılmadığını, Hukuk Genel Kurulunun 22.04.2015 tarihli ve 2013/8-2061 Esas, 2015/1256 Karar sayılı ilamı dikkate alındığında da kendisine ait parselin bitişik ve devamı niteliğinde olan dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak TMK'nın ziletlikle iktisap koşullarının değil Kadastro Kanunu’nun kadastro tespitlerinde sınırlandırılması yapılmayan yerlerle ilgili olarak düzenlenen hükümlerinin uygulanması gerektiğini, bu nedenle Kadastro Kanunu’nun 7/4. maddesi hükmüne göre değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek duruşmalı yapılacak inceleme ile kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosyanın incelenmesinden; 223 ada 10 parsel ve 183 ada 6 parsel sayılı taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 16.07.2010 tarihinde dava dışı ... adına tespit edildiği, tespitlerinin 23.11.2010 tarihinde kesinleştiği, davanın 21.06.2010 tarihinde 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmaz bölümleri hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.