İlk Derece Mahkemesi · Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/17 E. 2018/39 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2018/17
- Karar No
- 2018/39
- Karar Tarihi
T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2018/17 Esas - 2018/39 T.C. SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2018/17 Esas KARAR NO : 2018/39 HAKİM :... KATİP : ... DAVACI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVALI : ... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 10/11/2016 KARAR TARİHİ : 11/01/2018 KARARIN YAZ. TARİH : 17/01/2018 Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizde yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İSTEM : Davacı vekili 10/11/2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; Davalı şirkete ait olan, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, müvekkilinin sevk ve idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucu yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonrasında müvekkilinin ... Hastanesine kaldırıldığını ve bir gün yatılı tedavi gördüğünü, söz konusu kazada ...'nin 2918 sayılı K.T.K 'nun 53/1-b kuralını ihlal ettiğinin belirlendiğini, kaza neticesinde Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca açılan 2014/9383 sayılı soruşturmada şikayet yokluğu sebebiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, söz konusu kaza sebebiyle müvekkilinin sigorta şirketinden maddi kayıp için talepte bulunduğunu, müvekkilinin söz konusu kaza neticesinde maddi ve manevi zarar gördüğünü belirterek, müvekkili hakkında geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle uğradığı manevi zararın karşılanması amacıyla 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/04/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı ... vekili 29/11/2016 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin gerçekleşmiş olan eylemde kurusunun bulunmadığını, müvekkil şirketin kanundan kaynaklanan kusursuz sorumluluğundan da söz edilemeyeceğini, müvekkil şirketin istihdam eden veya aracı işleten sıfatını haiz olmadığı gibi kazaya sebep olan sürücü ile de hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, kaza tarihinde söz konusu aracın maliki olup yaptığı uzun süreli kiralama sözleşmesi sonrası bu sözleşmeden kaynaklı yükümlülüğünü ifa etmek amacıyla kazaya karışan aracı müşterisinin hakimiyetine teslim ettiğini, davanın ... ihbarı gerektiğini, söz konusu aracın kaza tarihinde hiçbir şekilde müvekkili şirketin hakimiyetinde bulunmadığını belirterek davanın öncelikle husumet yönünden reddini savunmuştur, İhbar olunan ... vekili 23/01/2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin TTK hükümleri uyarınca tüzel kişiliğe sahip tacir olduğunu ve görevli mahkemeninin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, diğer bir taraftan açılan davada davalı şirket tarafından kazaya karışan ... plakalı aracın malikinin kendileri olduğu, aracın işleteninin müvekkili şirket oludğundan bahisle ile sorumlu olmadığı iddia edilse dahi, bahsi geçen araç müvekkili şirket tarafından 07/11/2012 tarihli " araç kiralama sözleşmesi" ile ...'ye kiralandığını, bu şirketin aracın işleteni olduğunu, hal böyle iken müvekkili şirketin kazaya karışan araç üzerinde bir hakimiyeti bulunmadığını, kaza sebebi ile harhangi bir sorumluluğuda bulunmadığını belirterek söz konusu davanın reddini savunmuştur. Davalı Erkan Kömpe'ye dava dilekçesinin tebliğ edildiği davalının cevap dilekçesi sunmayarak davanın inkarı yolunu seçtiği anlaşılmıştır. DELİLLER : Taraf beyanları, Samsun 9. İcra müdürlüğünün 2016/113523 takip sayılı dosyası ve tüm dosya kapsamı KANITLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKÇE: Dava, ... plakalı aracın ... plakalı araca çarpması sonucu meydana gelen yaralanmalı trafik kazasında davacının uğramış olduğu manevi zararın tazmini isteminden ibarettir. Dava Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, anılan mahkemenin 2016/532 Esas 2017/346 karar sayılı ilamı ile davanın zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir. Mahkememizce, görev açısından yapılan incelemede, aşağıdaki nedenlerle Samsun Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varılarak, görevsizlik kararı vermek gerekmiştir. Bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ticari dava olması gerekmektedir. Ticari davalar ise 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK’da yeterli görülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davanın trafik kazası sonucu yaralanan davacının karşı araç sürücüsü ve malikinden manevi tazminat talebine ilişkin olduğu, bu haliyle davanın haksız fiilden kaynaklandığı, haksız fiil sorumluluğunun Borçlar Kanunu'nda düzenlendiği, davacı tacir olmadığı gibi, davanın mutlak ticari davalardan da olmadığı, davada davalı tarafa ait aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi taraf olmadığı gibi manevi tazminat zmms poliçesi teminatı kapsamında olmadığından uyuşmazlığın zorunlu mali sorumluluk sigortasından da kaynaklanmadığı, bu durumda ticari bir davanın varlığından bahsedilemeyeceği ve uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nda düzenlenen haksız fiil hükümlerine göre genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nde çözümlenmesi gerektiği, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin benzer uyuşmazlıklara ilişkin 2017/9216 E 2017/7846 K sayılı, 2017/7339 E 2017/5937 K sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu kanaatine varıldığından mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine, daha önce Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından da görevsizlik kararı verildiğinden merci tayini için dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk dairesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle, davanın HMK 14/1-c ve 115/2. Maddeleri gereği usulden reddine, 2-Davaya bakmakla görevli mahkemenin Samsun Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-Samsun 1. Asliye Hukuk mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden mahkememiz kararının istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Samsun Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesine gönderilmesine, 4-HMK'nın 331/2 maddesi de gözetilerek harç ve yargılama giderlerinin iki haftalık başvuru süresi içerisinde talep olması halinde görevli mahkemede gözetilmesine, bu süre içerisinde başvuru olmaması halinde ise, HMK 20/(1) son cümlesine göre daha sonra talep halinde gerektiğinde mahkememizce karar verilmesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Samsun Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tensiben karar verildi.11/01/2018 Katip... Hakim ...