Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2026/1319 E. 2026/3435 K. – Nitelikli Kasten
Konu: Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1319
- Karar No
- 2026/3435
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1947 E., 2024/1943 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İTİRAZ EDEN: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.11.2025 tarihli ve 2024/6700 Esas, 2025/8273 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.02.2026 tarihli ve 1-2024/91916 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi uyarınca yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu; ''...Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasında uyuşmazlık konusu olan husus, sanık ...'in ...'e yönelik eyleminde kastının yaralamaya mı öldürmeye mi yönelik olduğunun dolayısıyla suç vasfının belirlenmesine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamına göre; Sanık ...'in ...adliyesinde zabıt katibi, katılan ...'in ise aynı adliyede mübaşir olarak görev yaptıkları, sanığın aynı adliyede çalışan zabıt katibi F.S.'ye yönelik sarkıntılık eylemi nedeniyle hakkında soruşturma yapıldığı, bu soruştuma kapsamında mağdurun ikamet ve işyerine yaklaşmama yönünde tedbir kararı ile görevden geçici olarak uzaklaştırılmasına karar verildiği, katılan ...'in bu soruşturmada tanık olarak ifade vermesi
nedeniyle sanığın katılan ...'e husumet beslediği, olay günü anılan soruşturma nedeniyle başka bir adliyeye tayininin çıktığını öğrenen sanığın temin ettiği meyve bıçağı ile adliyeye geldiği, adliye koridorunda katılan ...’i gördüğü, Mehmet’in ise kendisini görmediği, bu sırada hakim odasına girmek üzere olan katılana arkadan yaklaşarak alkollü olmasının da etkisi ile elindeki meyve bıçağını rastgele savurduğu, katılan kendini geri çekmesi nedeniyle bıçağın katılanın boynunu sıyırdığı, katılanın boynunda yaklaşık 10 cm lik hiperemik çizgi oluştuğu, yaralanan ve canı yanan katılanın kaçmaya başladığı, sanığın ise elindeki meyve bıçağı ile onu kovaladığı, kovalama esnasında adliye çalışanları ve adliye polisinin müdahale ederek sanığa engel oldukları anlaşılan olayda; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanan içtihatlarına göre bir eylemin kasten yaralama ya da kasten öldürme olarak vasıflandırılabilmesi için, esasen failin iç dünyasını ilgilendiren kastı belirlenmeli, bunun için de failin dış dünyaya yansıyan davranışlarından hareketle sonuç çıkarılmalıdır. Başka bir ifadeyle, failin olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışları kastının belirlenmesinde ölçü olarak alınmalıdır. Buna göre; Fail ile ölen arasında olay öncesine dayalı, ciddi bir husumet bulunup bulunmadığı, failin olayda kullandığı aracın öldürmeye elverişli olup olmadığı, ölendeki darbe sayısı ve şiddeti, darbelerin vurulduğu bölgelerin hayati bakımdan önemi, failin davranışlarına kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenin etkisiyle mi son verdiği, failin suç aletini kullanış biçimi, olay öncesi, esnası ve sonrasında failin mağdura yönelik davranışları ve sarfettiği sözler gözetilmeli, tüm bu kıstaslar birlikte değerlendirilerek sanığın kastı ortaya çıkarılmalıdır. Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayın değerlendirilmesinde; Sanık ile katılan arasında öldürmeyi gerektirecek ciddi bir husumet bulunmadığı, sanığın olayda kullandığı meyve bıçağının metal kısmının kısa ve ince olup olay sonrasında sanığın elinden alınmaya çalışıldığı sırada eğilmesi nazara alındığında, bıçağın öldürmeye elverişlilik derecesinin düşük olduğu, sanığın bıçağı katılana doğru aşağıdan yukarıya doğru çapraz şekilde savurması üzerine katılanın boyun bölgesine isabet eden bıçak darbesinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte çizik şeklinde yaralanmaya neden olduğu, ayrıca sanığın katılana doğru rasgele bıçak savurmaya devam etmesine rağmen katılanın başkaca isabet almadığı, daha sonra katılanın masayı üzerine doğru masayı itmesi nedeniyle köşeye sıkışan sanığın elindeki bıçağın alındığı ve adliye dışına çıkarıldığı, kamera görüntülerine göre dışarı çıkarıldıktan sonra katılana yönelik başkaca eylemde bulunmadığı anlaşılmıştır. Buna göre taraflar arasında öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumet bulunmaması, olayda kullanılan meyve bıçağı ve kullanılış şekli, olay sırasında sanığın kendisini görmeyen ve sabit bir şekilde duran katılana hedef gözeterek bıçağı saplama imkanı olmasına rağmen bıçağı rastgele savurması, katılanda başkaca yaralanma bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğini gösteren aleyhine başkaca herhangi bir delil bulunmadığından, kastının öldürme suçuna yönelik olduğunun şüpheli kaldığı, basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanma ile sonuçlanan eylemde sanığın engel hal nedeniyle eylemini sürdürememesinin yalnız başına kastın öldürme olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği, şüpheden sanık yararlanır kuralı gereğince, sanığın eylemine bağlı olarak ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu kanaatine varıldığından; Bu durumda, sanığın katılanı yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle silahla kasten yaralama suçundan cezalandırılması yerine nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs etmek suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi hukuka aykırı olduğundan, hükmün bozulması yerine temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi...'' gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmesine ilişkindir.
II. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın hedef aldığı vücut bölgesi, yara yeri, kullanılan aletin elverişliliği, sanığın bıçakla katılanı hayati bölgesine birden fazla kez hamle yaparak kovalaması, polis memuru olan tanık Halil İbrahim'in araya girmesi ile eylemin sonlanması ve sanığın aşamalarda alınan savunmalarında hakkında yürütülen soruşturma dosyası kapsamında tanık olarak dinlenen katılanın ve diğer tanıkların beyanlarını okuduktan sonra ...Adliyesine geldiğinde cinnet geçirerek katılana saldırdığını ifade etmesi birlikte değerlendirildiğinde, eyleme uyan suç vasfının nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde ve teşebbüsün ulaştığı aşama ile meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre ceza yaptırımının belirlenmesinde isabetsizlik bulunmadığı, tanıkların aşamalarda alınan beyanlarında katılanın sanığa yönelik tahkir edici davranışının bulunmadığını ifade etmeleri dikkate alındığında olayda haksız tahrik hükümlerinin yasal uygulanma koşullarının oluşmadığı ve sanık hakkında nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyet kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, Dairemizce verilen temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına ilişkin kararının usul ve yasaya uygun olması nedeniyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğuyla yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 26.11.2025 tarihli ve 2024/6700 Esas, 2025/8273 Karar sayılı temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.04.2026 tarihinde karar verildi.
(Karşı Oy K A R Ş I O Y
Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2026/1319 Esas, 2026/3435 Karar sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ...'in yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle katılan ...'i kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım.
Dosya kapsamına göre; katılan ... ile sanık ..., ...Adliyesinde görev yapmaktadır. Sanık ..., aynı adliyede çalışan zabıt katib....'ya yönelik sarkıntılık eylemi nedeniyle hakkında yapılan soruşturmada tanık olarak ifade veren katılan ...'e husumet beslemektedir. Olay günü anılan soruşturma nedeniyle farklı bir adliyeye tayininin çıktığını öğrenen sanığın temin ettiği meyve bıçağı ile adliyeye geldiği, adliye koridorunda katılan ...'i gördüğü, Mehmet'in ise kendisini görmediği, bu sırada hâkim odasına girmek üzere olan katılana arkadan yaklaşarak alkollü olmasının da etkisi ile elindeki meyve bıçağını rastgele savurduğu, bıçağın katılanın boynunu sıyırdığı, yaralanan ve canı yanan katılanın kaçmaya başladığı, sanığın ise elindeki meyve bıçağı ile onu kovaladığı, kovalama esnasında çevreden gelenlerin sanığa engel oldukları anlaşılmaktadır. Katılan ... soruşturma evresinde olayı anlatırken hâkim odasına girmek isterken birden boynunun sol tarafında bir acı ve yanma hissettiğini, sonrasında kendini geri attığını açıkça ifade etmektedir. Başka bir ifadeyle mahkemenin kabulünde belirttiği gibi katılanın kendisini geri çekmesi nedeniyle yaralanması yüzeysel çerçevede kalmamıştır. Sanık ise tüm savunmalarında elindeki bıçağı o anki siniri ile rastgele savurduğunu belirtmektedir. Kastın belirlenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken kriterleri somut olay üzerinde değerlendirmek gerekirse, taraflar arasında öldürmeyi gerektirir ciddi bir husumet bulunmaması, olayda kullanılan meyve bıçağı ve kullanılış şekli, olay sırasında sanığı görmeyen ve sabit bir şekilde duran katılana hedef gözeterek bıçağı saplama imkânı olmasına rağmen bıçağı rastgele savurması, katılanda başkaca yaralanma bulgusunun bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde sanığın kastının öldürme suçuna yönelik olduğu şüpheli kalmaktadır. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmalarda eylemin engel hal nedeniyle sürdürülememesi yalnız başına kastın öldürme olarak nitelendirilmesini gerektirmeyecektir. Bu nedenlerle vasıftaki şüphe sanığın lehine değerlendirilerek yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğini düşündüğümden itirazın reddine ilişkin çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.