Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2023/2897 E. 2025/917 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2897
Karar No
2025/917
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/93 E., 2022/296 K. Mahkemenin bozma kararına uyularak verilen davanın kabulüne ilişkin kararı davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.02.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar ... vd. vekili Avukat ... ve dahili davacılar ... vd. vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar; murisleri ... ... ve ... ...’nın 1511 ve 1567 parsel sayılı taşınmazlarını 29.04.1999 tarihinde doğrudan; yine maliki oldukları 28 parsel sayılı taşınmazı ise ara malikler ... ve ... üzerinden 30.09.1997 tarihinde davalıya satış suretiyle temlik ettiklerini, davalının, kardeşleri ...’nın kızı ...nın akrabası olduğunu, murislerin aynı amaçla 230, 231, 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazlarını da torunlarına devrettiklerini, tüm temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescil, mümkün olmazsa tenkis istemişler, aşamada davacı ...’ın ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır. II. CEVAP Davalılar ... ve ...; iddianın haksız ve yersiz olduğunu bildirip davanın reddini istemiş; aşamada davalı ... vekili, diğer davalıların savunmasının doğru olduğunu belirtip davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.03.2013 tarihli ve 1999/1064 Esas, 2013/126 Karar sayılı kararı ile; çekişme konusu 230, 231, 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 28, 1511 ve 1567 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 17.06.2014 tarihli ve 2013/13551 Esas, 2014/1188 Karar sayılı kararı ile; 230, 231, 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazların temlikinin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanmak suretiyle bu parseller yönünden davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığından belirtilen taşınmazlar yönünden hükmün onanmasına; çekişme konusu 28 parsel sayılı taşınmazın murisler tarafından davalı torunlarına yapılan temlikinin dava konusu tüm taşınmazların temlik şekli gözetildiğinde mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu ancak muris ... tarafından davalı ...’a temlik edilen 1511 ve 1567 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığı, öte yandan 28 parsel sayılı taşınmaz bakımından ikinci el konumunda olan davalı ...’ın iyi niyetli olup olmadığı konusunda hüküm vermeye elverişli bir araştırma ve inceleme yapılmadığı gerekçesiyle karar bozulmuş, karar düzeltmeye başvurulması üzerine Dairenin 11.06.2015 tarih, 2015/7251 Esas, 2015/8800 Karar sayılı kararı ile dava konusu 230, 231, 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazlar yönünden temliklerin muvazaalı olduğu belirlenmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu ancak yargılama sırasında 1532 ve 1533 parsel sayılı taşınmazların imar gördüğü ve parsel numaralarının 299 ada 1 ve 351 ada 4 parsel olarak değiştiği, davacı ...’ın da yargılama sırasında 19.12.2011 tarihinde öldüğü, mirasçıları adına tescile karar verilmesi gerekirken, murisler ... ve ... ...'ya ait 26.1.2000 tarihli mirasçılık belgesi esas alınarak Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesine aykırı olacak şekilde ölü kişi adına tescil kararı verildiği ve 231 parsel sayılı taşınmaz davalılar ... ve ... adına kayıtlı olmasına rağmen sadece davalı ... yönünden hüküm kurulduğu gerekçesi ile Dairenin 17.06.2014 tarihli kararı kaldırılarak kararın yukarıdaki gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. Yukarıda belirtilen bozma kararlarından sonra 1511, 28 ve 1567 parseller yönünden dosya tefrik edilerek Mahkemenin 2015/279 Esasına kaydedilmiş ve 22.06.2017 tarih, 2015/279 Esas, 2017/234 Karar sayılı kararı ile; davalıya yapılan temlikin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, davalının iyi niyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı ... vekili, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 18.06.2019 tarih, 2017/4469 Esas, 2019/3885 Karar sayılı kararı ile; vekalet ücretinin doğru hükmedildiği ve davacı vekillerinin temyizinin yerinde olmadığı, tefrik kararı verilmesine rağmen Mahkemece hatalı olarak 230, 231, 1532 ve 1533 sayılı parseller yönünden de eldeki davada hüküm kurulmasının doğru olmadığı ve ilk tanık listesinde ..., ... ve ...’e yer verilmediğinden anılan kişilerin davalı tarafın itirazına rağmen bozma sonrası dinlenilerek beyanlarının hükme esas alınmasının da doğru olmadığı, bozma öncesi bildirilen tanıkların Dairenin 17.06.2014 tarih ve 2013/13551 Esas, 2014/11888 Karar sayılı ilamında belirtilen hususlarda dinlenilmesi, bozma gereklerinin yerine getirilmesi, toplanan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi, 2015/191 Esas sayılı davanın konusu haline gelen 230, 231, 1532 ve 1533 sayılı parseller yönünden eldeki davada hüküm kurulmaması gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur. Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin mallarını satmasını gerektirecek herhangi bir sebebin, ekonomik sıkıntısının veya sağlık probleminin olmadığı, murisin terekesinden herhangi bir satış bedelinin çıkmadığı, taşınmazların satış tarihindeki gerçek değeri ile tapu kaydındaki değerleri arasındaki fark, dava konusu taşınmazlar dışında muristen kalan 1532, 1533, 230 ve 231 parsel sayılı taşınmazların da muvazaalı olarak murisin diğer mirasçılarına devredildiği hususları göz önüne alındığında muris tarafından davalı ...'in temlik edilen 1511 ve 1567 parseller yönünden temlikin muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı olduğunun kabulü gerektiği, yine dava konusu 28 parsel yönünden ise taşınmazın önce muris tarafından torunları olan ... ve ...'e devredilmesi, aradan kısa bir süre geçtikten sonra söz konusu taşınmazın davalı ...'e devredilmesi karşısında davalının taşınmazlara hiçbir zaman zilyet olmaması ve taşınmazların murisin ölümünden beri dava dışı olan ..., ... ve ... tarafından kullanılıyor olması karşısında davanın 28 parselin iktisabı yönünden iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçesi ile dava konusu taşınmazların (1511 parsel ile bu parselden ifraz sonucu oluşan 344 ada 4 parsel, 284 ada 1 parsel, 340 ada 7 parsel, 339 ada 4 parsel ve 348 ada 1 parsel ile dava konusu 1567 parselin ifrazı ile oluşan 340 ada 6 parsel ve 342 ada 1 parsel ve ifraz görmeyen 28 parsel) tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ile adlarına tesciline, kalan payın davalı uhdesinde bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; akrabalık iddiası hakkında toplanan deliller değerlendirildiğinde davacının iddiasının asılsız olduğu ve ispatlanamadığını, davalının yurt dışında yaşayan ve yurt dışındaki kazanımlarını yatırıma çeviren bir yatırımcı olarak zirai faaliyet iddiası olmadığını, dava konusu taşınmazların yatırımcıların tercih ettiği bölgedeki taşınmazlar olduğunu, tanık beyanlarına göre de köyde arazilerin yatırımlık hale döndüğünün anlaşıldığını, çiftçilik faaliyeti yapılmamasının davalıyı kötüniyetli hale getirmeyeceğini, davalının davacı tarafın murisini tanımadığını, iyi niyetli 3. kişi olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmazsa tenkis isteğine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ... ...’nın 08.11.1999 tarihinde öldüğü, geride çocukları davacılar ..., ... ve dava dışı ...’in mirasçı olarak kaldığı, davacı ...’ın aşamada ölümü üzerine mirasçılarının davaya dahil oldukları, muris ...’un 28 parseli 31.05.1996 tarihinde dava dışı oğlu ...’ten olan torunları ... ve ...’e, 1511 ve 1567 parselleri 29.04.1999 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, daha sonra ... ve ...’in de 28 parseli 30.09.1997 tarihinde davalı ...’a temlik ettikleri anlaşılmaktadır. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı 1.651,53 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacılar ve dahili davacılar vekilleri için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınmasına, Dosyanın Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/2897, K. 2025/917, T. 25.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2023-2897-e-2025-917-k-03f50cb356bd