İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/198 E. 2023/173 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/198
- Karar No
- 2023/173
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/198 Esas - 2023/173 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2022/198 Esas KARAR NO : 2023/173 HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/02/2022 KARAR TARİHİ : 09/02/2023 KARARIN YAZ. TARİH : 06/03/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ: Davacı vekili mahkememize vermiş olduğu dava dilekçesini özetle; 27/08/2021 tarihinde ... plakalı tırın dönüş yaptığı sırada tıra bağlı olan ... plakalı dorse ile müvekkiline ait ... plakalı araca çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin maliki olduğu ... plakalı araçta 14.000 TL tutarında hasar meydana geldiğini ve tramer kaydı oluştuğunu, buna mukabil değer kaybı yaşadığını, ayrıca onarımında orijinal parça kullanılmadığını, bundan dolayı da zarara uğradığını, tüm bunlara ilaveten aracın 1 aya yakın süre kullanılamaması sebebiyle araç mahrumiyeti zararının olduğunu ve HMK 107 gereği alacağın tam ve belirlenebilir hale gelmesinden sonra arttırılmak üzere 80,00TL değer kaybı alacağı ile 10,00TL araca yan sanayi parça takılmasından dolayı uğranılan zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine zorunlu arabuluculuk müessesesine başvurulmadan iş bu davanın açılmasından dolayı dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davanın görevli mahkemede açılmadığını, görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili firmanın ve araç kullanıcısının davacı tarafın iddia ettiği üzere asli ve tam kusurlu olduğunun kabul edilemeyeceğini, davacı sigortacının talebi üzerine davacıya 23/02/2022 tarihinde 4.500TL değer kaybı ödemesi yapıldığını, aracın onarımının davacının kendi araç sigortasının yönlendirdiği servis tarafından yapılmış ve akabinde iş bu onarıma ait fatura, müvekkili şirket adına diğer davalı sigorta şirketi tarafından ödendiğini, onarım aşamasına müvekkili firmanın dahli bulunmadığını, bu sürece dahil olmayan müvekkili firmanın iş bu nedenle tazminat yükümlülüğü bulunmadığını belirterek, öncelikle arabuluculuk başvurusu olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, dosyanın davaya bakmakla görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiğini, değer kaybı ödemesi yapılmış olduğundan ve kazan kaybı doğmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın dava konusunu tamamen ve açık şekilde belirli olduğunu iddia etmesine rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve bakiye poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, karşı tarafın aracında meydana gelen aracın hasar tazminatı için ise karşı tarafa 23/02/2022 tarihinde 4.450,00TL, ... 28/01/2022 tarihinde toplam 11.731,51 TL rücu tazminat ödemesi gerçekleştirildiğini, davaya konu edilen aracın davaya konu kazadan daha öncesinde bir kazaya karışıp karışmadığının ve aynı bölgeye hasar almış olup olmadığının tespiti gerektiğini, aracın aynı yerde birden fazla hasarının olması, araç geçmişinde 3 ve daha fazla hasar olması ve araç KM'sinin 165.000KM'den fazla olması hallerinde değer kaybı oluşmayacağı için belirtilen hususların tespiti gerektiğini, mağdur aracın müvekkili şirket ile arasındaki ilişkinin ticari bir ilişki olmadığını ve tazminat talebinin de haksız fiilden kaynaklandığını belirterek, kazanç kaybı, araç mahrumiyeti, iş durması ve kira mahrumiyeti gibi dolaylı zararlardan kaynaklı taleplerin doğrudan reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Dava dilekçesi ekinde, arabuluculuk son tutanağı, sigorta şirketine başvuru evrakı, sigorta poliçesi, kasko poliçesi, hasar tespit raporu, kaza tespit tutanağı vs. evraklar ibraz edilmiştir. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezine yazılan yazıya cevap verilmiş, ekinde hasar bilgisi, kaza tespit tutanağı bilgisi ve eksper rapor bilgisi evrakı sunulmuştur. Türkiye Noterler Birliğine yazılan yazıya cevap verilmiş, ekinde araç tescil özet raporu suretinin gönderildiği görülmüştür. ...'ne yazılan yazıya cevap verilmiş, ekinde hasar dosyası, poliçe ve ödeme dekontunun gönderildiği görülmüştür. Adli Trafik Uzmanı bilirkişiden 04/10/2022 havale tarihli rapor aldırılmıştır Samsun Şoförler ve Otomobilciler odasına yazılan yazıya cevap verilmiştir. Makine mühendisi bilirkişiden 29/11/2022 tarihli rapor aldırılmıştır. Davacı vekili tarafından harçlandırılmış bedel artırım dilekçesi sunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sebebiyle oluşan bakiye hasarın ve değer kaybının, ayrıca araç mahrumiyet zararının tazminine yönelik maddi tazminat istemine ilişkindir. 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesinde, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibinin, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı vazedilmiştir. Somut olayda; davaya konu kaza, davacının sevk ve idaresindeki otomobil ile davalı ....'ne ait ... plakalı tırın çarpışması şeklinde gerçekleştiği ve davalı ....'ne ve davalı sigorta şirketine tırın sırasıyla maliki ve zorunlu trafik sigortacısı olmaları hasebiyle husumet yöneltildiği anlaşılmaktadır. Buna göre, uyuşmazlık, 2918 sayılı KTK ve 6098 sayılı TBK hükümleri ile ZMMS Genel Şartları'nın Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih ve 2019/40-2020/40 sayılı kararı uyarınca TBK'ya aykırı olmayan hükümlerine uygun şekilde çözüme kavuşturulmalıdır. Toplanan delillerden; kazanın münhasıran davalı ....'ne ait araç sürücüsü dava dışı İlyas Aytemur'un kusuru ile gerçekleştiği, davacıya ait araçta orijinal parça kullanılmak ve iskonto uygulanmamak şartıyla kaza tarihindeki serbest piyasa rayicine göre KDV dahil 16.431,37-TL tutarında hasar oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı sigorta şirketi vekili itiraz ileri sürmüş ise de; Yargıtay 17. HD.nin 05.03.2015 tarih ve 24664/3863 sayılı kararında da belirtildiği üzere, davacıdan aracının eşdeğer parçalarla onarımını kabul etmesi beklenemeyeceğinden ve aracın orijinal parça kullanılarak tamiri gerektiğinden, ayrıca Yargıtay 17. HD.nin 04.04.2016 tarih ve 14700/4229 sayılı kararında ifade edildiği üzere yedek parçaların rayiç değerinde sigorta şirketinin yedek parça tedarikçisi ile yaptığı anlaşmalar gereği uygulanan iskonto oranı esas alınarak indirim uygulanmasına olanak bulunmadığından, yine Yargıtay 17.HD.nin 04.04.2016 tarih ve 14700/4229 sayılı kararında da kabul edildiği üzere davacı lehine KDV dahil edilerek hasar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden, bu yöndeki itirazlara kıymet verilmemiştir. Hal böyle olunca, davacıya toplam 16.431,37-TL tutarında tazminat ödenmesi gerektiği değerlendirilmiş, davadan önce rücuen ödenen toplam 11.731,51-TL'nin tenziline göre davacının bu yöne ilişkin bakiye zararının (16.431,37-TL - 11.731,51-TL) 4.699,86 TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değer kaybı zararına ilişkin isteme gelince; 2918 s. KTK'nun "Maddi ve Manevi Tazminat" başlıklı 90. maddesi, "Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 6098 sayılı TBK'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır." şeklinde olup, maddede italik olarak yazılı kısımların, Anayasa Mahkemesi'nin 09.10.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 sayılı kararı ile Anayasaya aykırı olduklarına karar verilmiştir. Buna göre ve kararın gerekçesinde belirtildiği üzere, tazminat sorumluluğu ve kapsamının belirlenmesine ilişkin 6098 sayılı TBK'daki genel esaslara aykırı olan Genel Şartlar'ın ilgili hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Trafik kazalarından kaynaklı değer kayıplarına ilişkin tazminat kapsamının ne olduğu konusunda TBK'daki genel hükümlerde bir açıklık yoktur. Bu konuda, Yargıtay'ın müstakar hale gelmiş içtihatları bulunmakta olup, yüksek yargı kararlarında değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki fark olarak tanımlanmış ve araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki farkın göz önüne alınması gerektiği yerleşik hale gelmiştir. 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ve yürürlük tarihinden sonra akdedilen sözleşmelere uygulanacağı öngörülen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "kapsama giren teminat türleri" başlıklı A.5 maddesinde "değer kaybı", maddi zararlar teminatı içerisinde düzenlenmiş, sigortalının sorumlu olduğu araç kazalarında değer kaybının, ilgili branşta ruhsat sahibi sigorta eksperleri tarafından tespit edileceğine ve değer kaybının tespitinin bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre yapılacağına işaret edilmiş, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağı Genel Şartlar Ek-1'de ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda işaret edilen iptal kararına kadar gerek ilk derece ve gerekse istinaf mahkemeleri, değer kaybının ne şekilde hesaplanacağının poliçe tarihine göre belirlenmesi ve zararın 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçeler için "objektif değer kaybı" esasına, sonrasında düzenlenen poliçeler için ise Genel Şartlar'a göre tayin edilmesi gerektiği yönünde kararlar vermiş ve bu kararlarda görülmüştür ki Genel Şartlar ekindeki esaslara göre belirlenen tazminat tutarı zarara uğrayanın gerçek zararının çok altında tespit edilmekte, zarara uğrayanın gerçek zararı karşılanamamaktadır. Buna göre, Genel Şartlar ekindeki esaslara göre hesaplanan tazminat tutarı, genel hükümlere göre tayin edilecek objektif değer kaybı esasına göre belirlenen tutarın çok altında kalmaktadır ve Genel Şartlar'daki bu yöne ilişkin düzenlemelerin tam tazmin ilkesi ile örtüşmeyip genel hükümlere aykırı olduğundan uygulanması mümkün değildir. Bu sebeplerle; ZMMS Genel Şartları Ek-1'deki esasların somut olayda uygulanamayacağı ve değer kaybının objektif değer kaybı esasına göre belirlenmesi gerektiği değerlendirilmiş (Bkz: Ankara BAM 26. HD.nin 24.12.2020 tarih 3184/2069 sk.; İzmir BAM 4. HD.nin 19.02.2021 tarih 85/379 sk.; İstanbul BAM 8. HD.nin 04.02.2021 tarih 868/203 sk.; Antalya BAM 4. HD.nin 03.02.2021 tarih 868/203 sk.; Gaziantep BAM 17. HD.nin 22.01.2021 tarih 1054/80 sk.), hal böyle olunca davacıya ait aracın kaza tarihindeki 2. el piyasa değeri ile kazadan sonraki 2. el piyasa değeri arasındaki farkın (8.000-TL) davacının gerçek zararı olduğu kabul edilmiştir. Bu tutardan, davadan önce davacıya ödenen 4.450-TL mahsup edilmiş ve davacının bu yöne ilişkin bakiye zararının (8.000-TL - 4.450-TL) 3.550-TL olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araç mahrumiyet zararına ilişkin isteme gelince; Davacıya ait aracın 7 gün içinde tamir edilebileceği bilirkişi tarafından saptanmış ve aynı nitelikte bir aracın kaza tarihi itibariyle kiralanacak olması durumunda günlük kira parasının ortalama 350,00-TL tutarında olduğu, 7 günlük araç mahrumiyet zararının 2.450-TL olduğu bildirilmiştir. Bu halde, davacının araç mahrumiyet zararı da tazmin edilmelidir ve bu yöne ilişkin zararının toplam 2.450-TL olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu sebeplerle; sigorta şirketinden sadece bakiye hasar bedeli ve değer kaybı istendiğinden onun yönünden 8.249,86-TL, davalı işleten yönünden ise 8.249,86-TL bakiye hasar bedeli ve değer kaybı ile 2.450,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplam 10.699,86 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İşleten olay tarihinde (TBK m. 117), davalı sigorta şirketinin ise 25/11/2021 tarihli müracaattan 8 iş günü sonrasına tekabül eden 08/12/2021 tarihinde temerrüte düştüğü kabul edilmiş, mezkur tarihlerden itibaren avans faizine hükmedilmiştir. Davanın sadece sigorta şirketi yönünden ticari dava olduğu, davalı işleten yönünden zorunlu arabuluculuk olmadığı gözetilmiş ve davadan önceki zorunlu arabuluculuk ücreti kabul/ret oranına göre sigorta şirketine tahmil edilmiş, özel yetki gereğince mahkememizin görevli olduğu anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 3.550 TL değer kaybı ve 4.699,86 TL bakiye hasar bedeli olmak üzere toplam 8.249,86 'nin (davalı .... yönünden poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere) davalılar .... yönünden 27/08/2021 kaza tarihinden, davalı .... yönünden 08/12/2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müştereken müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 2-2.450,00 TL ikame araç bedelinin 27/08/2021 kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ....'nden alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 730,91 TL karar ilam harcından peşin alınan 267,49 TL'nin mahsubu ile bakiye karar ilam harcı olan 463,42 TL'nin (davalı .... yönünden 296,06 TL ile sınırlı olacak şekilde) davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ile peşin karar ilam harcı olarak yatırılan 267,49 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 5-Zorunlu Arabulucuk sürecinde Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabulucuk ücretinin kabul/ret oranına göre 1.268,05 TL'sinin davalı ....'nden, 51,95 TL'sinin davacından alınarak Hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından ödenen 183,75 TL tebligat ve posta gideri, 2.130,00 TL bilirkişi gideri olmak üzere toplam 2.313,75 TL yargılama giderinden kabul-red oranına göre hesaplanan 2.073,81 TL'nin (davalı .... yönünden 1.992,20-TL ile sınırlı olacak şekilde) davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanan 9.200,00TL vekalet ücretinin (davalı .... yönünden 8.249,86 TL ile sınırlı olacak şekilde) davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesinin 3/2. maddesi gereği hesaplanan 337,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine, 9-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 10-Kararın talep halinde Yazı İşleri Müdürü tarafından taraflara tebliğine, 11-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde, müracaat etmeleri halinde kalemde, müracaat etmemeleri halinde dosyaya hesap numarası bildirmiş ise hesaba aktarmak sureti ile, hesap numarası da bildirilmemiş ise masrafı gider avansından karşılanmak sureti ile PTT vasıtasıyla adreste ödemeli olarak taraflara iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı Ceynak vekilinin yüzüne karşı davalı sigorta şirketi vekilinin yokluğunda HMK 341/2 maddesi gereği KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usülen anlatıldı. 09/02/2023 Katip ¸e-imza Hakim ¸e-imza Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında E-İMZA ile imzalanmıştır.