Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4103 E. 2025/4098 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4103
- Karar No
- 2025/4098
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1460 E., 2024/1155 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Tutak Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/15 E., 2022/42 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; 1 70... parsel sayılı taşınmazı davalı ...'den satın aldığını, taşınmazın üzerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ev yapıldığını, ancak daha sonra davalı ...'in, iradesini sakatlayarak hukuka aykırı şekilde taşınmazı geri aldığını, davalı ... ile tapu memurlarının, Sosyal Yardımlaşma Vakfından geldiklerini, kendisine tekrar yardım edeceklerini söyleyerek evraklara hileli şekilde parmak bastırdıklarını, okuma-yazması olmadığından evrakın içeriğini bilmediğini, işlem tanıklarından ... o sırada köyde olmamasına rağmen imzasının sonradan alındığını, tanıklara yemin yaptırılmadığını, sağlık kurulu raporu alınmadığını, satış bedelinin ödenmediğini, talebi olmamasına rağmen satış işleminin Müdürlükte yapılmadığını, tapu memurlarının köye gitmesi suretiyle yapıldığını, tüm bu nedenlerle satışın geçersiz olduğunu, taşınmazın davalılar arasında el değiştirdiğini, hileli ve muvazaalı işlemlerle mağdur edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, mümkün olmazsa yapının güncel değerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ...; taşınmazı başta davacıya satış suretiyle devrettiğini, davacının komşu taşınmazı da almak istediğini, bunun için kredi temin ettiğini, kendisinin de kefil olduğunu, kredi borcunu davacı ödemeyince kendisinin ödediğini, ödemeleri karşılığında dava konusu taşınmazın davacı tarafından geri verildiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
2. Diğer davalılar; davacının taşınmazını devrettiği tarih ile dava tarihi arasında uzun süre olduğunu, taşınmazı bedeli karşılığında satın aldıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; hile iddiasının ispatlanamadığı, satış işlemini sakat hale getirecek başka bir hususun da bulunmadığı, kaldı ki davalıların durumu bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olduklarının da ispatlanamadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanacakları gerekçesiyle tapu iptali ve tescil isteğinin; arza sahip olanın arz üzerindeki yapı, bitki ve kaynaklara da sahip olacağı gerekçesiyle terditli bedel isteğinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaları yineleyip iddialarının tanık beyanları ile ispatlandığını, eksik inceleme ve araştırma ile usul ve yasaya aykırı karar verildiğini belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1953 doğumlu davacı ...'in 07.04.2014 tarihinde davalı ...'den satın alma yoluyla edindiği dava konusu 1 70... parsel sayılı taşınmazı 16.10.2017 tarihinde tekrar davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, talep üzerine mahallinde yapılan satış işleminin davacının okuma-yazma bilmemesi nedeniyle parmak basma suretiyle iki tanık huzurunda gerçekleştirildiği, davalı ...'in taşınmazı 06.02.2019 tarihinde diğer davalı ...'a, ... ise 19.01.2021 tarihinde öteki davalı ...'a devrettiği; davacının 20.10.2021 tarihli duruşmada alınan beyanında köydeki evine üç kişinin gelerek kaymakamlıktan yardım çıkartacaklarını söyleyip bir evraka parmak bastırdıklarını, o sırada komşusu ... de yanında olduğunu, bu olaydan bir yıl sonra ... kendisine kandırıldığını, taşınmazını başkasına devretmiş olduğunu söylediğini, ancak o süreçte kimsesi olmadığı için bu hususla ilgilenemediğini bildirdiği, davacı tarafından eldeki davanın 02.02.2021 tarihinde açıldığı, 16.10.2017 tarihli satış işlemine ilişkin olarak davalı ... ile dava dışı Tutak Tapu Müdürlüğü görevlileri hakkında 15.09.2021 tarihinde Tutak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, Tutak Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/388 soruşturma nolu dosyası ile 11.01.2022 tarihinde, şüphelilerin suç işlediklerine dair herhangi bir bilgi, belge ve delil bulunmadığı, resmi senette veya resmi senedin düzenlenmesi hususunda müştekinin soyut beyanları dışında bir suça veya suç unsuruna rastlanmadığı gerekçesi ile kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davanın, aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı anlaşıldığına göre, usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Davacı adli yardımlı olduğundan 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı ile 615,40 TL onama harcı olmak üzere toplam 3.649,10 TL harcın davacıdan tahsiline,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.