İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/753 E. 2025/18 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/753
- Karar No
- 2025/18
- Karar Tarihi
T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/753 Esas - 2025/18 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/753 Esas KARAR NO : 2025/18 HAKİM : ... KATİP : ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN DAVALI : ... DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/12/2023 KARAR TARİHİ : 14/01/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan), Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... ile diğer tarafta davalı olarak bilinen ... arasında 24.11.2021 tarihli satış sözleşmesi imzalandığını, . Taraflar arasında imzalanan satış sözleşmesine istinaden, davalı şirket davacıya 1 adet genoray marka ppy3d cbct dental panoramik-tomografik röntgen cihazı, 13 farklı fov, İş istasyonu, led monitör, dental tomografi yazılımı ve implant planlama dahil full sürüm lisanslı dicom 3.0 yazılımı ithal edip satışını gerçekleştirmek noktasında taahhütte bulunduğunu, sözleşmeye binaen, davacı satın almış olduğu ürünlere karşılık 100.000,00 TL peşinat ödediğini, 15.01.2022 vade tarihli, 31.01.2022 vade tarihli ve 15.02.2022 vade tarihli 3 adet toplam 183.000,00 TL tutarında çek ile son olarak 1 adet 100.000.00 TL değerinde dental marka panoromik cihazı davalı şirkete teslim etme taahhüdünde bulunduğunu, davalı şirkete edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile sözleşmenin feshedildiğini ve kendilerine ödenen bedellerin iadesini talep ettiğini Sakarya 5. Noterliğinin 30.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi tarafımızca keşide edildiğini, davalı şirkete ödenen peşinatın tahsili amacı ile Sakarya 1. İcra Dairesinin 2021/14530 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ancak borçlu şirket borçlu olmadığı iddiası ile icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, sözleşmeye göre edimini yerine getirmeyen davalının tam kusurlu olduğundan davacı tarafından ödenen bedelin iadesi ile menfi zararımızın hüküm altına alınmasını taleple dava etmiştir. Davalı taraf cevap dilekçesi sunmadığı ve davalının münkir sayıldığı anlaşılmıştır. Sakarya 1. İcra Müdürlüğünün 2021/14530 esas sayılı dosyası uyap sisteminde eklenmiş, Sakarya 5. Noterliğinin 30/11/2021 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi getirtilmiş, Taraflar arasındaki satış sözleşmesi celp edilmiş, DenizBank 'tan ödeme dekontu getirtilmiştir. Birleşen dosya dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ifa edilmemesinden dolayı müvekkilinin uğradığı zararın tespit edilerek şimdilik 5.000 TL menfi zararlarının davalıdan temerrüt tarihi dikkate alınarak işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, mahkememizin 2023/753 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini taleple dava açmıştır. Mahkememizce dosyalar arasındaki bağlantı sebebiyle mahkememizin 2024/561 esas sayılı bu dosyasının Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/753 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Asıl dava, ticari satımdan kaynaklı ödenen bedelin iadesi taleplidir. Mahkememizin birleşen 2024/561 Esas sayılı dosyasında dava, ticari satımdan kaynaklı menfi zararın tahsili yönündedir. Asıl davada ileri sürülen menfi zarar talebinin arabuluculuk görüşmelerinde görüşüldüğüne dair delil olmadığından bu talep yönünden tefrik kararı verilmiştir. Asıl davada taraflar arasındaki anlaşmazlık: Taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen satış sözleşmesinden dolayı davacının ödeme yapıp yapmadığı, sözleşme kapsamında malın teslim edilip edilmediği, sözleşmenin feshedilip edilmediği, davacının ödediği tutarın davalıdan tahsil edilip edilmeyeceği yönünde olduğu anlaşıldı. Birleşen 2024/561 Esas sayılı dosyasında taraflar arasındaki anlaşmazlık: taraflar arasında imzalandığı ileri sürülen satış sözleşmesinden dolayı ortaya çıkan menfi zararın davalıdan tahsilinin gerekip gerekmeyeceği yönünde olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 24.11.2021 tarihli sözleşme incelenmiş olup sözleşme konusunun 1 adet genoray marka ppy3d cbct dental panoramik-tomografik röntgen cihazı, 13 farklı fov, İş istasyonu, led monitör, dental tomografi yazılımı ve implant planlama dahil full sürüm lisanslı dicom 3.0 yazılımı programını ithal edip satışını gerçekleştirme olduğu, sözleşme bedelinin 383.000,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Davacı taraf Sakarya 5. Noterliğinin 30.11.2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği, ödenen 100.000,00 TL'nin iadesini 3 gün içerisinde iadesini istediği, buna yönelik tebligatın davalıya tebliğ edildiği tespit edilmiştir. Kural olarak sözleşmenin haklı feshi halinde fesheden, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan, 6098 sayılı TBK'nın 125. maddesi uyarınca akdin hükümsüzlüğünden kaynaklanan zararın tazminini isteyebilir. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar; sözleşmenin karşı tarafınca yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Kısaca bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamının, başka bir anlatımla karşı tarafın mal varlığına girmese bile o sözleşme sebebiyle cepten çıkan paradır. Müspet zarar ise, sözleşme sebebiyle cebe girmesi gereken paranın, girmemesi sebebiyle meydana gelen zarardır. Bu niteliği gereği müspet zarar daima ileriye dönük olup, bir beklenti kaybıdır. Kısaca, akdin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesinden doğan zarardır. Örneğin, kira geliri kaybı, geciken ifa sebebiyle ifaya bağlı ceza (TBK'nın 179/2 md.), seçimlik ceza (TBK'nın 179/I. md.), eksik işler bedeli, kâr kaybı müspet zarar kapsamındaki alacakları oluşturmaktadır. Olumsuz zarar; dayanağını 6098 sayılı TBK'nın 125/3. madde hükmünden almakta olup, sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarardır. Dolayısıyla, karşı tarafın malvarlığına girsin veya girmesin, sözleşme nedeniyle alacaklının cebinden (malvarlığından) çıkan ve yasal olarak harcanan paradır. Doktrinde hakim olan görüşe ve Yargıtay uygulamasına göre, burada oluşan zarar menfi (olumsuz) zarardır. Menfi zarar, genel bir anlatımla hukuken geçerli olmayan bir borç ilişkisinin geçerli olduğuna inanmaktan (güvenmekten) doğan zarardır. Bu zarar, alacaklının sözleşme yaptığı için uğradığı, sözleşme yapmamış olsa idi uğramayacağı zarar olup, sözleşmeye güvenilerek yapılan harcamaların (giderlerin) tamamı, başka bir anlatımla karşı tarafın malvarlığına girmese bile o sözleşme nedeniyle cepten çıkan paradır. Olumsuz zarar, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça, sözleşmeden dönen alacaklının haklı olması halinde, kusurlu borçludan isteyebileceği zarardır. İnşaatın yapımı süresince oturulacak ev için ödenmesi gereken kira bedeli ile yıkılan binanın enkaz bedeline yönelik talepler menfi (olumsuz) zarar kapsamındaki alacak kalemlerinden bazılarıdır. Her iki taraf da, haksız iseler, hiçbiri olumsuz zararlarının tazminini isteyemezler; sadece, birbirlerine kazandırdıkları yararlı şeylerin iadesini, nedensiz zenginleşme kurallarına göre talep edebilirler. Tazminat borcunun doğması için temel koşul "kusur" olduğundan, tazminat isteyen tarafın "kusursuz" olması gerekir. Bir tarafın "az kusurlu", diğer tarafın "çok kusurlu" olmasının bir önemi yoktur. Az kusurlu olan taraf da sözleşmenin bozulmasına kusuruyla sebebiyet vermiş sayılacağından tazminat isteyemez. Bu gibi durumlarda feshe taraflar "ortak kusuru" ile sebebiyet vermiş olacaklarından tazminat istenemez ve sözleşmenin tasfiyesi gerekir. Tasfiyeden amaç, tarafların sözleşme etkisinden kurtulması, sözleşmenin yapıldığı tarihteki durumlarına geri döndürülmesidir. Böylelikle taraflar eser sözleşmesi nedeniyle birbirlerinin malvarlığına kattıkları değerlerin iadesini isteyebilecektir. Borçlu, alacaklının talep ettiği olumsuz zararı ödemek istemiyorsa, direnime (temerrüde) düşmekte kusurlu olmadığını kanıtlamak zorundadır. Aksi halde, zarardan sorumlu olur. Çünkü, yasa koyucu, anılan 125/3. madde hükmünde borçlunun kusurlu olduğunu karine olarak kabul etmiştir. Bu karine, alacaklı lehine olup; alacaklı, borçlunun kusurlu olduğunu kanıtlamak zorunda değildir; sadece, kendi zararını ve bunun miktarını kanıtlaması yeterlidir. TBK'nın 125. maddede borçlunun temerrüdü halinde alacaklının seçim hakları düzenlenmiş olup, alacaklı sözleşmeden dönme yolunu seçmiş ise, sözleşmenin hükümsüzlüğünden doğan zarar (menfi zarar), kapsamında kalmayan müspet zararlarını isteyemez. Somut olayda; Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 24.11.2021 tarihinde imzalandığı, davacının sözleşmeyi feshettiği Sakarya 5. Noterliğinin ... Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesine kadar sözleşme konusu edimlerin davalı tarafça yerine getirilmediği, yine sözleşme gereği peşin olarak ödenmesi gereken 100.000,00 TL'nin davalıya ödendiği, şu durumda davacı sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen davalının üzerine düşen edimleri yerine getirmediği anlaşılmakla davacının sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği sonucuna varılmıştır. Dosyaya alınan banka hesap hareketine göre davacının 18.11.2021 tarihinde "...genoray tomografi cihazı peşinatı 50.000TL... " açıklaması ile iki ayrı ödemeyi davalıya eft yoluyla yaptığı, bu ödemenin olmadığına dair davalı tarafça delil ibraz edilmediği, ayrıca davalının sözleşme konusu cihazı teslim ettiğine dair de delil ibraz etmediği anlaşılmakla davacının bedelin iadesi yönündeki talep haklı görülmüş ve asıl davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı davalıyı Sakarya 5. Noterliğinin 30/11/2021 Tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile temerrüte düşürmüş olup davacı alacağa arabuluculuk son oturum tutanağı tarihinden itibaren faiz işlenmesi talebinde bulunmuştur. Çoğun içinde azında olacağı konusu dikkate alınarak alacağa arabuluculuk son oturum tutanağı tarihinden itibaren faiz işletilmiştir. Birleşen 2024/561 Esas sayılı dosyada ileri sürülen talep sözleşmenin feshinden dolayı sözleşmenin yerine getirileceğine duyduğu güvene dayanarak kaçırılmış elverişli fırsatlara yönelik menfi tespit talebidir. Davacı sözleşme süresince başkasıyla sözleşme yapma olanağının kaçırıldığını, teslim edilmeyen cihazın günümüz şartlarında maliyetinin hesap edilerek davacının uğramış olduğu zararın tespitini istemektedir. Ancak dava dilekçesinde davacının ne tür fırsatları kaçırdığı, ne tür bir zarara uğradığı konusunda somut delil ileri sürülmemiştir. Davacı vekilinin 13.01.2025 tarihli beyan dilekçesinde döviz kurundaki ani artıştan da söz edilmiştir. Ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade ifa etmeme nedeniyle davacının şahsen ve somut olarak uğradığı zararın ispatlanması gerekir. Davacının cihazı teslim edilmemesi nedeniyle zarara uğradıklarını ileri sürmüş ise de davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun yasal çerçevede ispatlandığı söylenemeyecektir. Ayrıca sözleşme gereği davacı peşinat olarak 100.000,00 TL'yi ödemiş olup sözleşme bedelinin tamamını da ödememiştir. Bu durumda yine talebin haklı olmayacağı sonucuna varılmıştır. Yapılan açıklama doğrultusunda birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; -ASIL DAVA BAKIMINDAN; 1-Açılan davanın KABULÜ İLE, -100.000,00-TL'nin arabuluculuk son oturum tutanağının düzenlendiği tarih olan 12.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 6.831,00-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.793,14-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 5.037,86-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 269,85-TL Başvuru Harcı, 1.793,14-TL Peşin/nisbi Harcı, 1.507,99-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 3.570,98TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra yatırana İADESİNE, 6-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.600,00 TL giderin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği taraflara tebliğine, BİRLEŞEN 2024/561 ESAS SAYILI DAVA BAKIMINDAN; 1-Açılan davanın REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 187,80-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00 TL giderin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin yüzünde, davalı vekilinin yokluğunda verilen kararın, taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 14/01/2025 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza