Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2023/5813 E. 2024/6754 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2023/5813
Karar No
2024/6754
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/1006, 1007 ve 1008 değişik iş İNCELEME KONUSU KARAR: İtirazın kabulüne KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Hırsızlık suçundan Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.1992 tarihli ve 1990/86 değişik iş sayılı içtima kararı ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 77 nci maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezasına hükümlü ...'ın, bu cezasının infazı sırasında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun geçici 1 nci maddesi gereğince 29.01.1995 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere şartla tahliyesine ilişkin Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.1995 tarihli ve 1995/28 değişik iş sayılı kararını müteakip, hükümlünün bihakkın tahliye tarihi dolmadan denetim süresi içinde kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûm edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, ikinci suçun işlendiği 01.01.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 29.01.2015 tarihi arasındaki sürenin aynen infazına dair Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2005 tarihli ve 2005/338 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın reddine ilişkin merci Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2005 tarihli ve 2005/715 değişik iş sayılı kararını takiben, anılan içtima kararı içinde yer alan cezalarının 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uyarlama yargılaması sonrasında Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve 2018/216 değişik iş sayılı kararı ile 14 yıl 22 ay 25 gün hapis cezası olarak infazı uyarınca bihakkın tahliye tarihinin 14.12.2005 olarak belirlenmesini takiben, önceki şartla tahliyenin geri alınmasına dair kararın kaldırılmasına, adı geçen hükümlünün ikinci suçun işlendiği 01.07.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 14.12.2005 tarihleri arasındaki sürenin aynen infazına dair Bakırköy 1. Asliye Ceza mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 1990/86 Esas, 1990/330 Karar sayılı ek kararı sonrası, Hükümlü müdafii tarafından içtima kararına dahil olan Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2006 tarihli ve 1990/80 Esas, 1990/506 Karar sayılı, 1990/84 Esas, 1990/610 Karar sayılı ve 1990/85 Esas, 1990/508 Karar sayılı kararları ile verilen cezaların ceza zamanaşımı nedeniyle düşmesi ve infazın durdurulması talebinin reddine dair Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/80 Esas, 1990/506 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair merci Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2019 tarihli ve 2019/1008 değişik iş sayılı kararını, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/84 Esas, 1990/610 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair merci Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2019 tarihli ve 2019/1007 değişik iş sayılı kararı ile, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/85 Esas, 1990/508 Karar sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair merci Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2019 tarihli ve 2019/1006 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarihli ve 94660652-105-34-17289-2019-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve 2023/61656 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuryet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve 2023/61656 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.09.2007 tarihli ve 2007/1-214-181 sayılı kararında belirtildiği üzere infaza ilişkin lehe oluşan hataların kazanılmış hakka konu olmayacağı gözetilerek yapılan incelemede, Somut olayda, hükümlü müdafiinin ceza zamanaşımı talebi üzerine, merci mahkemesince, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/84 Esas, 1990/610 Karar sayılı, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/80 Esas, 1990/506 Karar sayılı ve Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/85 Esas, 1990/508 Karar sayılı kararına ilişkin dosyalarda hükmolunan cezaların 765 sayılı Türk Ceza Kanun'un 112 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu ve ceza zaman aşımının dolduğundan bahisle cezanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de, Ceza zamanaşımı süresinin başlaması ve hesaplanması yönünden suç tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanun'un ceza zamanaşımı ile ilgili maddelerinde yer alan düzenlemeye nazaran, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 68 inci maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen ceza zamanaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasının hükümlü lehine olduğu gözetilerek infaz dosyası incelendiğinde; Adı geçen hükümlünün Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.1992 tarihli ve 1990/86 değişik iş sayılı kararıyla 25 yıl hapis cezasına ilişkin kararın infazı için ilk kez ceza infaz kurumuna 29.01.1990 tarihinde alındığı ve Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 07.06.1994 tarihli müddetnameye göre hakederek tahliye tarihinin 29.01.2015, koşullu salıverilme tarihinin 29.01.1995 olarak belirlendiği, Eskişehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.01.1995 tarihli ve 1995/28 değişik iş sayılı kararı ile 29.01.1995 tarihinden itibaren şartla tahliyesine karar verilen hükümlünün cezaevindeki kaydı kapatılarak aynı tarihte tahliye edildiği, Denetim süresi içinde kasıtlı suçtan mahkum edilmesi üzerine Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2005 tarihli ve 2005/338 değişik iş sayılı kararı ile şartla tahliyenin geri alınmasına karar verildiği, İçtima kararı içinde yer alan cezalarının infazı sırasında, 5237 sayılı Türk Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle uyarlama yargılaması talebinde bulunulduğu, yapılan uyarlama yargılamaları sonucunda cezalarının Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.09.2018 tarihli ve 2018/216 değişik iş sayılı kararı ile 14 yıl 22 ay 25 gün hapis cezası olarak infazına karar verilmesi nedeniyle Bakırköy 1. Asliye Ceza mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 1990/86 Esas, 1990/330 Karar sayılı ek kararı ile önceki şartla tahliyenin geri alınarak, ikinci suçun işlendiği 01.07.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 14.12.2005 tarihleri arasındaki 1992 günlük sürenin aynen infazına karar verildiği, Adı geçen hakkında anılan ilamın infazı kapsamında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2-44739 sayılı ilam dosyası üzerinden 04.12.2018 tarihinde yakalama emri düzenlendiği, Hükümlünün işbu ilamın infazı ile birlikte başka suçlar nedeniyle hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin infazı için aranırken 03.05.2019 tarihinde yakalanarak 04.05.2019 tarihinde ceza infaz kurumuna alındığı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 24.10.2018 tarihli müddetnameye göre 1992 gün olarak hesaplanan ceza süresi için hakederek tahliye tarihinin 14.12.2005, koşullu salıverilme tarihinin 08.06.1996 olarak belirlendiği, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 11.11.2014 tarihli ve 2014/28459 Esas, 2014/31501 Karar sayılı ilamında, koşullu salıverilen hükümlünün cezasının zamanaşımı süresinin bihakkın tahliye tarihine kadar duracağının belirtildiği, ayrıca Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 07.12.2011 tarihli ve 2011/11780 Esas, 2011/25072 Karar sayılı ilamında da, uyarlama yargılaması ile ilgili olarak yeni yasanın uygulanması koşullarının belirlenmesi amacı ile sınırlı ve kendine özgü bir yargılama olduğu, bu yargılama sonunda verilen karar hüküm niteliğinde ve temyizi kabil olmakla birlikte, sonradan yürürlüğe giren lehe yasanın hükümlü lehine uygulanması ve infaz yeteneği bulunan ilk hükmü değiştirmekten ibaret ve infaza ilişkin bir karar olduğu, bu nedenle ceza zamanaşımını yeniden başlatıcı vasfı bulunmadığı gibi ceza zamanaşımını kesen nedenler arasında da sayılmadığının belirtildiği, Bu haliyle, hükümlü hakkında içtima kararına dahil olan Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/84 Esas, 1990/610 Karar sayılı, Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/80 Esas, 1990/506 Karar sayılı ve Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.08.2019 tarihli ve 1990/85 Esas, 1990/508 Karar sayılı kararlarıyla verilen hapis cezalarının infazına 29.01.1990 tarihinde başlandığı, sanığın 29.01.1995 tarihinde şartla tahliye edilmesi nedeniyle 29.01.1995 tarihi ile (ilk hali 29.01.2015) uyarlama yargılaması sonucu değişen 14.12.2005 tarihli bihakkın tahliye tarihine kadar ceza zamanaşımı süresinin durduğu, denetim süresi içerinde 01.07.2000 tarihinde yeniden suç işlemesi nedeniyle ceza zamanaşımı süresinin bu tarihten, ceza süresinin ise aynen infazına karar verilen ceza miktarı üzerinden hesaplanması gerektiği, hükümlünün aynen infazına karar verilen 5 yıl 5 ay 17 gün-1992 gün cezasının 5 yıldan fazla olduğundan 20 yıllık ceza zamanaşımına tabi olacağı, zamanaşımı süresinin durduğu 29.01.1995-14.12.2005 tarihleri arasında geçen süre mahsup edildikten sonra kalan sürede ise ceza zamanaşımının dolmadığı cihetle, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. Şeklinde düzenlenmiştir. 2. Ceza zamanaşımı süreleri, mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 112. maddesi ile meri 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı TCK'nin 112. maddesinde; "Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki müddetlerin mürurile ortadan kalkar: 1.Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ve müebbet ağır hapis cezaları otuz sene, 2.Yirmi sene ve daha fazla müddetle ağır hapis cezası yirmi dört sene, 3.Beş seneden ziyade ağır hapis veyahut hapis veya müebbet sürgün cezası yirmi sene, 4.Beş seneye kadar ağır hapis veyahut hapis veya muvakkat sürgün veya muvakkaten hidemâtı âmmeden memnuiyet cezaları ile ağır cezayı nakdî hükümleri on sene, 5.Bir aydan ziyade hafif hapis veyahut bir meslek ve sanatın tatili icrası yahut otuz liradan ziyade hafif cezayı nakdî hükümleri dört sene, 6.Bundan evvelki bentte beyan olunan miktardan aşağı ceza hükümleri on sekiz ay geçmesiyle ortadan kalkar. Nevileri başka başka cezaları havi hükümler, en ağır ceza için konulan müddetin geçmesiyle ortadan kalkar. Cezanın müruru zaman ile ortadan kalkmasından sonra emniyeti umumiye nezareti altında bulunmak cezasının da hükmü kalmaz.”. 5237 sayılı TCK'nin 68. maddesinde; “(1) Bu maddede yazılı cezalar aşağıdaki sürelerin geçmesiyle infaz edilmez: a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarında kırk yıl. b) Müebbet hapis cezalarında otuz yıl. c) Yirmi yıl ve daha fazla süreli hapis cezalarında yirmidört yıl. d) Beş yıldan fazla hapis cezalarında yirmi yıl, e) Beş yıla kadar hapis ve adlî para cezalarında on yıl, (2) Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle ceza infaz edilmez. (3) Bu Kanunun ikinci kitabının dördüncü kısmında yazılı yurt dışında işlenmiş suçlar dolayısıyla verilmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis veya on yıldan fazla hapis cezalarında zamanaşımı uygulanmaz. (4) Türleri başka başka cezaları içeren hükümler, en ağır ceza için konulan sürenin geçmesiyle infaz edilmez. (5) Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.”, şeklinde düzenlenmiştir. 3. Ceza zamanaşımı bakımından, iki kanun hükümleri karşılaştırıldığında; a) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda öngörülen ceza zamanaşımı sürelerinin daha uzun olduğu, b)765 sayılı Kanunda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesiyle cezaların “ortadan kalkacağı” belirtilmişken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda ceza zamanaşımı sürelerinin geçmesinin, cezayı ortadan kaldırmadığı, sadece bir infaz engeli oluşturduğu, c) 765 sayılı Kanunda çocuklar bakımından ayrı bir ceza zamanaşımı süresi öngörülmemişken 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda çocuklar açısından fiili işlediği sıradaki yaşı gözönünde bulundurulmak suretiyle ayrı ceza zamanaşımı süreleri tespit edildiği, görülmektedir. 4. Ceza zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağı, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 113. maddesinde “Hükümlerde müruru zaman hükmün katileştiği veya infazın herhangi bir suretle inkıtaa uğradığı günden itibaren işlemeye başlar.” şeklinde hükme bağlanmış iken; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 68. maddesinin beşinci fıkrasında “Ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar ve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.” şeklinde belirtilmiş olup, iki kanun hükümleri arasındaki temel fark, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda, ceza zamanaşımının kesintiye uğraması halinde göz önünde bulundurulması gereken zamanaşımı süresinin, mahkumiyete konu ceza süresinin tamamına göre değil kesintiden sonra infazı gereken cezanın süresine göre hesaplanacak olmasıdır. 5. Ceza zamanaşımını kesen nedenler, 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 114. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun ise 71. maddesinde düzenlenmiştir. 765 sayılı Kanunda hükümlünün yakalanmasının ceza zamanaşımını kesmesi, hürriyeti bağlayıcı cezalar yönünden kabul edildiği halde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da böyle bir ayırıma yer verilmemiştir. 765 sayılı Kanunda bir suçtan dolayı mahkum olan kimsenin ceza zamanaşımı süresi içinde mahkum olduğu suç türünden başka bir suç işlediği takdirde ceza zamanaşımının kesileceği kabul edilmiş iken, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun da, bir suçtan dolayı mahkûm olan kimsenin, üst sınırı iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ceza zamanaşımının kesileceği öngörülmüştür. 6. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunun da ceza zamanaşımının durması ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmamakla birlikte 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun ile 05.07.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunda bu konuda hükümlere yer verilmiştir. 7. 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 15 maddesine göre; Birden fazla mahkumiyeti olan kişi bu mahkumiyetlerden birine ilişkin cezayı infaz kurumunda çektiği sürece, diğer cezaları açısından ceza zamanaşımı işlemez. Cezanın infazının ertelenmesi veya durdurulması halinde, bu cezaya ilişkin zamanaşımı işlemez. 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun geçici 1. maddesinin 4. fıkrasında ise; “Bu madde hükümlerine göre cezanın infazının ertelenmesine karar verilmesi hallerinde erteleme süresince ceza zamanaşımının duracağı” açıkça düzenlenmiştir. 8. Ceza zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde o günden itibaren ceza zamanaşımı işlemeyecek ancak kesilmeden önce işleyen ceza zamanaşımı süresi saklı kalacaktır. Ceza zamanaşımının durduğu veya işlediği gün ise süreye dahil olacaktır. Yasal düzenlemelerde ceza zamanaşımının ne kadar süre duracağı (üst sınır) konusunda bir belirleme yoktur. Ceza zamanaşımını durduran nedenin ortadan kalkmasından sonra sürenin tekrar işlemeye başlayacağı açıktır. 9. Kural olarak ceza zamanaşımı, hükmün kesinleştiği günden itibaren işlemeye başlar, cezanın infazına başlandığı durumlarda, infazın herhangi bir sebeple kesintiye uğradığı günden itibaren işlemeye başlar. Kesintiden sonra işleyecek ceza zamanaşımı süresinin 5237 sayılı Kanun’un 68. maddesinin 5. fıkrasına göre cezanın tümü esas alınarak değil, kesinti tarihi itibariyle infaz edilmemiş ve infazı gereken süre dikkate alınarak hesap edilmesi gerekmektedir. 10. Şartla tahliye, infazda gerçekleşen bir kesinti değildir ve ceza zamanaşımının başlamasını gerektirmez. Şartla tahliye edilen hükümlünün cezasının zamanaşımı süresinin bihakkın tahliye tarihine kadar duracağı kabul edilmelidir. 11. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; 01.06.2005 tarihinden önce işlemiş olduğu hırsızlık suçlarından verilen ve kesinleşen içtimalı 25 yıl hapis cezasının infazı için 29.01.1990 tarihinde ceza infaz kurumuna alınan hükümlünün, 29.01.1995 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihi 29.01.2015 olarak belirlenen hükümlünün denetim süresi içerisinde 01.07.2000 tarihinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı suç işlemesi nedeniyle, hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve ikinci suçun işlendiği 01.07.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 29.01.2015 tarihi arasında kalan sürenin aynen infazına Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2005 tarihli ve 2005/338 değişik iş sayılı kararı ile karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın itiraz mercii Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.11.2005 tarihli ve ve 2005/715 değişik iş sayılı kararı ile reddine karar verilerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. 12. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi nedeniyle yapılan uyarlama yargılaması sonucu mahkum olduğu suçlar nedeniyle verilen ve infazı gereken sürenin 25 yıldan 14 yıl 22 ay 25 gün hapis olarak değişmesi nedeniyle bihakkın tahliye tarihinin 14.12.2005 olarak belirlendiği ve Bakırköy 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30.10.2018 tarihli ve 1990/86 Esas, 1990/330 Karar sayılı ek kararı ile hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve aynen infaza dair kararın kaldırılmasına, hükümlü hakkında daha önce verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına ve ikinci suçun işlendiği 01.07.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi olan 14.12.2005 tarihi arasında kalan sürenin aynen infazına karar verildiği ve verilen bu kararın itiraz olmaksızın kesinleştiği anlaşılmaktadır. 13. Hükümlünün içtimalı 25 yıl hapis cezasının infazı sırasında 29.01.1995 tarihinde şartla tahliyesine karar verildiği, bihakkın tahliye tarihinden önce 5237 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesi nedeniyle yapılan uyarlama yargılaması sonucu infaza konu cezasının 14 yıl 22 ay 25 hapis cezasına dönüşmesi nedeniyle bihakkın tahliye tarihinin hükümlü lehine olacak şekilde 29.01.2015 den 14.12.2005 tarihine çekildiği, hükümlünün şartla tahliye edildikten sonra 01.07.2000 tarihinde hapis cezasını gerektiren kasıtlı suç işlediği anlaşılmakla, Bakırköy 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.09.2005 tarihli ve 2005/338 değişik iş sayılı kararı ile hükümlü hakkında verilen şartla tahliye kararının geri alınmasına, ikinci suçun işlendiği 01.07.2000 tarihi ile bihakkın tahliye tarihi arasında kalan sürenin aynen infazına karar verildiği ve bu kararın 30.11.2005 tarihinde kesinleştiği, aynen infazına karar verilen cezası açısından ceza zamanaşımı süresinin bu tarihte tekrar işlemeye başladığı, infazı gereken sürenin 5 yıldan fazla olması nedeniyle 20 yıllık ceza zamanaşımı süresine tabi olduğu ve hükümlünün ceza zamanaşımı süresi dolmadan 11.02.2009 tarihinde cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suç işlediği ve bu suçtan mahkum olduğu, 11.02.2009 tarihinde kesilen ceza zamanaşımı süresinin tekrar işlemeye başladığı, ceza zamanaşımı süresi dolmadan 04.12.2018 tarihinde yakalama emri çıkartıldığı ve 03.05.2019 tarihinde yakalandığı anlaşılmakla, itirazın reddine karar verilmesi gerekirken, ceza zamanaşımı süresinin dolduğundan bahisle itiraz merciince verilen kararlar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan bu nedenle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 04.10.2019 tarihli ve 2019/1008 değişik iş sayılı, 04.10.2019 tarihli ve 2019/1007 değişik iş sayılı, 04.10.2019 tarihli ve 2019/1006 değişik iş sayılı kararların 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2023/5813, K. 2024/6754, T. 18.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2023-5813-e-2024-6754-k-2535c910356c