Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1993 E. 2025/2933 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1993
Karar No
2025/2933
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/767 E., 2023/1587 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazar(Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/251 E., 2022/767 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; duruşma isteğinin değerden reddine karar verilip; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Rize ili, Çamlıhemşin ilçesi, ... köyü 171 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların davacılar adına, aynı yer 171 ada 8, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların ise davalılar adına tapuda kayıtlı olduğunu, taşınmazların üzerinde evveliyatından beri zeminde var olan ve sınırları ile güzergahı keşifte gösterilecek olan kadim bir patika yol bulunduğunu, ne var ki bu yolun kadastro çalışmaları sırasında paftasında gösterilmediğini, davaya konu kadim yolun genel yola kadar uzanıp devam ettiğini, taşınmazlarla ilgili geldi kayıtları incelendiğinde niza konusu yerin yol vasfında olduğunun görüleceğini, bunun yanı sıra hava fotoğrafları incelendiğinde böyle bir yolun varlığının ortaya çıkacağını, söz konusu yolun halen fiilen kullanılmaya elverişli şekilde zeminde mevcut olduğunu beyanla dava konusu 171 ada 8, 9, 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının kısmen iptali ile bu taşınmazların arasından geçen ve kesin sınırları ile güzergahı keşif esnasında gösterilecek olan kısımlarının tapudan terkin edilerek paftasında yol olarak gösterilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II.CEVAP 1.Davalılar ..., ..., ... ve ... cevap dilekçelerinde özetle; davacı tarafın taleplerinin zamanaşımına uğradığını, ileri sürülen iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, kadim yolların orta malı statüsünde bulunduğunu, mera, otlak, yaylak, kadim yol gibi taşınmazların köy ahalisi tarafından sürekli şekilde ortak kullanılması halinde orta malı sayılacağını, kamu orta mallarının özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceğini, bir taşınmazın orta malı olduğu iddiasıyla tescil dışı bırakılması ya da tapudan terkin edilebilmesi için bu taşınmazın süreklilik arz edecek şekilde fiilen ortak kullanımda olması gerektiğini, bahse konu araziler üzerinde yol vasfı taşıyan herhangi bir alan bulunmadığını, davalıların parselinden geçen ve davacının arazisine ulaşan, süreklilik taşıyan ve ortak şekilde fiilen kullanılan kadim nitelikte bir yol bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. 2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların tapuda gerçek kişi davalılar ile köy tüzel kişiliği adına kayıtlı olduğunu, dolayısıyla Hazinenin eldeki davada hasım durumunda olmadığını, kayıt maliki olmayan Hazinenin davada taraf sıfatı bulunmadığından aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kamu orta mallarının ve yolların kuru mülkiyetinin Hazineye, yararlanma, tahsis edilme ve kadim kullanım haklarının ise ilgili kamu tüzel kişiliğine ait olduğunu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yolların özel mülkiyete konu olamayacakları gibi, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla da iktisap edilemeyeceklerini belirterek öncelikle Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazine dışındaki davalılar yönünden davaya devam edilecekse de yol olan kısımların tapu kayıtlarının iptali ile tapudan terkin edilmelerine karar verilmesi gerektiğini beyan ve talep etmiştir. 3. Davalılar ... ve ... ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde özetle; dava konusu taşınmazlar üzerinde üçüncü kişilerin sürekli ve ortak olarak kullandığı bir yolun en az 50 senedir bulunmadığını, çekişmeli taşınmazlardan geçerek davacının parseline ulaşan kadim bir yolun mevcut olmadığını, hissedarı oldukları 171 ada 9 parsel sayılı taşınmaz açısından eski haritalar incelendiğinde iddia edildiği gibi bir yolun zeminde bulunmadığının açıkça görüleceğini, bir yolun kadim yol olabilmesi için köy halkı tarafından süreklilik arz edecek şekilde kullanılması gerektiğini, somut olayda böyle bir yolun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, mahalli bilirkişi ve davalı tanıklarının birbirleri ile uyumlu ifadelerine göre dava konusu edilen 171 ada 8 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yaklaşık 50-60 sene öncesinde han bulunduğu, bu hana gitmek için kullanılan özel patika yol haricinde davacının taşınmazına kadar uzanan, önceden beri mevcut, tüm köylünün kullanımda bulunan, kadim ve umumi bir patika yolun bulunmadığı, han yıkıldıktan sonra 171 ada 8 parsel sayılı taşınmazdaki patika yol olduğu iddia edilen alanın sadece arazi sahipleri tarafından kullanıldığı, bu şekilde kullanımın patika yolu kadim hale getirmeyeceği ve mahallileştirmeyeceği, dava konusu edilen taşınmazların tam tersi yönünde tüm köylünün kullanımında bulunan umumi patika yolun mevcut olduğunun mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından anlaşıldığı, yine mahalli bilirkişi ve davalı tanık anlatımlarının dosya kapsamına alınan ve incelemesi yapılan hava fotoğrafları ile de doğrulandığı gerekçesiyle davacının patika yola ilişkin talebinin Hazine haricindeki diğer davalılar yönünden esastan reddine, davalı Hazine aleyhine ikame edilen dava yönünden yapılan incelemede ise Hazinenin tapu maliki olmadığı ve kanundan kaynaklı olarak taraf sıfatının da bulunmadığı gerekçesiyle Hazineye karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının umumi yol iddiasını ispat edemediği ancak dava tarihinden evvel vefat eden dava konusu 171 ada 9 parsel sayılı taşınmaz maliki davalılar ... ve ... mirasçıları hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken esastan ret kararı verilmesinin doğru olmadığı; diğer yandan, dosyada mevcut fen bilirkişi raporuna göre, dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin 171 ada 8 ve 11 parsel sınırları içerisinde kaldığı, davalı ... adına kayıtlı 171 ada 10 parsel ile ölü davalılar ... ve ... adına kayıtlı 171 ada 9 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kalan iddiaya konu herhangi bir kısım bulunmadığı, hal böyle olunca adı geçen parsel malikleri aleyhine açılan davanın da pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği halde esastan ret kararı verilmesinin doğru olmadığı; kaldı ki haklarında yöntemine uygun şekilde dava açılmadığı halde usule aykırı olarak sonradan davaya dahil edilen Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekirken, ... Köyü Tüzel Kişiliği yönünden esastan, Hazine yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin de isabetsiz olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılması ve yeniden hüküm kurulması suretiyle; 1-Davalılar ... ve ... mirasçıları ile davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine, 2-Davalılar Hazine ve ... Köyü Tüzel Kişiliği hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 3-Diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Yerel Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazların bulunduğu mahalin eski bir yerleşim yeri olmasına rağmen dosya kapsamında dinlenen bazı yerel bilirkişi ve tanıkların burada yol olmadığını beyan ettiklerini ancak bu beyanların inandırıcılığının bulunmadığını, zira yerleşimin bulunduğu bir yerde yol olmamasının imkansız olduğunu, davacı tanıkları Bünyamin Karayalçın, Orhan Civelek ve Muzaffer Kesimal'in beyanlarının davacının iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi listesine gerekçeli ve sebeplerini de ortaya koyar şekilde itiraz ettiklerini, bunun üzerine yeni bir isim listesi tespit edildiğini, buna rağmen mahkemenin son isim listesindeki kişileri değil itiraz edilmiş kişileri dinlemeyi tercih ettiğini, isim listesini hazırlayan kolluk biriminin köyün muhtarına sorarak dava hakkında bilgi ve görgüsü bulunan kişileri belirlediğini, ne var ki somut olayda davacı ile köy muhtarı arasında husumet bulunduğunu, dava konusu yolun komşu Ortanköyden gelip taşınmazların bulunduğu ... köyünün sınırları içerisinden geçerek komşu ... köyüne giden ve diğer köylere kadar uzanıp üstteki genel yolla bağlanan kadim bir yol olduğunu, herkesin kullanımına açık kamu malı niteliğindeki kadim yolların haksız bir şekilde tapuya bağlanarak kişilerin kullanımına verilmesinin köylünün mağdur olmasına neden olduğunu, bilirkişi raporunun sadece bir mahalli bilirkişinin beyanları esas alınarak hazırlandığını, daha kapsamlı, belirleyici, bilgi ve görgüye dayalı tanık beyanlarının nazara alınmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporunun tarafsızlığını yitirdiğini, öte yandan keşifte dinlenecek mahalli bilirkişilerin davanın niteliği gereği taşınmazın bulunduğu köyden değil komşu köylerden seçilmeleri gerektiğini, bu yöndeki itirazlarının da Mahkemece dikkate alınmadığını, Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında mahalli bilirkişiler ile davalı tanıklarının beyanlarının uyumlu olduğu ifade edilmiş ise de bunun hatalı olduğunu, zira mahalli bilirkişilerin bir kısmının müvekkilinin iddiaları doğrultusunda, bir kısmının ise aksi yönde beyanda bulunduklarını, Yerel Mahkemenin yazılı şekilde davanın reddine karar vermekle birlikte mahalde ve zeminde patika yolun varlığını yok saymadığını, hatta davacının taşınmazına kadar devam eder şekilde olduğunu belirttiğini ancak bu yolun patika veya umumi bir yol olmadığı değerlendirmesinde bulunduğunu, bu yaklaşımın hatalı olduğunu, zira zemini ve yol durumunu geçmişiyle birlikte bilen ve hatta bizzat bu yolu senelerdir kullanmış başka mahalle bağlantısı bulunduğuna dair görgüsü ve bilgisi bulunan birden çok kişinin beyanlarının değerlendirmeye alınmamasının anlaşılır olmadığını, yol istikametinde tarihi köprü bulunmasının buranın herkesin kullanımına açık umumi bir yol olduğunun en önemli kanıtı olduğunu, bu yolun araba yolu yapılana kadar herkes tarafından işlek bir şekilde kullanıldığını, Yerel Mahkemece mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarının hava fotoğraflarıyla doğrulandığı belirtilmiş ise de 1956 tarihli hava fotoğrafının görüntüsünün bulanık olması nedeniyle yapılan incelemeden sonuç alınmadığını, dolayısıyla hava fotoğraflarının mahalli bilirkişi ve davalı tanıklarının beyanlarını doğruladığı şeklindeki Mahkemenin değerlendirmesinin tutarsız, çelişkili ve dosya kapsamıyla uyumlu olmayan bir değerlendirme olduğunu, dosya kapsamında alınan beyanlar ve toplanan deliller karşısında davaya konu edilen yolun herkesin kullanımına açık kadim bir yol olduğunun ispatlandığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve terkin isteğine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden; kadastro sonucunda Rize ili, Çamlıhemşin ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 171 ada 8 parsel sayılı taşınmazın ceddinden intikalen veresede taksimen gelme malı olduğu ve yirmi yılı aşkın süredir zilyetliği altında bulunduğu gerekçesiyle belgesizden 2/4 payının ... oğlu ..., 1/4'er payının ... evlatları ... ve ... adına; 171 ada 9 parsel sayılı taşınmazın ceddinden intikalen veresede taksimen gelme malı olduğu ve yirmi yılı aşkın süredir zilyetliği altında bulunduğu gerekçesiyle belgesizden 1/2'şer paylı şekilde ... oğlu ... ile ... oğlu ... adına; 171 ada 10 parsel sayılı taşınmazın ceddinden intikalen veresede taksimen gelme malı olduğu ve yirmi yılı aşkın süredir zilyetliği altında bulunduğu gerekçesiyle belgesizden ... oğlu ... adına; 171 ada 11 parsel sayılı taşınmazın kadim kullanıma dayalı olarak belgesizden mezarlık vasfıyla ... Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit edildiği, askı ilanlarının 01.12.2010-31.12.2020 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, taşınmazların halen tespit malikleri adına tapuda kayıtlı oldukları, eldeki davanın ise 30.06.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/1993, K. 2025/2933, T. 11.06.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-1993-e-2025-2933-k-73f16d1f3418