İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/103 E. 2026/210 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/103
- Karar No
- 2026/210
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/103 Esas - 2026/210 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/103 Esas KARAR NO : 2026/210
BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...
DAVACI : ... VEKİLLERİ : ...
DAVALI : ... VEKİLİ : ...
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2024 KARAR TARİHİ : 01/04/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH :30/04/2026
Yapılan yargılama sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı taraf arasında doğal dizili taş kolye, bilezik işlerine ilişkin yıllardır süren ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda davalıya birçok fatura tebliğ edildiğini ve ödemelerin gerçekleştirildiğini, ancak son fatura olan 20.02.2024 tarihli, ADA2024000000006 numaralı, 3.600.000 TL bedelli faturanın ödenmediğini, faturaya yasal süresinde itiraz edilmediğini, fatura kapsamındaki malların ... plakalı araçla teslim alındığını, bu durumun taraflar arasındaki mesajlaşmalardan da anlaşıldığını, ...'nün 2024/265 E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını belirterek, ...'nün 2024/265 E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir. Davalı vekili cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu faturaya itiraz edildiğini, bu hususta davalıya ... 06.03.2024 tarihli ve 06677 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini ve faturanın iade edildiğini, fatura içeriğinde belirtilen malların teslim edilmediğini belirterek davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmolunmasını istemiştir. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: icra takibine dayanak yapılan fatura sebebiyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, fatura içeriği malların davalıya teslim edilip edilmediği hususlarındadır. İcra dosyası ve arabuluculuk dosyası ilgili dosya olarak eklenerek Uyap ortamında incelenmiştir. Taraflardan ticari defter ve kayıtları istenmiş ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Muhasebeci Bilirkişisi ... 11/10/2025 Tarihli raporunda özetle; Davalı ...'ın incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalı adına düzenlenen 3.600.000,00-TL tutarlı 20/02/2024 Tarih ve ADA2024000000006 Numaralı faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olmadığını, davalı tarafın yasal ticari defter kayıtlarına göre 2024 yılı mali döneminde davacı ...'dan alım satıma ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığını bildirmiştir. Muhasebeci Bilirkişisi ... 27/11/2025 Tarihli raporunda özetle; Davacı tarafın incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, Davacı ... tarafından, Davalı ... adına 20/02/2024 tarih ADA2024000000006 numaralı E-Arşiv Fatura ile 1 adet Doğaltaş Dizi ve 1 adet ... olmak üzere KDV dahil 3.600.000,00-TL tutarında fatura düzenlendiğini, davalı tarafından faturanın ... 06/03/2024 tarih 06677 yevmiye numaralı ihtarname ile iade edildiğini ve ilgili ihtarnamenin 09/03/2024 tarihinde Davacı ... tarafından bizzat teslim alındığını, davacıya ait 2024 yılı yasal defter kayıtlarına göre davalının, davacıya 3.600.000,00-TL borçlu olduğu tespiti yapıldığını bildirmiştir. 4721 sayılı TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK'nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 21. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (... 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197 Karar ) Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” (... 2023/1937 Esas 2025/597 Karar) HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir. (... 2020/2505 Esas 2022/2800 Karar sayılı kararı ve ... 2019/11-328 Esas 2022/154 Karar sayılı kararı) Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Davacı ... tarafından, Davalı ... adına 20/02/2024 tarih ADA2024000000006 numaralı E-Arşiv Fatura ile 1 adet Doğaltaş Dizi ve 1 adet Jeot Doğaltaş olmak üzere KDV dahil 3.600.000,00-TL tutarında fatura düzenleyerek davalıya gönderdiği, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında bu faturanın kayıtlı olmadığı, faturanın düzenlenmesinin ve süresinde itiraz edilmemiş olmasının -fatura davalının kayıtlarına işlenmedikçe- taraflar arasında bu satış sözleşmesinin varlığını ispatlamadığı, bu haliyle davalının faturaya dayanak sözleşme ilişkisini ispat etmekle yükümlü olduğu, davalının sözleşme ilişkisini inkar etmesi ve sözleşmenin senetle ispat sınırını aşması itibariyle davalının bu satış ilişkisini yazılı delil ile ispatının gerektiği, davalının iddia edilen 3.600.000,00 TL tutarlı satış sözleşmesinin varlığını ve mal teslimini usulünce ispatlayamadığı, sunulan faturanın irsaliye yerine geçeceği şeklindeki ibarenin teslimi ispatlamadığı gibi davalıdan sadır olan bur teslim belgesinin de bulunmadığı, satım ilişkisi ve malların teslimi konusunda ispat yükü kendi üzerinde bulunan davacının bu hususa ilişkin herhangi bir yazılı belge sunamadığı, bilirkişi raporlarında davacı tarafından düzenlenen fatura dışında taraflar arasında alım satım ilişkisi, cari hesap sözleşmesi, faturaya konu edilen malların teslimine dair herhangi bir belgenin mevcut olmadığının tespit edildiği, bu haliyle davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde, icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan yasa hükmünde düzenlenen ve kötü niyet tazminatı olarak adlandırılan tazminat, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Önemle vurgulamak gerekir ki, alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İİK’nın 67. maddesi anlamında haksız ise de kötü niyetli olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde, tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. (... 2017/(19)11-950 Esas 2021/1125 Karar) Dosya kapsamına göre davacının kötü niyeti sabit görülmediğinden tazminata hükmolunmamıştır. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının kötüniyeti sabit olmadığından kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına, 3-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcının peşin alınan 43.780,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 42.748,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacıya iadesine, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 510.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk dosyasında Bakanlık bütçesinden kaynaklanan 3.600,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Gerekçeli kararın yönetmelik gereği talep halinde taraflara tebliğine, 8-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzünde, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer asliye ticaret mahkemesine verilecek bir dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/04/2026
Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır