Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/4083 E. 2025/5362 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/4083
- Karar No
- 2025/5362
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2229 E., 2024/717 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/297 E., 2021/318 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı; 679 parsel sayılı taşınmazın maliki iken oğlu olan dava dışı ...'ı ... 5. Noterliğinin 03.05.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile söz konusu taşınmazın satışı konusunda vekil olarak tayin ettiğini, vekil olarak hareket eden dava dışı oğlu olan ...'ın bu taşınmazı ipotek göstererek bankalardan kredi çekmek istediğini, ancak kredi notları kötü olduğu için bankalarca kredi verilmediğini, dava dışı oğlu olan vekil ...'ın bu ekonomik buhran durumundan haberdar olan davalının, ...'a taşınmazı kendisine devretmesi halinde Şirketi adına kredi başvurusunda bulunabileceğini belirttiğini, bunun üzerine dava dışı ...'ın vekil olarak taşınmazı davalıya devrettiğini, esasen ortada gerçek bir satış olmamasına rağmen davalının, ...'ın banka hesabına tapuda satış bedeli olarak gösterilen 98.000,00 TL'yi EFT yoluyla ''679 parsel tapu alımına istinaden ödeme yapılıyor'' açıklamalı olarak gönderdiğini, bu suretle davalının gerçek niyetinin ortaya çıktığını, ...'ın müzayaka halinden kurtulabilmek için taşınmazı davalıya devrettiğini, diğer bir yönüyle davalının hileli eylemleriyle taşınmazı ...'dan devraldığını, bundan dolayı söz konusu temlikte gabin ve hile bulunduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP Davalı; davacının dayandığı iddiaların doğru olmadığını, kendisinin davacı ile hiçbir şekilde muhatap olmadığını, muhatabın dava dışı ... olduğunu, vekil aracılığıyla gerçekleştirilen temliklerde gabin ve hile iddialarının dinlenemez nitelikte olduğunu, dava konusu satışın gerçek bir satış olduğunu, dava konusu taşınmazın kendisi tarafından devralınırken üzerinde ipotek bulunduğunu, bu ipotek borcu olan 320.000,00 TL'yi ödemek üzere ipotek alacaklısı ... Tarım Kredi Kooperatifi ile anlaştığını, 70.325,00 TL'yi 28.10.2019 tarihinde adı geçen kooperatife banka yoluyla ödediğini, kalan 250,00 TL'yi ise ödeyeceğine dair ipotek alacaklısı ile anlaştığını, 40.000,00 TL'yi ise ...'ın talimatı ile ... Tur Akaryakıt Pazarlama A.Ş.'nin hesabına gönderdiğini, 12.000,00 TL'yi ...'a elden ödediğini dolayısıyla esasen gerçek satış değerinin 470.000,00 TL'yi bulduğunu, tapuda düşük harç ödemek maksadıyla satış bedelinin 98.000,00 TL olarak gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; dava konusu olayda, dava dışı ...'ın dava konusu taşınmazın satışına dayanak vekaletnameyi davacıdan hileyle ya da iradeyi sakatlayan başka bir eylemiyle aldığına ilişkin herhangi bir iddianın bulunmadığı, davacı tarafın dava dışı ...'ın vekil olarak taşınmazı davalıya devrettiği esnada müzayaka halinde bulunduğundan ve davalının hileli eylemleri neticesinde dava konusu devrin gerçekleştiğini, bundan dolayı olayda gabin ve hile söz konusu olduğunu belirterek tapu iptali - tescil isteminde bulunduğu, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere vekil aracılığıyla gerçekleştirilen temliklerde gabin ve hile iddialarının dinlenilmesinin olanaksız olduğu, ayrıca vekâletnamenin hile ile alındığı dolayısıyla vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasına dayalı tapu iptali-tescil talebinin de bulunmadığı, davacı tarafın dayandığı gabin ve hile iddiaları dinlenilemez nitelikte olduğundan bu konuda tanık dinlemenin sonuca etkili olmayacağı anlaşıldığından tarafların tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verildiği, davacı taraf yemin deliline de dayanmamış olduğundan iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dosyada mevcut delillerden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin oğlunun Şirketi ile davalı yanın Şirketi arasında yapılan sözleşme tarihinin 08.02.2019 olduğunu, sözleşmede 11.02.2019 tarihinden 31.03.2022 tarihine kadar geçerlidir hükmünün yer aldığını ve davalı yanın imzasının bulunduğunu, oysa davalının dava dilekçesinde bu hususları kabul etmediğini bildirerek yargı mercilerini yanıltmaya çalıştığını, Yerel Mahkemenin dosyayı değerlendirirken 29.05.2019 tarihindeki Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarını incelediğini, halbuki incelemesi gereken kayıtların 08.02.2019 sözleşme tarihi olan kayıtlar olduğunu, davalı yanın 03.11.2020 tarihli delil dilekçesinde Yerel Mahkeme dosyasına sunmuş oldukları "28.10.2019 tarihli 70.325,00 TL. bedelli dekontun" ve "30.10.2020 tarihli 40.000,00 TL.bedelli dekontun" ... Tarım Kredi Kooperatifine davacının borcu için ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu hususun doğru olmadığını, 03.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın satış tarihindeki piyasa rayiç değerinin 707.904,41 TL ve dava tarihindeki piyasa rayiç değerinin ise 732.910,61 TL olduğunun tespit edildiğini, gerçek bir satış yapıldığına dair kabul anlamına gelmemekle birlikte hileli ve gabin barındıran davranışlarla müvekkilinin oğluna gönderilen 98.000,00 TL haricinde dava konusu taşınmazla ilgili herhangi bir ödeme olmadığının açık olduğunu, hiç kimsenin zarara uğrayacağı bir fiyata bir yeri satmayacağı gibi bu durumun hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, müvekkilinin oğlunun kandırıldığını ve ekonomik bir çöküntü içine sokulduğunu, sonrasında davacının oğluna sanki yardım ediyormuşçasına ... Transfer isimli Şirketin üzerinden kredi çekilebileceğinin söylendiğini, hatta ... ... Şubesine ... Transfer isimli ...'ın yetkilisi olduğu Şirket adına kredi başvurusunda teminat olarak dava konusu edilen taşınmaz adına ipotekli kredi başvurusunda bulunulduğunu ve ekspertizin dahi gelerek inceleme yaptığını ve 690.000,00 TL'lik rapor çıkartıldığını, bu duruma ait delillerin dosyada mevcut olduğunu ve taraflar arasındaki gerçek iradenin kredi çekme amaçlı tapu devri olduğunu da kanıtlar nitelikte olduğunu, iş bu dava konusu taşınmaz sebebi ile müvekkilinin oğlu tarafından davalı ve ailesine karşı 2 ayrı soruşturma dosyası olarak ... Savcılığında açılmış daha sonrasında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/2711 Soruşturma numarası ile halen soruşturması devam etmekte olan dosyasının da mevcut olduğunu, yine dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/317 Esas sayılı dosyası ile açılmış olan vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebi ile aksi durumda inançlı işlemden kaynaklı tapu iptali ve tescili davasının da halen derdest olduğunu, eksik inceleme ile hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, hile ve gabin hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı ...'ün kayden maliki olduğu dava konusu 679 parsel sayılı 1.680,00 metrekare yüz ölçümlü, tarla vasıflı taşınmazın davacıya vekaleten (... Noterliğinin 18.11.2014 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil olarak tayin edilen) dava dışı oğlu ... tarafından 29.05.2019 tarihli satış işlemi ile ve 98.000,00 TL bedelle davalı ...'e temlik edildiği, söz konusu satış işlemi sırasında çekişmeli taşınmaz üzerinde ... Tarım Kredi Kooperatifi lehine 300.000,00 TL bedelli, 1.dereceden ipotek bulunduğu, davacının eldeki temyize konu davayı 11.11.2019 tarihinde, davalının, dava dışı oğlunun müzayaka halinden faydalanmak ve iradesini hile yoluyla fesada uğratmak suretiyle dava konusu taşınmazın devrini sağladığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemli olarak açtığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; "hile (aldatma)", genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Öte yandan; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28. maddesi ile aynen; "Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur.
Diğer taraftan; aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir.
Hemen belirtmek gerekir ki; vekil aracılığıyla gerçekleştirilen temliklerde gabin iddiasının dinlenemeyeceği gözetilerek gabin yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
Ne var ki; Mahkemece hile iddiası bakımından hüküm kurmaya yeterli araştırma ve inceleme yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, eldeki davada ileri sürülen hileye ilişkin iddiaların her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu, tarafların da dilekçelerinde tanık deliline dayandıkları ve dinlenmesini istedikleri tanıkların isimlerini bildirdikleri halde Mahkemece 11.01.2021 tarihli 2. celsenin 2 nolu ara kararı ile "tarafların tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine" karar verilmek suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, vekilin de hile yoluyla işlem yapmasının mümkün olduğu göz önüne alınarak hile iddiası yönünden tüm delillerin toplanması, taraflarca bildirilen tanıkların usulünce dinlenmesi, toplanan ve toplanacak delillerin bir arada değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve noksan inceleme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yukarıda değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davacı vekili için 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.