Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/3895 E. 2024/5441 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3895
Karar No
2024/5441
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/31 E., 2023/218 K. HÜKÜM : Ret Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde birleştirilerek görülen ve istinaf incelemesinden geçen muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden asıl ve birleştirilen davanın esastan reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; mirasbırakan anne ve babası ... ve ...’nün maliki olduğu 4593 ada 1, 2, 3, 4 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar ile 4600 ada 4 parsel sayılı taşınmazların davalı kardeşleri ... ve ...’a devredildiğini, ayrıca davalı yeğeni ... adına da 4593 ve 4600 adalarda parsel sayısını bilmediği taşınmazların devredildiğini, yapılan devirlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, davalılar tarafından mirasbırakanlara bedel ödenmediği gibi kendilerinin mal satmaya ihtiyaçları olmadığını, devirlerin davalıların baskıları üzerine yapıldığını ileri sürerek davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini istemiş; Mahkemece, verilen kesin süre içerisinde davacının 4593 ve 4600 adalara ilişkin talep sonucunu açıklamadığı gerekçesiyle bu talepler yönünden davanın tefrikine ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması üzerine tefrik edilen dava dosyası yeniden birleştirilerek yargılamaya devam olunmuş, birleştirilen davada ise davacı, parsel numaralarını belirlediği 4593 ada 6 parsel ve 4600 ada 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden açılan ilk davada sehven ...’ye husumet yönelttiğini belirterek bu taşınmazlar yönünden davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, yine önceki davaya konu edilen ancak ... Ltd. Şti’ye satılan 4600 ada 4 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak bu davalı adına olan tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tescilini, ayrıca davalı ...’a mirasbırakanlar tarafından aynı amaçla devredilen 7374 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl ve birleştirilen davada davalı ...; adına kayıtlı taşınmazların mirasbırakanlar tarafından diğer kardeşlerine satıldıktan sonra kendisine devredildiğini, yapılan bu devirlerin diğer taşınmazlarda kendi miras payı karşılığında gerçekleştirildiğini, doğrudan mirasbırakanlar tarafından devredilmeyen taşınmazlar yönünden hak talep edilemeyeceğini, kendisine intikal eden bir kısım hisseyi de zor durumda olması nedeniyle davacıya bedelsiz olarak devrettiğini, davacının kendisine intikal eden hisseleri üçüncü kişilere sattığını, 1996 yılında kardeşler arasında yapılan anlaşmaya göre paylaşımın yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2. Asıl davada davalı ...; davanın tapu iptali ve tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, tenkis davası olarak nitelendirilmesi gerektiğini ve buna yönelik hak düşürücü sürenin geçtiğini, mirasbırakanlar adına kayıtlı tüm taşınmazların hakkaniyet oranında kardeşlere devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3. Birleştirilen davada davalı ...; açılan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, mirasbırakanlardan doğrudan edindiği bir taşınmaz bulunmadığını, taşınmazları bedelini ödeyerek satın aldığı gibi babasının mirasını reddettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 4. Davalı ... Ltd. Şti., taşınmazı 900,000 Euro bedelle ticari amaçlı olarak emlakçı vasıtasıyla satın aldıklarını, şirket ortaklarının taşınmazı alım gücünün bulunduğunu, iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2020 tarihli ve 2017/09 E., 2020/340 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında 1996 tarihli taksim sözleşmesi yapıldığı, sözleşmede yer alan imzanın davacıya ait olduğunun tespit edildiği ve satışların muvazaalı olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar Aksaray 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 09.07.2021 tarihli ve 2021/734 E., 2021/1390 K. sayılı kararıyla; mirasbırakanlar tarafından hak dengesini gözeten ve tüm mirasçıları kapsayan bir paylaştırma yapıldığı, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairenin 20.12.2021 tarihli ve 2021/8926 E., 2021/8039 K. sayılı kararıyla; “Mahkemece birleştirilen davaya konu 7374 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tedavüllerini gösterir tapu kayıtları ve senetlerinin getirtilmediği, bu nedenle bu taşınmazların ortak mirasbırakanlar tarafından davalılara temlik edilip edilmediğinin denetlenemediği görülmektedir. Ayrıca, Mahkemece davalı ... tarafından dosyaya sunulan anlaşma mukavelesi başlıklı 26.09.1996 tarihli belge dayanak gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de bu belgede davaya konu taşınmazların tamamına yer verilmediği görülmektedir. Öte yandan, davacı tarafın birleştirilen 2018/329 E. sayılı davada davacı tarafın delil olarak dayandığı ve isimlerini mahkemeye bildirdiği tanıklar dinlenmeksizin, başka bir deyişle davacının delilleri usulüne uygun olarak toplanmaksızın karar verilmiştir. Diğer taraftan, davacı taraf, davalı ... hakkında açtığı davadan vazgeçtiğini beyan etmiş, ancak davalı vekilinin vazgeçmeyi kabul etmediğine yönelik beyanları üzerine, vazgeçmeye yönelik beyanın davanın geri alınması, davadan feragat veya davanın takip edilmemesi gibi 6100 sayılı HMK’da öngörülen hukuki müesseselerden hangisinin talep edildiği davacı tarafa açıklattırılıp bu beyanın mahiyeti belirlenmeksizin adı geçen davalı hakkında yargılamaya devam edilip davanın esastan reddine yönelik hüküm kurulmuş olması da doğru olmamıştır. Kabule göre de, Mahkemece yargılama giderlerine hükmedilirken her bir davalının hangi taşınmazlarda kayıt maliki oldukları tespit edildikten sonra bu taşınmazların değerleri ve davacının miras payı gözetilerek her bir davalı hakkında ikame edilen dava değeri üzerinden ayrı ayrı harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin tüm davalılar lehine ayrı ayrı aynı miktardaki vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalıdır. Hâl böyle olunca, Mahkemece öncelikle davacıya davalı ... hakkındaki vazgeçme içerikli beyanı açıklattırılıp bu beyanın 6100 sayılı HMK’ya göre hukuki mahiyetinin belirlenmesi; davaya konu 7374 ada 5 ve 8 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtları tedavülleriyle birlikte getirtilerek davacının iddiaları doğrultusunda usulünce incelenmesi, tarafların gösterdikleri tüm deliller usulüne uygun olarak toplandıktan sonra hasıl olacak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması isabetsizdir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafça 30.06.2022 tarihli duruşmada davalı ... yönünden davadan feragat edildiği, dava konusu taşınmazların mirasbırakanlardan devredildiği, ancak davacı ve davalı kardeşler arasında 29.09.1996 tarihli rızai taksim sözleşmesi yapıldığı, davacının sözleşmedeki imzasını inkar ettiği, ancak yapılan imza incelemesinde sözleşmedeki imzanın davacıya ait olduğunun belirlendiği, iddianın ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... yönünden feragat nedeniyle davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Asıl ve birleştirilen davada davacı temyiz dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Daire bozma ilamına uyulmasına rağmen bozma ilamının gerekleri yerine getirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, tenkis isteği yönünden hiç bir araştırma yapılmadığını, yemin deliline başvurulduğu halde Mahkemece bu delilin hatırlatılmadığını, tanık ...’ın beyanlarının dikkate alınmadığını, mirasçılar arasında geçerli bir miras taksim sözleşmesi olmadığını, taksim sonucu kendisine herhangi bir taşınmaz verilmediğini, çiftliğin emaneten eşi adına tescil edildiğini, bu taşınmazın da davalı ...’ın isteği üzerine eşi tarafından üçüncü kişiye satıldığını, davalılarca dayanılan miras taksim sözleşmesinin süresinden sonra ve muvafakatı olmadığı halde sunulduğunu, davalılar lehine iki kez vekalet ücretine hükmedildiğini, bir takım mirasçıların mirası reddettiğini, bu hususun da yeterince araştırılmadığını, her iki mirasbırakan tarafından yapılan temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı muvazaalı olarak, ayrıca davalıların baskısı ile yapıldığını, mirasbırakanların ... ile birlikte yaşadıklarını, kendisine verilen 462 ada 22 parsel sayılı taşınmazın ara malik kullanılarak tekrar yeğeni ...‘ye devredildiğini, taşınmazın imar görmesinden sonra ... tarafından üçüncü kişilere satıldığını, tüm mirasçıları kapsar bir paylaşım olmadığını, davalı ... Şirketi'nin taşınmazın davalı olduğunu bilerek satın aldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleştirilen dava muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, 2. 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri. 3. Değerlendirme Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl ve birleşitirilen davada davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı 247,70 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacıdan alınmasına Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/3895, K. 2024/5441, T. 07.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-3895-e-2024-5441-k-a94bccd1f012