İlk Derece Mahkemesi · Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/637 E. 2024/757 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/637
- Karar No
- 2024/757
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO : HAKİM : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLLERİ : VEKİLLERİ : DAVA : İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : KARARIN MAHİYETİ : GÖREVSİZLİK Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Tic. Ltd. Şti. tarafından yapımı tamamlanan toplam 80 dairelik konuta davalı şirket tarafından mutfak mobilyası ve daire iç kapıları imal edilerek montaj işlemi yapılmıştır. Davalı şirket ile müvekkil arasında akdedilen bahsi geçen sözleşmelere istinaden müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğu, iş bu alacağa istinaden Konya . İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından icra takibine girişilmiş ancak davalı şirket tarafından yapılan itiraz üzerine icra takibi durdurulduğunu, davanın kabulüyle; Konya . İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine yapılan itirazın iptaliyle takibin devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; Davacı tarafın haksız ve mesnetsiz olarak açmış olduğu işpu davanın tüm talep ve ferileriyle reddine, dava ve icra takibinde haksız ve kötü niyetli olan davacı aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. Konya Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında; ... unvanlı tacir kaydının bulunmadığı, Konya Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanlığına yazılan müzekkere cevabında; ... adına esnaf kaydının bulunmadığı, Konya Vergi Dairesi Başkanlığına yazılan müzekkere cevabında; ... ve kanuni temsilcisi olduğu dairemiz 9460190023 vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi ... San.tic.ltd.şti' nin tarh dosyalarının ve Başkanlığımız bilgisayar kayıtlarının tetkikinde konusu mükelleflerin 2020-2021 yıllarına ait herhangi bir mükellefiyeti bulunmadığını bildirmişlerdir. Mahkememizce 12/04/2023 tarihinde mahalinde keşif icra edilmiştir. Mahkememiz ara kararı gereğince dosyanın İnşaat mühendisi bilirkişi ... ve SMMM ...'e tevdii ile düzenlenen müşterek rapordan özetle; Konya İli, ... İlçesi, ... Sokak NO:1... ... ... ... ... adreslerinde bulunan ... (... Konutları) Sitesi ve Konya İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde kayıtlı 6.306,33 m2 arsa üzerine yapılmış7 Katlı 1 Adet Betonarme Apartman ve 7 Katlı 3 Adet Betonarme Mesken ve Arsası vasıflı taşınmazın; Sözleşmeye konu 80 adet dairenin vestiyerlikleri, mutfak dolapları ve iç kapıların yapımı ile taraflar arasındaki sözleşmelere göre davacının alacağı; Davacının iddiasına göre: İcra takip tarihi (03.11.2021) itibariyle piyasa rayicine göre davacı alacağı 55.524,00 TL Dava tarihi (16.09.2022) itibariyle piyasa rayicine göre bedeli davacı alacağı 121.312,80TL Davalının iddiasına göre; dava dışı ... inşaat. A.Ş ile yapılan sözleşme ve ticari defter kayıtlarına göre 334.800 TL fatura düzenlendiği fatura açıklama kısmının 744 adet KAPI PVC kapsadığı davacı ve davalı arasındaki sözleşmeye göre davacı alacağı 10.044,00 TL olduğunu bildirir rapor tanzim etmiştir. Aynı bilirkişi heyetine eşya konusunda uzman bilirkişi ... dahil edilerek düzenlenen müşterek ek rapordan özetle; ... ile dava dişi ... Tic, Ltd. Şti arasındaki sözleşme (01.06.2020) tarihine 8 göre göre PVC kapı satışından davacı alacağı; 14.014 TL Davacı tarafın komisyon alacağı olarak hesaplanmıştır. İcra takip tarihi (03. ll. 2021) itibari i ile : piyasa rayicine göre göre PVC kapı satışından davacı alacağı; 29.302,00 TL Davacı tarafın komisyon alacağı olarak hesaplanmıştır. Dava tarihi (16.09. .2022) itibari ile piyasa rayicine, göre PVC kapı satışından davacı alacağı; 73, 892 TL. Davacı tarafın komisyon alacağı olarak hesaplanmıştır. İcra takip tarihi (03.11.2021) itibari ile piyasa rayicine göre göre mobilya satışından davacı komisyonu; 21 604.80TL Toplam komisyon tutarı. Dava tarihi (16.09. 2022) itibari ile piyasa rayicine göre mobilya satışından davacı komisyonu; 50.568,00 TL Toplam komisyon tutarı olduğunu bildirir müşterek rapor tanzim etmişlerdir. Mahkememiz dosyasına kazandırılan bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir. Mahkememizin 13/11/2024 tarihli duruşmasında davacı asil beyanında: "Benim talep ettiğim alacağın asıl kaynağı davalı ... ... Ltd Şti ve ... ... Ltd Şti ile yapılmış olan sözleşmeden kaynaklı bir alacağım vardı, bunları ben buluşturdum, bu sözleşmede bu nedenle yapıldı, bu sebepten kaynaklı da alacağım vardır, 2018 yılında bu arkadaşlarla tanıştım, 5-6 ay kapı üretimi yaptık, ben her şeyin yazılı olması gerektiğini söyledim, yaptığımız işler karşılığı zarar ettik, ban bunlar söylenmedi, parayı vermeyeceklerini söyledi, benim bundan alacağım var, 2018' den beri bu alacağımı alamadım, artık bu davanın bir an önce dolar kur vb şekilde değerlendirilip sonuçlanmasını ve alacaklarımın bana verilmesini talep ediyorum, ben hakkımı istiyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Davacı vekili davalı aleyhine İtirazın İptali davası açtığı görülmüştür. Davaya konu olan "... ve .... Ltd. Şti arasında imzalanan 17/12/2019 tarihli sözleşme ile ... yapılan bu anlaşmaya istinaden yapılmış veya yapılacak olan bütün işler karşılığında 60 000,00 TL (ATMIŞBİNTL) alacağı olup bu alacağını 15/06/2020 tarihinde ... Ltd. Şti. tarafından nakit olarak ödenecektir. ... 29/11/2019 tarihinde işten ayrılmış olup aldığı işlerden tamamlanan ve tamlanmayan tüm işlerin risklerindende sözleşmedeki oran kadar sorumlu bulunmaktadır. Sözü edilen bu işlerin tamamlanması ödemelerinin eksiksiz olarak yapılmasının takibini ... 15/06/2020 tarihine kadar takip edeceği ve ödemesi yapılmayan evrakların ödemelerinin ödeme gününden bir hafta sonra sözleşmede belirtildi miktarda sorumlu olduğu kadar ve nakit olarak ödeme yapılması uygun görülmüştür. Yalnız bu işler içinde Yeşil Yapı İnş. Ve Damla İnş. ait işlerin sorumlulukları ve risklerinden sorumlu değildir. Yapılması kesinleşmeyen ... ya ait olan işin .... İnş. Ltd. Şti. tarafında yapılması durumunda ... e belirlenmiş olan oran tutarında ödeme yapılacaktır." şeklinde imzalanan sözleşme ve "... ve .... Ltd. Şti arasında imzalanan 16/07/2019 tarihli sözleşme ile; Ödeme Şartları ... Ltd. Şti. Yapılan Kapı Şatışlarına İstinaden Her Ay ... 5 000,00 Tl (beşbintl) Ödeme Yapılacaktır. Her 6 (altı) Ayda Hesap Görülecek Ve Şahıslar Arasındaki Hesap Kapatılacak. Ayrıca ... E İphone 6x Alınacak 6. Ayda Görülecek Hesaptan Düşülecek Araç Temin Edilip Yapılacak Bütün Harçamalar Hesap Görülürken Ortak Olarak Eşit Sekilde Paylasılacaktır." şeklinde imzalanan sözleşmeler dikkate alındığında, 6098 Sayılı TBK'nın 520. Maddesinde; "Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Simsarlık sözleşmesine, kural olarak vekâlete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Aynı kanunun 521. maddesinde; Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır. Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir. Simsarlık sözleşmesinde simsarın yapacağı giderlerin kendisine ödeneceği kararlaştırılmışsa, simsarın faaliyeti sözleşmenin kurulmasıyla sonuçlanmamış olsa bile giderleri ödenir. " şeklinde düzenlemeler yapıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.12.2018 tarih ve ... Es. ... Kar. Sayılı içtihadında;" Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle kısaca tellallık sözleşmelerine değinilmesi yerinde olacaktır. Bu doğrultuda, yürürlük tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) konu ile ilgili düzenlemeleri incelendiğinde; Tellallık öyle bir sözleşmedir ki, onunla tellal, ücret karşılığında bir sözleşmenin yapılması olanağını hazırlamak ya da yapılmasına aracılık etmekle görevlidir (BK. m. 404/1). Tellallık sözleşmesinde ilke olarak vekillik kuralları uygulanır (BK. m. 404/2). Taşınmaz mal tellallığı sözleşmesi, yazılı biçiminde yapılmadıkça geçerli olmaz (BK m. 404/3).Tellallık fırsat gösterme veya aracılık etme tellallığı olmak üzere iki şekilde gerçekleşebilir. Fırsat gösterme tellallığında; sözleşmenin kurulması fırsatına ait bilginin sağlanması söz konusu olur. Aracılık etme tellallığında ise; aracılık tellalı iki tarafı bir araya getirmek ve olası düşünce uyuşmazlıklarını gidermek için uğraşmak zorundadır (... .: Borçlar Kanunu, Ankara 2003, c. 8, s. 8975). Somut olayda yanlar arasında düzenlenen sözleşme göz önüne alındığında bu sözleşmenin aracılık etme tellallığı olduğu anlaşılmaktadır. Yasal düzenlemede, tellallık sözleşmesinde ücret öğesinin yanı sıra içeriği de belirlenmiştir; diğer bir deyişle Yasaca (BK. m. 404) ücret bu sözleşmenin zorunlu öğesi olarak öngörülmüş ve konusu da bir sözleşmenin yapılması olanağını hazırlamak ya da yapılmasına aracılık etmekle sınırlandırılmıştır. Böylece tellallık sözleşmesi vekillik sözleşmesinin, konusu belirli ve tellallığın her zaman ücrete hak kazandığı özel bir çeşidi olarak düzenlenmiş ve bu bağlamda genel olarak vekillik sözleşmesi kurallarının uygulanması hükme bağlanmıştır. Yaptığı hazırlık ya da aracılık sonucunda sözleşme meydana gelince, tellal ücrete hak kazanır (BK. m. 405/2). Sözleşme erteleyici bir koşulla yapılmışsa, tellallık ücreti, koşulun gerçekleşmesiyle ödenmek gerekir (BK. m. 405/2). (... : Türk Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, İstanbul 2002, c. 2, s.1124 vd.; ... : Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler, İstanbul 1997, s.705 vd.) BK’nın “tellallık” olarak isimlendirdiği bu hukuki kurum 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) “simsarlık” olarak belirlenmiş olup özü itibariyle BK’daki hükümlere paralel bu kanunun ilgili kısımlarına değinmek gerekirse; TBK’nın 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesinin tanımı "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde yapılmıştır. Bu hüküm mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır ( Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2016 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararı). Simsarlığın önem ve yararı şu şekilde açıklanmaktadır: Bir akdin yapılması için tarafların birbirleriyle buluşmaları lazımdır. Fakat bu buluşma her zaman kolay bir şekilde olmaz; hatta çoğu zaman bazı zorluklarla karşılaşılabilir. Mesela taraf olacakların birbirlerini tanımamaları, ayrı ayrı mahallerde bulunmaları, aynı dili konuşmamaları gibi sebepler onların birbirini bulmalarına ve sözleşmeyi yapmalarına mani olabilir. İşte çeşitli sebeplerden ötürü bir araya gelemeyen kimseleri birbirlerine yaklaştırmak hususunda aracılık yapmayı kendilerine meslek edinen şahıslardan müteşekkil bir sınıf olup, eski zamanlardan beri mevcuttur. Zamanımızda iş âleminin zaruri kıldığı ihtisaslaşma ve iş bölümü dolayısıyla tellallık mesleği ticaret hayatının vazgeçilmez bir unsuru hâline gelmiştir. Simsarlık sözleşmesi, simsar ile iş sahibi arasında haklar ve borçlar meydana getirmektedir. Kanun’un 521-525. maddeleri arasında sadece simsarın ücret alacağı düzenleme konusu yapılmıştır. Simsarlık sözleşmesi ile ilgili diğer hususlarda, 520/2. maddesinin yollaması gereği vekâlete ilişkin TBK’nın 502. ve devamı hükümleri uygulama alanı bulacaktır. Simsarın ücrete hak kazanma zamanı ve giderlere ilişkin alacağını düzenleyen TBK’nın 521. maddesine göre "simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır" (521/1). Böylece simsar, sözleşme konusu hizmetin bir akdin kurulmasıyla sonuçlanması durumunda ücrete hak kazanmaktadır. Simsar söz konusu hizmeti yerine getirmezse ücret alacağı elde edemeyecektir. Ancak sözleşmede aksi kararlaştırılabileceği gibi işin niteliğinden de aksi sonuca varılabilir. Simsarın ücret alacağının doğumu için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gerekir: a) Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi (vekâlet veren) ile üçüncü kişi arasında kurulması gerekir. Bu şart, iş sahibinin, kendisine teklif olunan üçüncü kişilerle sözleşme yapmayı sebepsiz olarak reddetmesi hâlinde de gerçekleşmiş sayılmalıdır. Ücret alacağının doğumu için, bu sözleşmenin ifa edilmesi gerekli değildir. Taraflar, asıl akit kurulmamış olsa bile, ücret ödenmesini kararlaştırabilecekleri gibi ücretin, sözleşmenin ifa edilmesi durumunda ödeneceğini de kararlaştırabilirler. b) Asıl sözleşmenin kurulması ile simsarın faaliyeti arasında nedensellik ilişkisi bulunmalıdır. TBK bu şartı, "yaptığı faaliyet sonucunda" sözleriyle ifade etmiştir (m. 521/1). Bu şartın aksi de kararlaştırılabilir. c) Anılan Kanun’un 523. maddesinde (BK. m. 407) düzenlenen ve simsarın ücret ve giderlere ilişkin alacağının kaybı sonucunu doğuracak durumlardan birinin gerçekleşmemesi gerekir (... .: Borçlar Hukuku Dersleri Özel Hükümler, 9. Baskı, İstanbul 2011, s. 604 vd) . Anılan mevzuat hükümlerinde kanun koyucu tellallık sözleşmesinin genel hatlarını çizmiş olup tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereği bu sınırlar dâhilinde hukuki ilişkilerini şekillendirebileceği açıktır. " Yargıtay .Hukuk Dairesi'nin 28/11/2022 tarih ve ... Es.... Kar. Sayılı ilamında; " Tellallık (simsarlık) sözleşmesi mülga 818 sayılı Borçlar Kanununun 404-409 maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520-525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/1. maddesinde simsarlık sözleşmesi "...simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir" şeklinde tanımlanmıştır. Bu hüküm, mehaza uygun olarak, "Simsarlık, simsarın bir ücret karşılığında, ya diğer tarafa bir sözleşmenin kurulması fırsatını göstermeyi ya da ona bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmeyi borçlandığı bir sözleşmedir" şeklinde anlaşılmalıdır. Simsarlık sözleşmesinin unsurları şu şekildedir: a) Simsarlık ilişkisinin tarafları simsar ile iş sahibidir ve simsar, iş sahibi için, konusu özel olarak belirlenmiş bir vekalet edimi üstlenmiştir. O (simsar), iş sahibi için yerine getireceği faaliyetin karşılığında ücret alacaktır. b) Simsarlık faaliyetinin konusu, çeşitli işlere ilişkin sözleşmelerin kurulması hususunda aracılık etmektir. Bu aracılık faaliyeti, bir sözleşme kurma fırsatı vermek şeklinde olabileceği gibi bir sözleşme görüşmesi için aracılık etmek şeklinde de olabilir. Simsarın kural olarak iş sahibini temsil yetkisi yoktur; fakat sözleşme ile kendisine bu yetki verilebilir. c) Simsarlık ilişkisi, simsar ile iş sahibi arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Simsar ile iş sahibi arasında sürekli bir hukuki bağlantı yoktur. Simsarlık sözleşmesinin geçerliliği bir şekle bağlı değildir; ne var ki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 520/3. maddesi (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu m. 404/3) taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi için bir geçerlilik şekli kabul etmiştir. Buna göre, "taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz". Simsarlık faaliyeti sonucu kurulacak sözleşme herhangi bir nitelikte sözleşme olabilir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2017 gün, ... E., ... K. sayılı kararında da aynı ilkelere işaret edilmiştir." şeklinde kabul edilmiştir. Yine 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK. nun 5/3.maddesinde; "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlemenin yapıldığı, Bu düzenleme ile Ticaret Mahkemeleri genel mahkemeler içinde yer alan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bir dairesi olmaktan çıkarılarak genel mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun kabul edildiği, yine 6102 sayılı TTK.nun 4. Maddesinde Ticaret Mahkemelerinin görevine giren dava ve çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği, dava şartlarına ilişkin düzenlemenin HMK.nun 114. ve 115. maddelerinde düzenlendiği, Mahkemelerin görevlerine ilişkin düzenlemelerin 6100 sayılı HMK.nun 1.2.3.4. maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 2.maddesinde;"Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenlendiği, yine 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6335 Sayılı Kanun ile değişik 6102 sayılı TTK. nun 5/3.maddesinde; "Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk ve diğer Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." şeklinde düzenlemenin yapıldığı, Bu düzenleme ile Ticaret Mahkemeleri genel mahkemeler içinde yer alan Asliye Hukuk Mahkemelerinin bir dairesi olmaktan çıkarılarak genel mahkemeler arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğunun kabul edildiği, yine 6102 sayılı TTK.nun 4. Maddesinde Ticaret Mahkemelerinin görevine giren dava ve çekişmesiz yargı işlerinin düzenlendiği, dava şartlarına ilişkin düzenlemenin HMK.nun 114.ve 115.maddelerinde düzenlendiği, HMK.nun 114/1-c maddesinde mahkemenin görevli olmasının dava şartı olduğunun, aynı kanunun 115.maddesinde mahkemenin dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağının ve taraflarında her zaman ileri sürebileceğinin, dava şartlarının noksan olması halinde davanın usulden reddine karar verileceğinin, HMK'nun 138/1.maddesinde mahkemenin öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğinin düzenlendiği görülmüştür. Eldeki dava ile ilgili olarak 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır. HMK'nın 115. maddesine göre Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır hükümleri bulunmaktadır. HMK'nın 114/1-c maddesi uyarınca görev dava şartıdır. HMK'nın 115. maddesine göre Mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırmak zorundadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK.4.maddesinde tahdidi olarak sayılan dava türlerinden olmadığı gibi davacının gerçek kişi olduğu, tacir olmadığı, eldeki davanın İtirazın İptali davası olduğu davanın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği anlaşılmaktadır. Somut olayımızda davanın İtirazın İptali davası olduğu, davacının ticari işletme ile ilgili olmadığı (oda kayıtlarına göre davacının tacir olmadığı) anlaşılmıştır. Taraflar arasında simsarlık sözleşmesi vardır. Zira davalı ile dava dışı Camplaza Ltd. Şti. Arasında yapılan sözleşme nedeniyle alacak iddiası nedeniyle icra takibi - dava açılmıştır. Simsarlık sözleşmesi TBK'da düzenlenmiştir. TTK 4 maddesindeki atıflarda simsarlık sözleşmesi yoktur. Tüm dosya kapsamı ve kanunun yukarıdaki maddeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde (Y. HGK 10.02.2016, ... E, ... Sayılı İlamının da aynı doğrultuda olduğu görülmüş, (... ; Ticaret Mahkemesi'nin görev alanını belirleyen ilam)) Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine, Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE 1-Dava dilekçesinin görev yönünden reddi ile mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemelerinin GÖREVLİ olduğuna, 3-6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin mahkememize başvurması halinde dava dosyasının görevli KONYA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE, 4-6100 sayılı HMK.nun 20/1.maddesi gereğince kanun yoluna başvuru halinde bu başvurunun reddi halinde red kararının veya görevli yargı yerinin belirlenmesi halinde bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde taraflardan birinin başvurması halinde dava dosyasının Konya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, bu süre içerisinde taraflardan birinin başvurmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına KARAR VERİLMESİNE, 5-6100 sayılı HMK.nun 331/2.maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin davaya görevli mahkemece devam edilmesi halinde görevli mahkemece, aksi takdirde talep halinde mahkememizce DEĞERLENDİRİLMESİNE, Dair, davacı vekilinin ve davalının yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek dilekçe ile Konya Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.13/11/2024 Katip Hakim