Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2517 E. 2025/2637 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/2517
- Karar No
- 2025/2637
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2218 E., 2022/1588 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 21. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/494 E., 2021/669 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; davalı ile aralarında akdedilen 15.08.2012 tarihli sözleşme gereğince dava konusu 4373 parsel sayılı taşınmazdaki davalı adına kayıtlı 3/20 paydan 88,01 m2'lik kısmın kendisine ait olduğunun belirtildiğini, ancak yol terkleri yapılmadığı için bu payın kendisine devrinin mümkün olmadığından 3/20 payın tamamının davalı adına tescil edildiğini, belirtilen payın davalıdan devrinin talep edilmesine rağmen davalının bu talebi kabul etmediğini ileri sürerek davalı adına kayıtlı paydan 88,01 m2'ye isabet eden payın iptali ile adına kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı; iddiaların doğru olmadığını, dava konusu taşınmazdaki 3/20 payı davacı ...’den edindiğini, Belçika'da ikamet ettiğini, davacı ile akraba olduklarını, davacının eşi ve kızına işlerini takip etmesi için vekaletnameler verdiğini, davacının eşinin vekaleten maliki olduğu 15 parsel sayılı taşınmazını sattığını ancak kendisine satış bedelini ödemediğini, bununla birlikte de kendisine yeni arsalar alacağını söyleyerek kendisinden para istediğini, bu nedenle de davacının eşine 32.000,00 TL daha ödediğini, ayrıca davacıya da 4925 Euro ödediğini, davacının kendisinden talep edebileceği herhangi bir alacağının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı arasında yapılan 15.08.2012 tarihli sözleşme gereği, davacının 288 m2 hissesinden 200 m2'sini davalıya 160.000,00 TL bedel ile sattığı, bedelin 88.500,00 TL'sinin ödendiği, kalan 71.500,00 TL'nin Ekim 2012 de ödeneceği, hisseli satış mümkün olmadığından taşınmazın tamamının davalıya devir yapılacağı ve hisseli devir mümkün olduğunda davalının davacıya ait 88,01 m2 hisseyi davacıya iade edeceğinin kararlaştırıldığı, belgede tarafların imzalarının yer aldığı ve taşınmaz devrinin tapu kayıtlarında 15.08.2012 tarihinde yapıldığı, sözleşmenin geçerli bir inançlı işlem olduğu, davalı tarafın cevap delikçesinde çeşitli iddialarda bulunmasına rağmen bu iddialarını destekler mahiyette kesin nitelikte delil dosyaya sunulamadığı, mevcut delillere göre davacının davasında haklı olduğu ve davalının davacının hissesini devretmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın imar planında kaldığı ve hisse devrinin mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 15.08.2012 tarihli inanç sözleşmesi düzenlendiği, bu sözleşmeye göre davacı adına kayıtlı arsanın 88,01 m2’sinin davacı üzerinde kalacağı, diğer kısmı ise davalıya devredilmesinin kararlaştırıldığı ancak hisse devri olmaması nedeni ile taşınmazın tamamının davalıya devredildiği, inanç sözleşmesine göre davacıda kalması gereken 88,01 m2’lik kısma isabet edecek tapunun davalı tarafından daha sonra devredilmediği, tanık beyanlarına göre davalıya devredilen kısmın bedelinin ödendiği, tarafların imzasının bulunduğu sözleşmenin geçerli bir inanç sözleşmesi olduğu, davalının savunmasında belirttiği çeşitli hususları kanıtlayacak nitelikte delil sunmadığı, mevcut delil durumuna göre davacının davasında haklı olduğu ve davanın kanıtlandığı, davalının davacının payını devretmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın imar planında kaldığı ve hisse devrinin mümkün olduğu, tanıkların akraba olmasının beyanlarına tek başına itibar edilemeyeceği anlamına gelmediği, inanç sözleşmesinin devam eden ortaklığın giderilmesi davası aşamasında yasal engeli aşmak için düzenlendiği, tarafların imzalarını içeren sözleşme ile davanın kanıtlandığı, Mahkeme kararının esas olarak usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği, ancak Mahkemenin hüküm kısmının hatalı olduğu, bu durumun re’sen düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, ancak kamu düzeni gereğince hükümdeki hata nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, iptal-tescile karar verilen hisse oranının hatalı olduğunu, tüm taşınmaz üzerinde hisse düzenlemesi yapılması gerektiğini, taşınmazın hisseli olup ayrıca ortaklığın giderilmesi davası bulunduğunu, davacının sunduğu 15.08.2012 tarihli sözleşmenin resmi şekil şartlarına uymadığını, bu nedenle inanç sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, taraflar arasında akrabalık ilişkisi bulunduğunu, davalının davacıya bir borcu ve yüklenmesi gereken bir edimi olmadığını, aksine davacının eşinden alacaklı olup davacının eşi hakkında icra takibi başlattığını, davacı tanıklarının davacının eşi ve kızı olup davalı ile husumetli olduklarını, beyanlarına itibar edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 4373 parsel sayılı taşınmazdaki 3/20 payını 15.08.2012 tarihinde satış suretiyle davalıya devrettiği, taraflar arasında imzalanan 15.08.2012 tarihli “ taahhütname ve sözleşme” başlıklı belgede, davacı ...’ın dava konusu taşınmazdaki 3/20 payından aslında 200 m2'sinin davalıya satıldığı ancak hisse devri mümkün olmadığından taşınmazdaki payının tamamının davalıya devredildiği, ancak taşınmazın 200 m2'sinin ...’a, 88,01 m2'sinin ...’a ait olduğu, parsel üzerinde hisseli satışa müsaade edildiğinde ...’ın, ...’a ait olan fazla aldığı 88,01 m2'ye isabet eden hisseyi ...’a iade edeceğinin belirtildiği, yargılama sırasında 24.09.2019 tarih 34003 yevmiye nolu 3402 sayılı Yasa'nın Ek. 1. maddesi gereğince köy, mahalle, mevki, ada, parsel bilgilerinin düzeltilmesi işlemi ile taşınmazın 11128 ada 3 parsel numarasını alarak, bu taşınmazda 3/20 payın davalı ... adına tescil edildiği anlaşılmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yargılama sırasında 24.09.2019 tarih 34003 yevmiye nolu, 3402 sayılı Yasa'nın Ek. 1. maddesi gereğince köy, mahalle, mevki, ada, parsel bilgilerinin düzeltilmesi işlemi ile dava konusu taşınmazın 11128 ada 3 parsel numarasını alarak bu taşınmazda 3/20 payın davalı ... adına tescil edildiği de gözetildiğinde usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 17.954,43 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.