Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/3350 E. 2025/3202 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3350
Karar No
2025/3202
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2367 E., 2024/645 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/238 E., 2022/217 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin duruşma isteminin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, muris ...'ın kendisinden önce ölen oğlu ...'ın oğlu, davalı ...'ın ise murisin oğlu olduğunu, davacının babası ile annesi boşandıktan sonra velayeti babası ...'un aldığını, davacının babası 4 sene sonra ölünce velayetin annesi...'a geçtiğini, muris ...'dan aldığı talimat doğrultusunda hareket eden davalı ...'ın abisi ...'ın ölümünden hemen 11 gün sonra davacı müvekkilinin sözde velisiz kaldığını iddia ederek ölen abisinden kalacak miras haklarını kendi menfaatleri doğrultusunda kötüniyetli olarak yönetmek ve davacının annesi ile bağını koparabilmek adına İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/1879 Esas, 2009/1749 Karar sayılı dosyasında alelacele ve kötüniyetle vesayet davası açtığını, ancak müvekkilinin velayetinin annesine verildiğini, İzmir 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 13.10.2009 tarihli ilamından 9 gün sonra muris ...'ın maliki olduğu İzmir ili, Konak ilçesi, ... Mahallesi, 1789 ada 7 parsel numaralı ve 2. kattaki taşınmazını mal kaçırmak amacıyla oğlu davalı ...'a devrettiğini, murisin taşınmazı devretmesinin herhangi bir nedeni olmadığını, murisin ölümünden sonra banka hesaplarında şimdilik tespit edebildikleri 85.710,00 TL'nin de müvekkilinin haberi ve rızası olmaksızın davalı ve dava dışı ... tarafından çekildiğini, bu nedenle davalı ... ve diğer dava dışı şahıslar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile mirasçılık belgesindeki payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini, tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul görmemesi takdirde mahfuz hisseye tecavüz sebebiyle artırma haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının annesiyle babasının 2005 yılında boşandığını, davacının velayetinin babasına verildiğini, bu nedenle davacının uzun yıllar müvekkili, babaannesi ve dedesiyle birlikte yaşadığını, davacının iddialarının asılsız olduğunu, muris ...'ın astsubaylık mesleğinden emekli olduğunu,.... Sanayi Sitesinde bıçak atölyesi açtığını, her üç oğlunun da muris Kemal ile birlikte çalıştığını, aile iş yeri olarak bu iş yerini işlettiklerini, müvekkilinin en büyük abisi ...'ın 29.05.1993 tarihinde evlenip anneleri ... adına alınan evde oturduğunu, bu evin 1995 yılında satışından elde edilen gelirle yeni bir ev alındığını ve bu evin ... adına tescil edildiğini, 1996 yılında davacının anne ve babasının evlendiğini ve aynı iş yerinden elde edilen gelirle ... adına da taşınmaz alındığını, davacının anne ve babasının evlilik birliği süresince bu evde oturduklarını, davacının babası ... ile davacının annesinin 2005 yılında boşandığını, davacı ve babasının muris ile birlikte yaşamaya başladığını, davalının velayet talebinde bulunmasının, davacının annesinin bakım yeterliliğiyle ilgili endişeden kaynaklandığını, üç kardeşin aynı iş yerinde çalıştığını fakat davalının anne - babasıyla birlikte yaşaması nedeniyle adına taşınmaz alınmadığını, murisin niyetinin her oğluna bir ev almak olduğunu, ancak yalnızca iki oğlu için bunu gerçekleştirebildiğini, üç taşınmazın da aynı mahallede bulunmasının, kardeşlerin birbirine yakın yaşaması iradesinden kaynaklandığını, müvekkilinin evlenmesine en büyük engelin anne ve babasının rahatsızlıkları bulunması ve müvekkilinin desteğine ihtiyaç duyması olduğunu, davalının yıllarca anne ve babasının sağlık sorunlarıyla ilgilendiğini, tüm ihtiyaçlarını karşıladığını, murisin de tüm bunların karşılığı olarak dava konusu taşınmazı müvekkiline devrettiğini, murisin sağlığında üç ev aldığını, bunlardan ilkini dava dışı ..., ikincisini davacınını babası ... adına tescil ettirdiğini, oturmakta olduğu son evi de müvekkili adına tescil ettirerek adil bir denkleştirme yapmaya çalıştığını, müvekkilinin anne ve babasının ciddi rahatsızlıklar geçirmesi, en önemlisi de her ikisinin de kalça protez ameliyatı geçirmesi nedeni ile ayağa kalkamamasının doğal sonucu olarak altlarını aldığını, ilaçlarını takip ettiğini, hastane süreçlerinde refakat ettiğini, özellikle oturulan apartmanda asansör olmadığı için kontrollere götürürken bazen kucağında bazen sırtında taşıdığını, murisin, bu özverili bakımın karşılığında dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini, davacının ise hasta babaannesi ve dedesini bir kez bile aramadığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafça, murise ve murisin eşi olan annesine baktığı, murisin de minnet duygusu ile taşınmazı kendisine devrettiği iddia edilerek davanın reddi talep edilmekte ise de delil olarak dayanılan hastane kayıtları incelendiğinde murisin ve eşinin hastaneye yatışlarının 2014 yılından sonra olduğu, öncesinde herhangi bir yatış ve refakatçi kaydının bulunmadığı, devrin yapıldığı tarih itibari ile murisin ve eşinin bakıma muhtaç olmadığı, davalının anne - babasına bakmasının evladın ahlaki yükümlülüğü kapsamında olduğu, murisin ve eşinin sağlık durumunun gerek devir tarihinde gerek devir tarihinden önceki dönemde normal bakımın ötesinde ihtimamı gerektirmediği, murisin bu sebeple temliki yaparken minnet duygusu ile hareket etmediği vicdani kanaatinin oluştuğu, davalı tarafça, devrin yapılma sebeplerinden birinin de dava dışı diğer iki kardeşine murisin ev satın alması, kendisine ev satın almaması sebebi ile taşınmazın kendisine devredilmesi olduğu öne sürülmüş ise de davacının murisi olan ... adına alınan evin dava dışı annesi olan ...'ın ziynet eşyaları ve birikimleriyle alındığının öne sürüldüğü, davalının iddiasının kabul edilmediği, davalı tarafça da ... adına alınan evin parasının muris tarafından verildiği yönünde ispatta bulunulamadığı, davalı tarafın bu yöndeki savunmasının dikkate alınmadığı, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının babası olan ... ile davacının annesi...'ın 2005 yılında boşandıkları, davacı çocuğun velayetinin babası ...'da kaldığı, ...'un 2009 yılında ölümü sonrası çocuğun velayetinin annesi...'a verildiği, velayetin annesine verilmesinden çok kısa zaman sonra dava konusu taşınmazın intifa hakkı muris üzerinde bırakılarak çıplak mülkiyetinin davalıya devredildiği, davacının velayetinin annesine geçmesinden sonra muris ile davacının çok seyrek görüştüğü, temlik tarihinde murisin ve eşinin özel bakım ihtiyacının bulunmadığı, bu sebeple temlikin minnet duygusu kapsamında yapılmadığı, murisin temlik yaparken gerçek iradesinin davacıdan mal kaçırma amacına yönelik olarak kendisi ile birlikte oturan davalı oğluna bağış yapmak olduğu, görünürdeki satış işleminin tarafların gerçek iradelerine uymadığı, gizli bağış işleminin ise şekil koşullarından yoksun olup satış suretiyle temlik işleminin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalının 03.08.2020 tarihinde ölen ...'ın mirasçıları oldukları, murise ait 1789 ada 2 parselde kayıtlı 2. Kat, 1 nolu giriş, 3 nolu bağımsız bölümün 22.10.2009 tarihinde tapuda düzenlenen resmi senetle 18.000,00 TL bedelle intifa hakkı süresiz olarak murise ait olmak üzere davalıya satış yoluyla devredildiği, murisin ölünceye kadar davalı ile birlikte aynı yerde oturduğu, duruşmada dinlenilen tüm tanıkların davalının bakım savunmasını doğruladıkları, hatta tapunun iptalinde menfaati olabilecek mirasçı tanıkların dahi davalının ölünceye kadar murise baktığını, hastane dahil tüm ihtiyaçları ile ilgilendiğini samimi ve istikrarlı olarak ifade ettikleri, semenin mutlaka para olmasının gerekmediği, bakım ve hizmetin de semen olarak kabul edilebileceği, murisin dava konusu taşınmazı kendisine bakılması karşılığında duyduğu minnetle davalıya devrettiği, mal kaçırma iradesinin bulunmadığı, bu noktada denkleştirme savunmasının tüm mirasçıları kapsamaması nedeniyle dinlenemeyeceği ancak devrin minnet duygusuyla yapıldığının sabit olduğu, bu nedenle davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, davacının tenkis talebine gelince, yapılan işlem ivazlı olduğundan ve tenkis şartları bulunmadığından bu talebin de reddi gerektiği, davacı tarafından murisin asıl irade ve amacının mal kaçırmak olduğunun ispatlanamadığı, aksine davalı tarafça taşınmazın hizmet ve emek karşılığı duyulan minnetle ve bakım karşılığı olarak devredildiğinin ispatlandığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris muvazaasının, davalı tanıklarının kendi içinde çelişen beyanları, yine davalı yanca sunulan deliller kapsamında sağlık kuruluşlarından alınan müzekkere cevapları ile açık olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, Yerel Mahkeme kararının gerekçesinin detaylı olduğu, tüm delillerin tek tek tartışıldığını, ancak İstinaf Mahkemesince verilen kararın eksik, özensiz ve açıkça hatalı olduğunu, gerekçeli kararın değerlendirme kısmında ölünceye kadar bakma sözleşmesine vurgu yapılmış ise de olayda ölünceye kadar bakıp gözetme şeklinde yazılı ya da resmi bir sözleşme olmadığını, böyle bir değerlendirmeden yola çıkılarak verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı müvekkilinin velayeti annesine verildikten sadece 9 gün sonra 22.10.2009 tarihinde muris Kemal'in, maliki olduğu dava konusu taşınmaz davalı ...'a devrettiğini, İstinaf Mahkemesinin muvazaaya örnek gösterilebilecek bu derece önemli hususları dikkate almadan eksik inceleme ile karar verdiğini, murisin devir tarihinde gayet sağlıklı olduğu ve tüm işlerini kendisinin gördüğünün tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, ayrıca murisin hiçbir özel ve külfet arz eden hizmete ihtiyacı olmamasına rağmen bu hususların istinaf mahkemesince dikkate alınmadığını, murisle aynı çatı altında ve en yakınında olmalarına rağmen davalı tanıklarının bedel konusunda birbirinden tamamen farklı anlatımda bulunmalarının dahi bu beyanlara itibar edilemeyeceğini ve devrin muvazaalı olduğunu kanıtladığını, ayrıca davalı tarafından yapılan bakım ve ilginin normal bir bakımın ötesinde kabul edilerek ivaz olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, taşınmazın gerçek değeri ile satış senedinde gösterilen değer arasındaki farkın da muvazaanın ispatı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali - tescil, olmazsa tenkis istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'ın .... Noterliğinin 10.08.2020 tarih ve 03222 yevmiye numaralı mirasçılık belgesine göre 03.08.2020 tarihinde öldüğü, terekesinin 4 pay kabul edildiği, 1 payın dava dışı ..., 1 payın dava dışı ..., 1 payın davalı oğlu ... ve 1 payın ise davacı torunu ...'a ait olduğu, dava konusu 1789 ada 2 parselde kayıtlı 2. Kat, 1 nolu giriş, 3 nolu bağımsız bölümün tamamı muris adına kayıtlı iken, murisin intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetinin tamamını 22.10.2009 tarih ve 6645 yevmiye numaralı resmi akitle 18.000,00 TL bedelle davalı oğlu ...'a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/3350, K. 2025/3202, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-3350-e-2025-3202-k-55894c681c17