Uyuşmazlık Mahkemesi · Hukuk Bölümü

Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü 1996/19 E. 1996/63 K.

Mahkeme
Uyuşmazlık Mahkemesi
Daire
Hukuk Bölümü
Esas No
1996/19
Karar No
1996/63
Karar Tarihi

Davacı : 1- C., A., (kendi adına asaleten çocukları N.A. ve A.A. adlarına velayeten.) 2- R.D.A., 3- E.İ.A., Davalı : 1- Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 2- Pazarcık Belediye Başkanlığı OLAY: Davacıların murisi M.E.A., Pazarcık Bele­diye Baş­kanı olarak, belediyenin mülkü olan arazide harfiyat yaptırırken Devlet Su İşleri Kahramanmaraş Bölge Müdürlüğünce belediye emrine tah­sis edilen 46 AS 613 plaka numaralı damperli kamyonun geri manevrası esnasında çarpma sonucu ölüm olayı meydana gelmiştir. Davacılar, uğradıkları madde ve manevi zararın tazmin edilmesi iste­miyle idare mahkemesinde dava açmışlardır. Gaziantep İdare Mahkemesi; 14.10.1992 gün ve E.90/1231, K.92/891 sa­yıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası'nın 85., 90. ve 106. maddeleri uyarınca uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adlî yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş; temyiz edilen karar, Danıştay 8. Dairesinin 9.3.1994 gün ve E.93/1260, K.94/776 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Davacılar, aynı istekle 11.10.1994 tarihinde adlî yargı yerinde dava açmış­lardır. Ankara 20. Asliye Hukuk Mahkemesi; 4.5.1995 gün ve E.94/871, K.95/346 sayıyla; harfiyat yapılan arsanın Pazarcık Belediyesine ait olduğu­nun saptandığı, harfiyat yapılması sebebinin, hem arazinin düzeltilmesi hem de çıkan malzemenin içme suyunun sağlandığı ilçe dışındaki Aksu Çayı yatağında bulunan keson kuyunun sel sularından korunması için dolgu ya­pımında set oluşturulması olduğu, çalışma yerinin şehir merkezinde olması nedeni ile encümen kararı alınma­dığının belediye yazısından anlaşıldığı, gerek bu tespitlerden gerekse ceza davası dosyası kapsamından yapılan işin bir kamu hizmeti olduğunun anlaşıldığı; çalışma sahasının Karayolları Tra­fik Yasasındaki kara yolu tarifine uymadığı gibi, olayın bu Yasa kapsamında trafik kazası da sayılmadığını belirterek, tam yargı davası niteli­ğinde olan davanın çözümünün idare mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle gö­revsizlik kararı vermiş, temyiz edilen karar Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.10.1995 gün ve 5992-8002 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleş­miştir. Davacıların, 11.12.1995 tarihli dilekçeleriyle meydana gelen olumsuz görev uyuşmazlığının çözümlenmesini istemeleri üzerine adlî yargı dosya­ları, Cumhuriyet Savcılığına 12.2.1996 gün ve 5/18749 sayılı havaleleri ile, Asliye Hukuk Mahke­mesinin 22.1.1996 gün ve 95/346 sayılı yazıları ekinde Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmiştir. Böylece, idari ve adlî yargı yerleri arasında 2247 sayılı Yasanın 14. madde­sinde öngörüldüğü şekilde olumsuz görev uyuşmazlığı doğmuştur. İnceleme ve Gerekçe: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, Sel­çuk Tüzün'ün Başkanlığında, O. Hulusi Mustafaoğlu, Süleyman Sezen, Nursel Aymak-oğlu, Zafer Kantarcıoğlu, Dr. Erol Alpar ve Ertuğrul Taka’nın katılmaları ile yaptığı 8.4.1996 günlü toplantıda, Raportör-Hâkim Ayten Anıl'ın raporu ile dosya­daki bel­geler okunduktan; toplantıya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yerine katı­lan Savcı İsmet Gökalp ile Danıştay Baş­savcısı yerine katılan Savcı M. İlhan Dinç'in, idari yargı yerinin görevli ol­duğu yolundaki sözlü açıklamaları da alındık­tan sonra ge­reği görüşülüp düşünüldü: Dava, destekten yoksun kalındığı ileri sürülerek maddi ve manevi taz­minat istemiyle açılmıştır. Anayasanın 125. maddesinin son fıkrasında: “İdarenin kendi eylem ve iş­lemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu” belirtilmekte; 129. maddesi­nin 5. bendinde de: “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetki­lerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendile­rine rücu edilmek kaydıyla ve Kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabi­lir.” hükmü yer almış bulunmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde de keza: kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradık­ları zararlardan dolayı, bu görevi yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açacakları, kurumun genel hükümlere göre personele rücu hakkının saklı olduğu yolunda bir düzenleme yapılmış bulunmaktadır. Öğretide, uygulamada ve bu arada Uyuşmazlık Mahkemesinin yer­leşmiş ka­rarlarında da kamu hizmetlerini yürütmekle görevli kılınmış bir kamu kurumunun kendisini görevli kılan kanunlarda gösterilen hizmetlerden birinin yürütülmesi sıra­sında, kişilere verdiği zararın tazmini isteğine ilişkin davada, kamu hizmetinin yöntemine uygun olarak yürütülüp yürütülmediği­nin, kamu yararına uygun olarak işletilip işletilmediğinin ve hizmet kusu­ruyla zarara sebep olunup olunmadığının saptanmasının, idari yargı yerine ait olduğu kabul edilmektedir. Dava kapsamından harfiyat yapılan yerin, 2918 sayılı Karayolları Tra­fik Ya­sasının 3. maddesinde tarif edilen karayolu niteliğinde olmayıp, ta­puda belediye adına kayıtlı bulunduğu, dolayısıyla aynı maddeye göre, ka­zanın da trafik kazası olmadığı anlaşılmaktadır. Kazaya neden olan aracın, DSİ 20. Bölge Müdürlüğüne ait olduğu ve harfiyat malzemesi nakletmek üzere belediye emrine tahsis edildiği kurum kayıtlarından anlaşılmaktadır. Belediye bir kamu kurumudur. Müteveffa Belediye Başkanınca, arazi çalış­ması yaptırılarak çıkan molozun, içme suyu sağlanan kuyunun sel sula­rından ko­runmasını temin amacıyla kullanılması işinin de kamu görevi ol­duğunda bir kuşku bulunmamaktadır. Aracı, geçici olarak belediye emrine veren DSİ de bir kamu ku­rumudur ve araç şoförü DSİ'nin elemanıdır. Bu durumda Anayasanın yukarıda açıklanan maddeleri ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesi kapsamına giren ve kamu görevi ile ilgili zarara ilişkin uyuşmazlığın idari yargı yerince çözümlenmesi gere­kir. Bu nedenlerle, kamu hizmeti yürütülmekle görevli kılınmış kamu ku­rumu­nun anılan hizmetin yürütülmesi sırasında kişiye verdiği zararın taz­mini istemiyle açılan davanın görülmesi ve kamu hizmetinin yöntemine göre yapılıp yapılmadığı­nın tespiti, idari yargı yerinin görev alanına girdiğinden Gaziantep İdare Mahkeme­sinin görevsizlik kararının kaldırılması gerek­mektedir. SONUÇ: Anlaşmazlığın niteliğine göre davanın idari yargı yerinde görül­mesi gerektiğine, bu nedenle Gaziantep İdare Mahkemesinin 14.10.1992 günlü, E.90/1231, K.92/891 sayılı görevsizlik kararının kaldırıl­masına, 8.4.1996 gü­nünde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümü, E. 1996/19, K. 1996/63, T. 14.10.1992, www.arakarar.com/karar/uyusmazlik-hukuk-bolumu-1996-19-e-1996-63-k-a7b0b7c2c612