Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/1203 E. 2025/3506 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1203
- Karar No
- 2025/3506
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/538 E., 2023/1422 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Yusufeli Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/16 E., 2021/182 K. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili, dava konusu Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahalle ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalan ve detaylı sınırlarının keşif sırasında gösterecekleri bölümün davacının zilyetliğinde olduğunu, imar ve ihyasının davacı tarafından tamamlandığını, bu bölümün davacıya ait ... ada 13 parsel sayılı taşınmazın devamı niteliğinde olduğunu iddia ederek çekişmeli bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava konusu ... ada 2 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan iddiaya konu taşınmaz bölümünün dere taşkın sahası içerisinde kaldığı, aktif dere yatağı vasfında olduğu, davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aşamalarda çekişmeli taşınmaz bölümünün derenin taşkın sahası içinde kaldığının tespit edildiği, dere yatağı vasfındaki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değerinin bulunmadığı, hal böyle olunca davanın reddi yönündeki Yerel Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan kök ve ek fen bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, hava fotoğraflarının tarih olarak eksik değerlendirildiğini, jeolog bilirkişinin dosyaya sunmuş olduğu esas raporunda 1958 ve 1960 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın pasif dere yatağı niteliğinde olmadığı belirtilmesine karşın hava fotoğraflarında taşınmazın dere yatağı olarak görünmesinin mümkün olmadığını, mahallinde dinlenen kişilerin hepsinin kadimden bu yana dava konusu taşınmazın davacı tarafından imar-ihyasının yapıldığını açıkça belirtmiş olmasına rağmen bu hususun göz ardı edildiğini, dava konusu taşınmazın hiçbir dönem komşusu '' ...'' yatağı içerisinde kalmadığını, dosyada toplanan delil ve beyanlara bakıldığında davacının çok uzun yıllardan bu yana imar-ihya etmiş olduğu, tarımsal faaliyette bulunulan ve taşkın emaresine bile rastlanılmayan çekişmeli taşınmazdan malik sıfatıyla istifade ettiğini, tanık ve bilirkişi anlatımları ile ziraat bilirkişisi raporu içeriğine göre bu iddianın ispat edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Dosyanın incelenmesinden; kadastro çalışması sonucunda; Artvin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ... ada 2 parsel sayılı taşınmazın 07.07.1992 tarih 18 sıra, 25 cilt, 91 sayfa, 22.000 m2 yüz ölçümlü tapu kaydına dayanılarak" dere yatağı boş arazi" vasfıyla, 18.061,20 metrekare yüz ölçümlü olarak Hazine adına 28.12.2001 tarihinde tespit edildiği, askı ilanlarının 09.05.2011-08.06.2011 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitinin kesinleşerek taşınmazın tapuya tescil edildiği, halen tespit maliki adına tapuda kayıtlı olduğu, eldeki davanın ise 22.01.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.