Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/2316 E. 2025/2593 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2316
Karar No
2025/2593
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/732 E., 2024/897 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/290 E., 2023/476 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, murisleri ...'ın 29.12.2017 yılında öldüğünü, geriye yasal mirasçıları olarak eşi..., çocukları davacı ..., davalı ..., dava dışı ... ve ...'in kaldığını, muris ...'ın ölümünden sonra müvekkili ve diğer yasal mirasçılara yasal miras payları oranında bir kısım taşınmazlar intikal ettiğini, daha sonra ise payların bir kısmında satış suretiyle intikal işlemi yapıldığını, muris ... sağ iken, 3/4 paya sahip olduğu Ordu ili, .... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazdaki payının 2/3'ünü 20.02.2008 tarihinde davalı ...'a muvazaalı bir şekilde sattığını, ayrıca davalıya aynı taşınmazda ve aynı tarihte intifa hakkı sağlandığını, murisin mal varlığının bir kısmını hileli olarak erkek çocuğuna kaçırdığını ve müvekkilinin bahse konu taşınmazlar yönünden miras hakkına halel getirdiğini, murisin davalı ile birlikte toplam 5 yasal mirasçısı var iken, murisin anılan muvazaalı davranışı ve neticesindeki devir işlemi ile davalı dışındaki diğer mirasçılarını bu taşınmaz yönünden mirası mahrum etme kastı ile hareket edildiğini, yapılan satış işleminin ve sağlanan intifa hakkının muvazaalı olduğunun ortada olduğunu, ayrıca muris tarafından davalıya devredilen taşınmazın hali hazırda davalı tarafından haksız ve mesnetsiz bir şekilde kullanıldığını, bu bağlamda ecrimisil taleplerinin bulunduğunu, davalının taşınmaz üzerinde bulunan taşınmazdan özellikle de zemin katında bulunan dükkan kısmından çok yüksek kira geliri elde ettiğini ileri sürerek dava konusu parsellerde davalı ... adına bulunan tapu kayıtlarının iptali ile veraset ilamlarındaki hisseleri oranında müvekkil adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve işleyecek periyodik yasal faiziyle birlikte 2018 yılı için 3.500,00 TL, 2019 yılı için 3.500,00 TL, 2020 yılı için 3.500,00 TL ecrimisil bedelinin davalı yanca müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taşınmazın müvekkili ile muris ... adına 1987 yılında arsa halinde alındığını, bu durumun 20.09.2000 tarihine kadar devam ettiğini, daha sonra muris ...'ın müvekkilinden taşınmazın kendi adına devredilmesini istendiğini ve taşınmazın 20.09.2000 tarihinde ... adına satış suretiyle devredildiğini, daha sonra müvekkilinin istememesine ve murise karşı çıkmasına rağmen muris tarafından 20.02.2008 tarihinde taşınmazın 3/2'sinin intifa hakkı ile birlikte satış suretiyle müvekkili adına tescil edildiğini, murisin söz konusu satışı mal kaçırmak maksadıyla yapmadığını, zira muris hayatta iken taşınmaz üzerinde bulunan dairelerden kızlarına da birer adet fiili olarak taksim ettiğini ve müvekkili dışındaki yasal mirasçıların da aynı taşınmazda bulunan dairelerden kira aldığını ve almaya devam ettiklerini, davacının da 2004 yılından beri bu daireden kira bedelini aldığını, murisin dava konusu taşınmazların dışında da mal varlığının olduğunu, mal kaçırmak maksatlı satış işleminin yapılmadığının bu haliyle açık olduğunu, müvekkili vicdanen rahatsız olduğu için murisin ölümünden sonra kız kardeşlerine muris tarafından fiili olarak verilen ve kirasını aldıkları daireler haricinde birer tane daha daire vermek amacıyla aralarında 05.10.2018 tarihli apartman taksim sözleşmesi yaptıklarını, davacı adına vekili olarak ...'nın sözleşmeyi imzaladığını, müvekkilinin 2021 yılının Eylül, Ekim ve Kasım aylarının aylık kira bedeli olan 1.050,00 TL'den toplam 3 aylık birikmiş kira bedeli olan 3.150,00 TL'yi davacının hesabına 10.11.2021 tarihinde bizzat gönderdiğini, müvekkili tarafından davacıya ve diğer yasal mirasçılara fiili taksim olarak belirlenen kat irtifaklarının tapuda da devredilmek istendiğini ancak dava konusu taşınmaz üzerinde yapılan binanın yapılışı aşamasında ölçümlerin yanlış yapılması ve taşınmazın komşu taşınmazlar üzerinde mütecaviz olarak görünmesi nedeniyle yapılamadığını, taşınmaz kaydının Şerh/Beyan/İrtifak hanesinden de anlaşılacağı üzere 3402 sayılı Kanun'un 22. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi uygulaması nedeniyle Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esas sayılı dosyası üzerinden kadastro tespitine itiraz nedeniyle tapu iptali ve tescil davası derdest olup 25.02.2022 tarihinde de duruşması bulunduğunu, davanın esasının çözülmesi bu davaya bağlı olup bekletici mesele yapılması gerektiğini, temlikin muvazaalı yapıldığı iddiasının ispatlanamadığını, paydaşlar arasında fiili taksim olduğu takdirde ecrimisil istenemeyeceğini ileri sürerek muris muvazaası iddiasına dayanarak açılan davanın reddine, ecrimisile ilişkin olarak ise müvekkilinin kötü niyetli olmaması ve paydaşlar arasında taksim sözleşmesi yapılması nedeni ile davanın reddine, dava konusu taşınmaz üzerinde açılmış bulunan bir dava olması ve bu davanın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esas sayılı dosyası hakkında karar verilmesi ve kesinleşmesine bağlı olması nedeniyle Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/44 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ve davalının kardeş oldukları, davacının dava konusu taşınmazda babasından kalan hisseye ilişkin payının bulunduğu, muris tarafından 20.02.2008 tarih ve 2206 yevmiye numaralı resmi senet ile adına kayıtlı olan 3/4 hissesinin intifa hakkının tamamını 99 yıl süre ile üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetin 3/4 hissesinin 1/2 hissesini 94.000,00 TL bedelle davalı oğlu ...'a devrettiği, dava konusu taşınmazdaki kalan 1/4 hissenin ise tarafların amcaları olan ve tanık olarak dinlenen ... adına olduğu, taşınmaz üzerinde bulunan binanın ... ve ... tarafından birlikte yaptırıldığı, her ne kadar kat mülkiyeti bulunmasa da binanın zemin kat, üç normal kat ve çatı katından oluştuğu, her katta iki daire bulunduğu, davalının mimar olması sebebi ile binanın yapımına katkısının olduğu ve binadaki dairelerin kullanımı konusunda paylaşım olduğu, davacının da söz konusu bina da kullandığı (kirasını aldığı) bir adet dairenin bulunduğu, tarafların anneleri ve diğer kardeşlerinin de kullanımında olan dairelerin olduğu, dava konusu taşınmazın satış tarihindeki gerçek değeri (573.116,62 TL) ile satış senedindeki bedeli (94.000,00TL) arasında farkın bulunduğu, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarından murisin taşınmaz satışı yapmasını gerektirir bir paraya ihtiyacının bulunmadığı gibi ölene kadar kullandığı ve intifa hakkını kendi üzerinde bıraktığı taşınmazını oğlu davalıya satmasını gerektirir bir nedenin de bulunmadığı, yapılan satış işleminin murisin gerçek iradesini yansıtmadığı ve gerçek iradesinin dava konusu taşınmazı oğluna bırakmaya ilişkin olduğu, davacının muvazaa olgusunu ispatladığı gerekçesiyle davacının tapu iptali ve tescil talebinin kabulü ile dava konusu Ordu ili, .... ilçesi, ... (eski ...) mahallesi, ... ada 28 parsel (eski ... parsel) sayılı taşınmazdaki 3/8 hisseden (3/4 hissenin 1/2 si) davacının miras payı olan 3/16 oranında hisse iptali ile iptal edilecek hissenin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, davacı tarafın ecrimisil talebine ilişkin yapılan değerlendirmede ise davacının kira gelirlerinden faydalandığı daire bulunması sebebi ile davalı kardeşinin kötüniyetli olduğundan bahsedilemeyeceği ve payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın, sorununu kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerektiği gerekçesiyle davacı tarafın ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; murisin adına kayıtlı birçok taşınmazı bulunmasına rağmen sadece dava konusu taşınmazı müvekkiline devretmesinin mirasçılardan mal kaçırma amacı olmadığını gösterdiğini, somut olayda her ne kadar muris ... ile müvekkil ... arasında 20.02.2008 tarihinde yapılan satış işleminin müvekkilin murise bir bedel ödenemediği ve davalıdan mal kaçırmak için yapıldığından bahisle muris muvazaasına dayalı olarak iptali talep edilmiş ise de gerek davacı tanıkları gerekse müvekkilinin tanıklarının muris babaları ... ve anneleri ile müvekkilinin ilgilendiğini açıkça beyan ettiklerini, müvekkilinin muris ile sağlığında ve hastalığında ilgilendiğini, dolayısıyla burada yapılan satış işleminin de sadece para karşılığı yapılan bir işlem olmadığını, minnet duygusuyla yapılan sözlü ölünceye kadar bakma sözleşmesi niteliğinde olduğunu, bu yönde emsal Yargıtay kararları sunduklarını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ve ecrimisil istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden; muris ...'ın 29.12.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak eşi ..., kızı ..., oğlu ..., kızı ... ve kızı ...'nın kaldığı, Ordu ili, ... ilçesi, ... Mahallesi .... parselin 3/4 hissesi muris ... adına kayıtlı iken murisin bizzat intifa hakkının tamamını 99 yıl süre ile üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetinin 3/4 hissesinin 1/2 hissesini 94.000,00 TL bedelle davalı ...'a satış yoluyla devrettiği anlaşılmıştır. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 27.101,33 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.05.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/2316, K. 2025/2593, T. 15.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-2316-e-2025-2593-k-86ba8d277362