Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/5614 E. 2025/3755 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/5614
- Karar No
- 2025/3755
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/3636 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Hırsızlık, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet ve firar suçlarından Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 23.11.1999 tarihli ve 1999/75 değişik iş sayılı içtima kararı ile 12 yıl 31 ay 40 gün hapis cezasına hükümlü ... Gümüşçü’nün, işbu cezasının infazı sırasında, 4616 sayılı 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıvermeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair Kanun gereğince şartla tahliyesine ilişkin Yozgat Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2000 tarihli ve 2000/161 Müt. sayılı kararını müteakip, hükümlünün denetim süresi içerisinde işlemiş olduğu kasıtlı suçtan 4 ay hapis cezasına mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 13.07.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 21.02.2010 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2018/41 değişik iş sayılı kararını takiben, içtima kararına dâhil olan cezalara ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca yapılan uyarlama yargılaması sonucunda Urla Asliye Ceza Mahkemesinin 1992/26 Esas, 1994/145 Karar sayılı dosyası yönünden 2 yıl 8 ay hapis cezasının 21.06.2017 tarihli ve 1992/26 Esas, 1994/145 Karar sayılı ek kararıyla 1 yıl hapis cezası olarak yeniden belirlenmesi ve İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 1992/533 Esas, 1993/336 Karar sayılı dosyası yönünden 2 yıl 12 ay hapis cezasınının, aynı Mahkemenin 23.01.2018 tarihli ve 2017/512 Esas,
2018/23 Karar sayılı kararıyla taraflar arasında uzlaşma sağlanması sebebiyle düşürülmesine karar verilmesi üzerine, suç tarihi itibariyle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un koşullu salıverme oranı açısından 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine göre hükümlünün lehine olduğu ve lehe Kanun uygulamasında karma uygulama yapılamayacağından bahisle, Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2018/41 değişik iş sayılı şartla tahliyenin geri alınmasına dair daha önceki kararın kaldırılmasına, şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 13.07.2002 tarihi ile (yeniden hesaplanan) bihakkın tahliye tarihi olan 30.06.2004 tarihi arasındaki 718 günlük sürenin aynen infazına ilişkin İzmir 3. İnfaz Hakimliğinin 24.03.2022 tarihli ve 2022/4217 Esas, 2022/4283 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair mercii İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2022 tarihli ve 2022/3636 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve 94660652-105-03-27801-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve 2024/5421 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve 2024/5421 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre; Hükümlünün, hırsızlık, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet ve firar suçlarından içtimalı toplam 8 yıl 23 ay 18 gün hapis cezasının infazı için ilk kez ceza infaz kurumuna 03.08.1997 tarihinde alındığı ve Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 19. maddesi uyarınca 1/2 üzerinden infazı ile aynı Kanun’un ek 2. maddesindeki ayda 6 gün indirimden yararlandırılması suretiyle düzenlenen 09.12.1999 tarihli müddetnameye göre hakederek tahliye tarihinin 22.02.2010, koşullu salıverilme tarihinin 04.01.2004 olarak belirlendiği, Yozgat Asliye Ceza Mahkemesinin 23.12.2000 tarihli ve 2000/161 Müt. sayılı kararı ile 4616 sayılı Kanun gereğince (geriye dönük olarak 19.10.1997 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) şartla tahliye edildiği, Hükümlünün denetim süresi içerisinde 13.07.2002 tarihinde işlemiş olduğu kamu malına zarar verme suçundan 4 ay hapis cezasına mahkum edilmesi sebebiyle Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2018/41 değişik iş sayılı kararı ile şartla tahliyenin geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 13.07.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 21.02.2010 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına karar verildiği, İçtima kararına dâhil olan cezalara ilişkin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesi uyarınca yapılan uyarlama yargılaması sonucunda Urla Asliye Ceza Mahkemesinin 1992/26 Esas, 1994/145 Karar sayılı dosyası yönünden 2 yıl 8 ay hapis cezasının 21.06.2017 tarihli ve 1992/26 Esas, 1994/145 Karar sayılı ek kararıyla 1 yıl hapis cezası olarak yeniden belirlendiği ve İzmir 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 1992/533 Esas, 1993/336 Karar sayılı dosyası yönünden 2 yıl 12 ay hapis cezasınının, aynı Mahkemenin 23.01.2018 tarihli ve 2017/512 Esas, 2018/23 Karar sayılı kararıyla taraflar arasında uzlaşma sağlanması sebebiyle düşürülmesine karar verildiği nazara alındığında, Somut olayda İzmir 3. İnfaz Hakimliğince, bahse konu uyarlama yargılamaları üzerine, bihakkın tahliye tarihinin geriye çekilip 30.06.2004 tarihi olarak yeniden belirlenip, lehe Kanun uygulamasında karma uygulama yapılamayacağından bahisle, hükümlünün denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı suçtan 4 ay hapis cezasına mahkûm olması sebebiyle ikinci suçun işlendiği 13.07.2002 tarihi ile (yeniden hesaplanan) bihakkın tahliye tarihi olan 30.06.2004 tarihi arasındaki 718 günlük sürenin aynen infazına karar verilmiş ise de, İnfaz hukukunda hükümlünün ceza evinde geçirmesi gereken süre ile koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süreleri bakımından lehine olan hükümlerin alınarak karma bir uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlünün 647 sayılı Kanun uyarınca şartla tahliye edildiği, bu nedenle denetim süresinin 5275 sayılı Kanun'a göre tayin edilemeyeceği ve hükümlünün koşullu salıverildikten sonra belirlenen denetim süresinin 647 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi gerektiği, Bununla birlikte, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.11.2023 tarihli ve 2023/4435 Esas, 2023/7172 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, bu belirleme yapılırken daha önce belirlenen ve belirlenen bu tarih esas alınarak koşullu salıverilen hükümlünün koşullu salıverilme tarihinin değiştirilmesinin mümkün olmadığı, belirlemenin lehe yapılan değişiklik nedeniyle ceza infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin tespiti ve bu tespite göre denetim süresinin belirlenmesi ile sınırlı olduğu, koşullu salıverilen hükümlünün hapis cezası gerektiren ikinci suçu bu belirlenen denetim süresi içinde işlemesi halinde koşullu salıverilmenin geri alınmasına karar verilmesi gerektiği, şartla tahliye oranı ile denetim süresi bakımından 647 sayılı Kanun'un uygulanması halinde şartla tahliyenin geri alınmasında 7242 sayılı Kanun'un hükümlü lehine olduğu durumlarda karma uygulamadan söz edilemeyeceği cihetle, 7242 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 107. maddenin 13. fıkrasının (a) bendinde yer alan "kalan cezasının aynen" ibaresi "Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin" şeklinde değiştirildiği gözetilerek, yeni durumun hükümlünün lehine olup olmadığının tespiti hususunda hükümlünün denetim süresinde işlediği suçun iki katı sürenin suç tarihinden başlayarak bihakkın tahliye tarihini geçmeyecek şekilde bir hesaplama yapılarak gösterilmesi ve hükümlü lehine olan düzenlemenin yapılacak bu hesaplama neticesine göre belirlenmesi gerektiği, Somut olayda İzmir 3. İnfaz Hakimliğince, ikinci suçun işlendiği 13.07.2002 tarihi ile (yeniden hesaplanan) bihakkın tahliye tarihi olan 30.06.2004 tarihi arasında geri alınan sürenin 718 gün olduğu, 7242 sayılı Kanun ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 107/13-a maddesi gereğince geri alınması gereken sürenin ise hükümlünün denetim süresi içerisinde işlemiş olduğu suç sebebiyle mahkum olduğu 4 ay hapis cezasının iki katı olan 240 günlük süre olduğunun anlaşılması karşısında, şartla tahliyenin 7242 sayılı Kanun ile değişiklik öncesi 5275 sayılı Kanun'un 107/13-a maddesi uyarınca geri alınmasının hükümlünün daha lehine olduğu gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulama başlıklı 7 nci maddesinin (2) ve (3) üncü fıkraları; (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur. (3) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./2.mad) Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrürle ilgili olanlar hariç; infaz rejimine ilişkin hükümler, derhal uygulanır.
3. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 48 inci maddesiyle değişik 107 nci maddesinin13 üncü fıkrası; "Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün; a) Sonraki suçu işlediği tarihten itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin, b) (Değişik: 25.5.2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir edilecek bir sürenin, Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine karar verilir." Şeklinde düzenlenmiştir.
4. 01.06.2005 tarihinden önce işlemiş olduğu suçlar nedeniyle içtimalı 12 yıl 31 ay 40 gün hapis cezasının infazı sırasında 4616 sayılı Kanun ile 647 sayılı Kanun'un 19 ve ek 2. madde hükümlerine göre 23.12.2000 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği, 01.06.2005 tarihinden sonra yapılan uyarlama yargılaması sonrası yeniden hesaplanan bihakkın tahliye tarihi 30.06.2004 olan hükümlünün 13.07.2002 tarihinde işlediği kamu malına zarar verme suçundan 4 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
5. Hükümlünün infaza konu içtimalı cezasından dolayı şartla tahliyeden yararlanabilmesi bakımından infaz kurumunda geçirilmesi gereken sürenin belirlenmesinde 647 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan uygulamanın 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılacak uygulamaya göre lehe olduğu, şartla tahliye ile ilgili uygulama bakımından 647 sayılı Kanun hükümleri ile 5275 sayılı Kanun hükümlerinin sadece lehe olan bölümlerinin alınıp karma uygulama yapılmasının mümkün olmadığı, hükümlerin bir bütün olarak uygulanmasının zorunlu olduğu, somut olayda hükümlü hakkında şartla tahliye süresi bakımından lehe kabul edilen 4616 sayılı Kanun ile 647 sayılı Kanun hükümleri uygulandığı
anlaşılmakla, denetim süresinin 647 sayılı Kanun'a göre belirlenmesi ve bihakkın tahliye tarihine kadar devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
6. Ancak denetim süresi içerisinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı suçtan mahkum olan hükümlü hakkında aynen infazına karar verilecek sürenin belirlenmesi bakımından 7242 sayılı Kanun'un 48. maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinde yapılan değişiklik öncesi ve sonrası düzenlemenin karşılaştırılması ve lehe düzenlemenin tespit edilerek ona göre uygulama yapılması gerekmektedir.
7. 7242 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin 13 üncü fıkrasında yapılan değişiklik öncesi düzenlemeye göre hükümlünün hukuki durumu değerlendirldiğinde, şartla tahliyesine karar verilen ve bihakkın tahliye tarihi 30.06.2004 olan hükümlünün, denetim süresi içerisinde işlediği kasıtlı hapis cezasını gerektiren ikinci suç tarihi olan 13.07.2002 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasındaki 718 günlük sürenin geri alınmasına karar verilmesi gerektiği görülmektedir.
8. 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası düzenlemeye göre hükümlünün hukuki durumu değerlendirildiğinde ise denetim süresi içerisinde kasıtlı suçtan hapis cezası ile cezalandırılan hükümlü hakkında, işlediği her bir suç tarihinden başlayarak bihakkın tahliye tarihini geçmeyecek şekilde işlediği her bir suçun cezasının iki katı sürenin aynen infazına karar verilmesi gerektiği ve hükümlünün işlediği suçun cezasının 4 ay olması nedeniyle aynen infazına karar verilmesi gereken sürenin 240 gün olup, değişiklik öncesi düzenlemeye göre hükümlünün lehine olduğu ve aynen infazına karar verilecek sürenin belirlenmesi açısından lehe kanun ile uygulama yapılmasının karma uygulama yasağına aykırılık olarak değerlendirilemeyeceği gözetilerek 7242 sayılı Kanun'un 48 inci maddesi ile 5275 sayılı Kanun'un 107 nci maddesinin 13 üncü fıkrasında yapılan değişiklik dikkate alınarak aynen infazına karar verilecek sürenin belirlenmesi gerekirken, hükümlü aleyhine sonuç doğuracak şekilde verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.12.2022 tarihli ve 2022/3636 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2025 tarihinde karar verildi.